Gezenti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezenti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2011 Pazartesi

Annem 5 Buçukta Evde Ol Dedi.

Bugün çok komik bir gündü. İlk tenefüste Kaçık geldi, Adaş hakkında kaş göz yaptı yine, "Bir daha ki tenefüs Şaşkın gelecek o zaman bak gör sen!" dedi güldü. Bende "Yedim ayvayı desene," deyip güldüm. Sonraki tenefüs Şaşkın geldi anladım ki cidden ayvayı yemişim. Geldiler konuştuk koridorda falan. Sonra gittiler getirdiler Adaş'ı yanıma. Ey allaam ya. :D Çıkma teklifi etti. (bu olayda çok garibime geliyor başka bir yazının konusu olsun.) Adaş'la çıkıyoruz :)
Beden dersinde basketbol oynayalım dedik. Ama gülmekten koşamadım. Psycho, Sessiz, ben, Ayı falan oynadık, Ayı çocuğun tekine "SIĞIRİSTAN" dedi. "Öh öküz ya hep senin yüzünden kaybediyoruz." "Kurbanda niye seni kesmediler ki anlamıyorum." da dedi. Biz Sessiz'le bir güldük bir güldük. :D Boşuna adı Ayı olmadı onun. O gerçekten doğal ortamından kopartılmış bir ayı o, top bendeydi topu almaya çalışırken çeneme ittirdi topu. Çenem zaten yeterince problemli (takırdıyor -,-) daha da kafayı yedi. Sonra öğlen yemek yemeğe gittik, BilekBeri, biz yemek yerken Şaşkın'la, geldiler. Biz küsüz BilekBeri'yle falan. Gezenti beyefendi hepsini kanatlarının altına aldı. Nasıl dolduruyorsa artık. Herkes atara girdi, hep Kaçık, ben, Adaş, Şaşkın takılıyoruz diye. Şaşkın'a atar yapmışlar "Hep onlarlasın," diye. Benim arkamdanda demişler diyeceklerini. Gülüp geçiyorum,  "Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir.." (B. Dylan) Neyse geldiler işte, ikidir ayrı masaya oturuyoruz. Oradaki çocuk bile şaşırdı artık. -
Camp Lazlo'da, Lazlo az önce "Aşık olanlar şekerleme kızartmaz" dedi.
Ben cidden kardeşim diyebileceğim insanları buldum. Gerisi önemli değil. :) :)

22 Aralık 2011 Perşembe

Her Şey Daha Güzel !

Bir insan benim için ne kadar çabuk değer kazanırsa, o değeri o kadar çabukta kaybedebilir. Gezenti'nin belki değeri çoktu ama çabuk kazanmıştı o değeri, çok çabukta kaybetti. Bir lafıyla sadece. Neyse, şimdi çekemiyor ben Kaçık'la konuşuyorum diye. Batıyor tabi. Geçen gün konuşuyorduk Şaşkın'la. "Adaş, sen, ben, Kaçık güzel grup olduk" falan dedi. (:
**Lan, geçen hafta biz Gezenti'yle küfürleştik ya, rahatladım be. Vallahi.
Okulda fotoğraf çekimi vardı. Süperiz yani sınıfça :D <3
Bugün güzeldi :)

14 Aralık 2011 Çarşamba

çarşamba çarşafa dolanır.

Gezenti ve tayfası MY1'e öğle arasında sigara içerken yakalanmışlar. Köpek gibi içiyolar zaten. 1,5 ders boyunca MY1'in odasındaydılar. Eşyaları kalmış sınıfta arkadaşıyla, almaya geldiler. Nasıl kızarmış ama :D Ağlayınca kızarıyor pancar gibi :D Onlarda salak ya, ulu orta içilir mi? Bişey yapıcaksanız adam gibi yapın yani :D Akıllı, Gezenti'nin arkadaşlarıyla birlikte tenha bi yerlerde görülmüş canlarım. O azmış kalabalık grubun yanında Akıllı tek başınaymış. Eh, "Biliriz Biz Böylelerini Koçumm" demiştim ben. Orada ne yaptıklarıysa merak konusu bilmiyoruz :D (Direk yayılmış bu arada olay. Resimci "yakalananlar arasında kim varmış?" falan diye sordu. Bende Psycho'ya kaç kere sordum kim bilir, unutuyorum hep. Ama kalabalıklarmış. Baya isim saymışlardı yani. Neyse canlarıms. Beni ilgilendirmiyor.)
Bugün yemekhanede yemek iğrençti. Olduğu gibi geri verdim tabağı. -Zorunda kaldım. Karnım doymadı ya.  Tavuk sote ağacı çıkacak artık içimde, yakındır yani. Kaç oldu aynı yemek. Bide bi çorba yapmışlar. Faili meçhul resmen. Ne buldularsa içinde atmışlar. Merba, ben İngilizceci birlikte yemek yiyorduk, doğru düzgün kimse bir şey yemedi/yiyemedi. Gördüm zaten herkes boyuna çöpe döküyordu :D
Öyle gümbürtüye gitti bugün, matematikçinin laf altından verdiği mesajlarla, inkılapçının ani sözlüsüyle geçti..
Çarşamba çarşafa dolandı, nevresim değiştirmem lazım. Hadi öptüms x

4 Aralık 2011 Pazar

yetti !

Kavga ettik Gezenti'yle.  Hala hafiften hissettiğim bir şeyler var belki ama bir daha asla! Son kezmiş, unutmayaymışım. Son merak etme dedim bende. Ayrılan benim bu sefer. Tepemi attırdı. Salak salak konuştu bana. Bende çekemedim. Hiçbir şeyin değilim bundan sonra dedim. Facebook'ta yine engelledi. Alışkanlık yaptı artık :D Okulda kolay olmıycak belki ama yeter artık uğraşamam onun maçoluğuyla siniriyle. Sıktı artık. Bir şeyi abartıyoda abartıyo yani. O eski sevgilisini (ki o kızla uzun bir süre çıktılar, herkes "Gezenti onu cidden çok seviyodu" falan der hala sorsanız, eski okulumda baya konuluşuluyolardı) yolda durdurmalar, evinin oralara gitmeler (ki kızın evi ebesinin biyerlerinde baya uzak onların evine üşenmemiş gitmiş bana tirip atıyodu ben gelemem falan hep diye, ama onların ev bizim eve onun yürüme hızıyla diyim, 3 dakikalık kızınki en az 1 saat-45 dakikalık yürüme mesafesi var), dışarı çağırmalar(kız çıkmamış) falan. Ben söyleyine kıvırdı ama arada boynuzu yedim gibi. Eh, neyse bu Gezenti meseleside kapanmıştır artııık.
x

2 Aralık 2011 Cuma

belki bir daha asla.

İlk iki ders fendi. Sıvıların basıncıyla ilgili deney yaparken bir çocuk var -Kurbağa olsun adı-, hocaya yakın bir yerde oturuyordu. Fenci su dolu balonu onun üstüne attı. Zaten atmadan öncede balon deldiğinden çevredekiler sudan nasiplerini aldılar. Çok komikti fen, eğlendik baya fencide genelin aksine pek bir neşeliydi. Sonraki  iki ders matematikti, şu öpüp geçen matematik sınavından 93 aldım. Sayısalcı'yla önceden bir kızla dalga geçmiştik 97 alınca Türkçe'den baya bir sevinç gösterisi yaptı diye. Bende o yüzden "93! 93! 93!" diye bağırdım, çaktım falan pek bi haşır neşir olduk.
Öğlen yemekhaneye indim, artık Psycho'da okulda yiyiyor şaşırdım. Her neyse, 5. dersin sonuna doğru MY1 geldi. "2.05te spor salonuna indirin öğrencileri, maç var" dedi. Öğretmende test dağıtmıştı onları çözüyoduk. Bitince aldık çantaları indik aşağı. Yukarı oturalım dedik. Bi' çıktık tribüne, baktım ki Gezenti orda! Gittim onun bi altındaki yere oturdum. Saçlarımı kokladıı. Şaşkın'ın solunda BilekBeri onun solunda da ben vardım. BilekBeri, döndü bana arkasını, boyuna Şaşkın'la konuşuyo. Anında unuttu yani. Çok yapıyor bunu. Sonra bir grup mal geldiler, eski okuldan tanıdığım ikizler, şişe dibi gözlüklü 1010'un arkadaşı olan bir mal ve bi' arkadaşımın eski sevgilisi ordaydı. O şişe dibi gözlüklü dediğim çocuk kokuyo falan bide iğrenç :| onu görünce aklıma 1010 geldi, onun takıldığı ortamlar aşırı uzaktı bana. Dolayısıyla hiç karşılaşmıyoruz. Zaten taşınıcaz falan diyodu, ama kim taşınıcaz dediyse hep kaldığından kalırlar diyordum. Bir flashback oldum. Geçen yıl eski okul falan, hani ölmeden önce hayatın bir şerit gibi gözlerinin önünden geçer diyorlar ya :D aynı öyle oldum. Her şeyi en baştan yaşadım sanki. 1010'a karşı hafif bir şefkat hissettim, çok problemliydi. Sonra nefret etmeye son gaz devam. Onlar oturacak diye bizi yerimizden kaldırdılar, bizde iki sıra yukarıya oturduk. Bir ara kalktılar bende Gezenti'nin arkasına denk gelen yere geçmeye çabaladım, tam geçtim; Gezenti İngilizceciyle Kaçık'ın yanına gitti. Şaşkın yanımdaydı, donuk donuk bakınca sordu n'oldu diye. Söyledim bende, ben gelince gitti diye. Sonra Şaşkın gitti konuştu falan, Gezenti geldi azcık uğraştı benimle. Ve ardından aynen geri gitti. 
böyle bir arkadaşlık aradığıım.
İnmeye çalıştık, okul bitmişti artık salmaları lazımdı bizi. Ama şak şakçı lazımmış kaymakam gelicekmiş diye tuttular bizi! Lanet olasıcalar. Gerçi iyi oldu, 20 dakika daha burdasınız diyince bizde gittik ikimiz oturduk boş olan bi yere Şaşkın'la. Konuştuk uzun uzun. "Kaçık bana küstü," dedi. Anlattı. "Herkes ayrı bir tersliyor zaten," dedi "hep iyi niyetimden oluyor böyle." gözleri dolmuştu. Elini tuttum, desteğe ihtiyacı vardı. Oda anlattı.. "Ben iyi niyetli davranıyorum, kolay güveniyorum insanlara." dedi, çok içtendi. Yakın hissedebildiğim bir Şaşkın var böyle, bende ona söyledim "Gezenti olmasa aslında bende okuldaki konuşabileceğim herkesle elimden geldiğince konuşmaya çalışırım. Herkesle bir muhabbetim, bir yaşanmışlığım olsun diye. Öyle 'yok bu çirkin ben onunla arkadaş olmam' tarzı muhabbetlerede girmem. Bir şey olduğunda -şuan ki gibi- herkesin yanında olmaya çalışırım. Seni çok uzun süredir tanımıyorum, ama elimden geldiğince her zaman yanında olmaya çalışacağım bilmeni istiyorum. Hep yanındayım," dedim. Gülümsedi falan. Ben bir ara onlara gidicem onun bana anlatacağı şeyler varmış, benimde ona anlatacaklarım çok.. "Uzun süredir kimseyle konuşmamıştım böyle," dedim ve teşekkür ettim ardından. Şaşkın yakın olmak istediğim nadir insanlardan biri şu okulda. Sonra öğrendik, İngilizceci konu anlatıcakmış okul çıkışı dersleri kaynamış hep o gösteriyle, bu maçla falan. Konularda sınavda çıkacağından anlatıcam dedi, bende Şaşkın'a dedim "Kalalım mı laaaan" onunla elimden geldiğince vakit geçirmeye çalışıyorum. Herkesle öyle. Sonuçta bu son yılımız. Böyle olduktan sonra kimisi memlekete gidiyor, kimisi yatılı okumaya. Belki bir daha asla görüşemeyeceğiz. Unutulacak bu yaşananlar, kaybolup gidecek anılarımız arasında. Ben kimseyi unutmayacağım! Hiç niyetim yok. Çünkü burada ben ne yaşıyorsam o insanlarla paylaşıyorum. Birde benim ilk ve son yılım olunca, telafi etmem gereken bir süreç var ne de olsa (: .. Kaçık'ta ısrar etti "Hadi Şaşkın kaaal" falan dedi. Şaşkın'ı ikna ettik ama arayınca ulaşamadık annesine, açmadı telefonu. "Babanı arasana" dedim "Ne babası yea" dedi. Kaçık durdu durdu, "Ailede hani şu cinsiyeti erkek olan birey" dedi gülüştük falan.
 Şaşkın ulaşamayınca kalmak istemedi haberleri yok diye. Sonra bende annemi aradım ama bende ona ulaşamadım. Fakat ben İngilizceci ve Kaçık varken kaçıramazdım böyle bir şeyi. İkiside çok eğlenceliler. İngilizceci bize çok şey katıyor, Kaçık'ta çok komik; hani belki onun Şaşkın'la olduğu gibi olamayız ama olduğu kadar iyi olmak istiyorum. Bunun içinde vakit geçirmek lazım sonuçta. İşte o yüzden ben kaldım. Eğlendikte. Baya güzeldi ders. Ayrıca konuştuğumuz şeyler hakkında da düşündüm. Çıkışta öğretmen bizi eve bırakmayı teklif etti, uzak çünkü pek yakın değil yinede. Millet çıktı, öğretmen masasını toplarken dağıttıkları tişörtlerden birini aldı Kaçık, nasıl yaptıysa tuttu caaaart diye böldü tişörtü. "Ehehe, bez yapıyorum hocam size" dedi. Biraz saçaklı yamuk bir parça kalmıştı. (2 parçasını aldı hoca) Kaçık geçirdi kolunu, o kısmına. Saçak dediğim ip gibi bölündü tişört bende aldım o kısımlarını güle güle garip bi şekilde doladım, ipleri omzunda birleştirdim "Kurdele yapıyım mıııı sanaaa" dedim şirinlik taslayaraktan. Oda "Yap tamam yap" dedi güldü. Sırada bir tane toka vardı koparmışlardı falan. Görmüştüm Kaçık oynuyordu onunla ama yinede sordum elimde tokayla uğraşırken kimin diye, "Benim," dedi. Sonra merdivenlerden inerken "Al," diyerek uzattım ama "Sende kalsın." dedi.
Sonracımaa. Satıcı, ben, 2 kız, Kaçık ve kardeşiyle birlikte İngilizcecinin arabaya doluştuk. -Hiç güzel olmadı 7 kişi- Kızlardan biriyle Kaçık atışıp durdular. Satıcıyı marketin oraya attık dersaneye gideceği için, o 2 kızı bıraktık. Kaçık'la kardeşi önde kucak kucağa gibiydiler. O atıştığı kız "Kaçıkla kardeşi hiç bu kadar yakın olmamışlardı" dedi güldük hepimiz buna tabii. :D İngilizceci şarkı açtı arabada, eğlendim ya. Bu geçirilen her an değerli ve güzeldi. Mutluyum, çünkü Şaşkın'la artık eskisinden çok daha yakınız. Kaçık ve Adaş'la muhabbetim az da olsa var. (+bir kaç kişile daha bugün yeni yeni konuşmaya başladım) Her şey yoluna giriyor! Ama Gezenti'yle kötü. Çıkıyoruz, ama mesafe çok aramızda şimdi. Çıkarken özletiyor öyle yani. Ama seviyorum da. Eski sevgilisine bişeyler demiş, ama bu başka yazının konusu olsun. Bu kışın çiçek açan bir yazı! Mutlu, ilkbahar gibi yağmurlu ve alabildiğine güneş var ardında! Yalnızlığın ve sıkıntının bittiği bir yazı. Öpüldünüz x

26 Kasım 2011 Cumartesi

im gonna kill you

 
böyleydim işte.
Ben zaten çok garip bir ruh halindeydim her an ağlayabilirdim. 1-2 kere ağladım zaten, hatta neden ağladığımı sordu beyefendi. Bende ters ters cevap verdim. Çünkü sormadan önce gayet gülüşüyordu falan. Tekrar söylüyorum; yemezler! Bir kız var, -Şaşkın olsun adı- Gezenti'nin sınıfında. İngilizce sınıfının orda duruyorduk geçen gün. Bir de bizim sınıftan kabarık, uzun saçlı, hafif toplu bir kız var -BilekBeri olsun adı-  ve birde Akıllı oradaydı. Şaşkın, şaka niyetli "Baak seninki, Psycho geliyo Akıllıı!" dedi. Hafif kızardı yanakları bizimkinin, kızdı, yaaa niye öyle diyosunuz gibi bişeyler zırvaladı. Belliki hoşlanıyor hafiften Psycho'dan. Haksızda değil güzel gülüşü var çocuğun. Ama bilmiyor tabi, Psycho arkasından "Akıllı- mal ya" diyip gülüyor.-Neyse. Akıllı'nın tepkisine güldük biz tabii. Sonra bana baktı.  

Refleks dolayısıylan bi' küfretti akıllı. Kıvrandı
biraz. Bende elimden geldiğince acıttım canını.

"Pikacuuuu!" dedi. "Gezenticiğin gidiyor bak!"
Güldü. Bende tuttum bunun parmağı büktüm.

Şaşkın, elimi çekiştirdi, ayırmaya çalıştı.
Saçına yapışmak üzereydim
Akıllı'nın. "Yapma lan acır kızın parmağı."
dedi. BilekBeri'de çekiştirdi beni.

Akıllı hafiften güldü ben parmağını bırakınca.
Hafife alınıyormuşum gibi hissettim.
"Senin kafanı alıp şu duvara gömerim." dedim.




  

 


 
 
 
Korktu biraz, belli etmemek için garip garip tebessüm etti, gözlerini devirdi. "Bana öyle gözde devirmiyceksin!" dedim. Şaşkın, geriledi 1-2 adım. "Ben karışmıyorum abi arada kalıcam sonra." dedi. BilekBeri bana Kendine gel Pikaçu dercesine baktı . Bende BilekBeri'ye Aman be! bakışı attım. Öyle işte yanii.

biliyorduk aslında.

 
Biliyorduk bitecekti elbet. Hiç uyuşmuyor gibiydik. Sınıftakilerle konuşmamı istemiyordu, bense sınıfa tamamen dahil olmak istiyordum. Çünkü istediğim o sınıf ortamına sahip olamamıştım hiç. Psycho özellikle. Sınıftakiler onunla gülüşür, eğlenir. Ben? O istemiyor diye sırf somurturum. -Ben böylesine gelemiyorum. Gezenti, konuşmamı istemiyor. Ben zaten yok o istemiyo, yok şu şöyle böyle dedi diye biriyle konuşmayı kesmem. Hatta inadına konuşurum daha fazla. İlk zamanlar konuşmadım, çünkü cidden çok sorun çıkarıyordu. Yok öyle bir sevgili atarı sayın seyirciler! Canımı sıkıyordu bende sırf problem çıkmasın diye sesimi çıkartmıyordum. Niye problem çıkmaması için bu kadar uğraştım bende bilmiyorum. Pek bana göre değil aslında o. Bunu şuan fark ettim. Yoksa barışmak istiyordum. Konuşuyorduk Facebook'tanda. Aramızda iyiydi. Ben yine bir dengesizlik yapıyorum, Facebook'umu dondurdum. (yakında açarım gerçi yine) Ama birinin bunu kesmesi lazımdı. Hiç kimsenin boşuna üzülmesine gerek yok sonuçta. Eğer "Niye dondurdun?" falan derlerse sınav haftasını bahane ederim. Gezenti sorarsa "Yine, ama bu sefer daha çok üzülücez, farkındasın sende. Senin üzülmenide istemiyorum, ben zaten direk kaldıramam" falan der çıkarım işin içinden. Bir daha istemiyorum çıkmak. Böyle söyleyince çok garipsiycekler, o yüzden kıvırmam lazım. Keşke gelmeseydim şu okula be. Eskisinde mis gibi düzenim vardı. Alıştığım bir yerdi. Son yıl ne için değiştirdiysem. Öf. Neyse.
Dersane falan lay lay lom gidiyor, okul.. Okul güzel gidiyor, öğretmenleri gittikçe daha çok seviyor gibiyim. Özellikle İngilizcecimize bayılıyorum. İlk yılı değil öğretmenlikte 4. yılı falan galiba. Çok iyi, ablamız gibi biraz. Eskiden Türkçeciyle Mat.çıyı hiç sevmiyordum ama onlarda iyilermiş aslında. Ön yargılı bakmışım.  Her şey güzel olacak. Ama şimdi değil.

21 Kasım 2011 Pazartesi

i dont care

Gif'i ben yaptım.-Ve evet bu şarkıya taktım.

Bizimki ne yaptı? Dediği lafları bir güzel yedi. Biz langırt oynamıştık, şişe çevirmece falan oynamıştık ya. Tabii ki buna anında yetiştirdiler.
O sabah okula gittim. Gezenti şaşırtıcı bir şekilde erken gelmiş, arkadaşlarıyla toplanmış konuşuyordu. Bende bizim kızların yanına gittim, gülüşüyoruz kızlarla. Ben güldükçe hafiften yüzü düşüyor Gezenti'nin. Bende onun o hallerini görüp daha da gülüyorum falan :D Neyse. Biz langırt oynarken gören arkadaşı geldi okula. Çekti bunu kenara. Anlattı bişeyler bir süre. Sonra Gezenti donuk donuk baktı. Yüzü bi düştü. Çok eğlendim o an. :D O akşam bana Facebook'tan yazdı. "Sen langırt oyna" "Şişe çevirmece falan" dedi. Atar yaptı bildiğin. Ama hangi sıfatıyla? onu anlayamadım. Yumuşak cevaplar verdim. Sanki takıyomuşum gibi. O bana "Umarsamak için bi sebebim kalmadı" dedikten sonra 1 saniye bile takmadım onu. O böyle gelip atar yapınca, suyuna gittim. İşte geçen gün niye mallaştı bu bana. Ben her dediğine dalgayla karışık cevaplar veriyodum. İşte "neyse boşver" dedim. İyi bundan sonra boşveririm her şeyi gibi bişey dedi. Bende "Zaten boşvermemiş miydin?" deyince "Pikaçu beni dellendirme bak" dedi. Bende "Çıkmıyoruz. Langırt oynamama şişe çevirmeceye bişey diyosun. Bide gelip dellendirme diyosun. Garipsin" dedim. "Tamam" dedi, "Ne tamam?" dedim engellemiş Face'te. (:

17 Kasım 2011 Perşembe

buruk bir tebessüm

İlk derslerde çok mutluydum son derstede öyle sayılırdım. Güldüm eğlendim, güzel bir okul günüydü. Onunla çıkarken erkeklerle konuşmamı istemiyordu falan; o yüzden sınıf ortamının içinde bulunamıyordum pek. Bugün güzeldi o açıdan. Sınıfta herkesle konuştum, yılın başından beri ilk kez sınıfın içinde hissettim kendimi. Bir parçası gibi. O sınıfa ait gibi.. Ama çoğunun 3-4 yıllık bir arkadaşlığı var. Bense çoğunu tanıyorum ama bölük pörçük. Sayısalcı anasınıfından beri tanıdığım bir insancık mesela, sonra 2 yıl önceki dersaneden tanıdıklarım var 1-2 tane. Gerisinde her şeye sil baştan başladım. Yakın arkadaşım yok. Yanımda tenefüslerde oraya buraya sürükleyebileceğim, "Onu görmek istiyorum dışarı çıkalım" diye açık açık söyleyebileceğim birisi yok. Yalnızım dostlaar. (:
Başlık bile bulamadım şu yazıya. Ne yazsam onuda bilemiyorum. Bugün okulda son dersimiz boştu. Gezenti'yle ilgili soru sorup durdular. Sayısalcı geldi, "Ayrıldınız mı Pikaçu, n'oldu?" dedi. Ayrıldığımızı söyledim, "Hmm" falan dedi bişeyler geveledi gitti. Gezenti'nin bir arkadaşı var, bizim sınıfta -Psycho olsun adı- sarışın mavu gözlü incecik sopa gibi bi çocuk (fena değil orası ayrı.) biz Gezenti'yle buluşurken oda geliyordu genelde. Bir de kilolu, eski okulumdan tanıdığım bir çocuk var -Ayı olsun adı- Sınıfta genelde Ayı'yla Psycho birlikte takılıyorlar. Psycho bana kimin ayrıldığını onu bunu sordu, şişe çevirmece oynuyorduk yapacak başka bişey bulamamıştık :( Neyse, Ayı "Elden gidiyor seninki, koş yakala, tut" dedi. Psycho "Gezenti taşınıyo lan nereye mk" dedi. Ayıya vurdum bir tane. Çıkışta toplandılar bişey konuşuyorlardı. Hızlı hızlı geçtim yanlarından, gördüm onu falan. Cidden elden gidiyor, tamamen hissiz değilim ona karşı yapabileceğim bir şey yok 2 günde unutamam.
Her köşe onunla ilgili anılarla dolu gibi geliyor, ama atlatacağıma inanıyorum. Eve giderken arkama baktım hep, gözlerim doldu. Belki yarın gidecek (gitmez ama olsun); hiçbir şey bilmiyorum. Son bir kez görsem çok mu? Gülerken bir anını göreyim hatta, öyle kalsın aklımda. Aklımda böyle kalsın! O mal, sanki erkeğin tekiyle kavga ediyormuş gibi halleri değil.
Bu arada, Face'e "Bir gün gelicem aklına" gibi bir şey yazmış. Farkında değil, onu hiç sevmemişim gibi düşünüyor. Ama gerçek öyle değil. O hala aklımda. Aslında gitmedi. Şöyle bir şey var, o hala aklımda ama kalbimde olup olmadığı şüpheli (: Arkadaş sordu, aynen böyle dedim. Doğruda zaten. Bu yüzdende yüzümde buruk bir gülümseme, hafiften göz yaşı var. VE birde; SMILE FOR ALL THEM HATERS!

14 Kasım 2011 Pazartesi

akıl 125 karış havada

‎2011-2012 öğrenci modası: Gömlek dışarıda, kravat cepte, ceket omuzda, kitap rulo şeklinde elde, akıl 125 karış havada, gönül ayran kıvamında.
Uyuya kaldım, dersaneye gidemedim. Zaten geçtiğimiz senelerde de sabah olan derslere hep geç kalıyordum. Millet beni ilk derste görünce "Vaays, Pikaçu burada beyler bayanlar!" diyor, o gün geç kalan olursa da "Pikaçu bile geldi sizin bu yaptığınız ayıpp!" denmesi bir klasikti. Babamı aradılar dersaneden, "Takip etmiyor saatleri, sabah derslerine öğlen geliyo bazen" demişler, bende "Dünde öğlenciler sabah bizimle derse girdiler yanlış program asıyorlar sonra suçlu biz oluyoruz."  deyince babam önceki yıllar için "Sus Pikaçu! Sabıkalısın sen bu konuda." dedi. Bende kaldım öyle.

Yeni Kitap Kokusu Bebeyim
TÜYAP'taydım. Şahane Hatalar (kitapla ilgili bi yazı) kitabını aldım. Uykusuz'un artık takvim posteri yokmuş! Ama millet şikayetçi yeni takvimlerden "Yurtta asamayız biz bunları" diye. Seneye yine çıkartırlar heralde. Neyse, o kalabalık falan o ortam müthiş. Cennet gibi (okumayı severim). Birde test kitaplarının falan olduğu bölüm var, orası hiç bana göre değil bunu belirtmem lazım.
Bir kitap fuarı şikayetçi insanlara göre değil. Yok şu bana çarptı, yok burası çok kalabalık, öh bu ne biçim sıra gibi muhabbetlere giricekseniz uzak durun. Gelemiyorsanız böyle şeylere ya 1-2 saatliğine sabredeceksiniz, ya da hiç gitmeyin kardeşim ya!

Uzak Dur Benden Kişisel Gelişim Kitabı
Bugün baktığım çoğu kitap kişisel gelişim kitabı çıktı (kapağına bakıpta hoşlandıklarım). Zaten "Kendi Kutup Yıldızını Bul" ve "Kendi Kutup Yıldızını Bul 2"ye yapıştım. Okuyup okutuyorum millete. Güzeller gerçi, hak ediyorlar bu yapışmayı ama :D Neyse canımcım.
"Eskisi Gibi Olamıyoruz Farkındasın Değil mi?"
Dedi. Sonra iş "Böyle olmaz"a gitti. Ah Gezenticim, bu ilişkinin geleceği yok gibii. Oha ya, çocuk bildiğin ayrıl benden falan diyor bana. E, napıyım ben şimdi? Ayrıl işte falan diyor ya. Ama farkında değil ki benim için ona geldiği kadar kolay değil.

Anlaşmalı Boşanıyorlar ya, Aynı Öyle
O istedi cicişlerim. "Unutma, ikimiz içinde en iyisi" dedi. Bende "Asıl unutmaman gereken bunu senin istemiş olman" dedim. Dönecek olursa beni bulamıycak bıraktığı yerde. Buraya yazıyorum, Gezenti diye biri yok artık- bir dahada olmayacak hayatımda.

ve yazının şarkısı.

13 Kasım 2011 Pazar

i think we're done here

Döndüğünde beni bulamazsan üzülme sevgilim.
Dün bir anlık sinirle ayrıldı benden Gezenti. Bende film izliyordum hani, telefonun sarjı yok. Babam sinirlenip bilgisayarın fişini çekiyordu az daha, PCden de kalkmak zorunda kaldım. O yazdıktan yaklaşık 1 saat sonra falan gördüm sanırım. "Ayrılalım olmuyor böyle," demiş. Sen bilirsin, dedim. Sonra atarlara girdi. "Sinirli olmadığın bir zaman konuşmayı tercih ederim. Gitme derdim, ama kararını vermişsin." diyince "Karar falan verdiğim yok, vazgeçemem ben senden." dedi. Ona bir şey demedim ama, ayrılalım derkende vazgeçmiş olmadı mı? "Özür dilerim," dedi "bi anlık sinirle öyle dedim." .. Bende sadece gülümsedim. Sonra "Vazgeçemem senden," dedi. Bende olanca dürüstlüğümle, "Sanki ben vazgeçebilirmişim gibi-" dedim. Sonra bu direk "aşkım" demeye başladı. Takmadım, bende ona aşkım demedim. O kadar seni bırakmam bırakmam deyip ayrılan o. Umursamıyorum kusura bakmasın.

Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar...(Mevlana)
Benim bu noktadan sonra yapabileceğim yok, önceden eski sevgilim -adı 1010 olsun- aynı şeyi yaşattı bana. Tekrar hırpalanmaya niyetim yok. Bir kere ayrılınca sonra alışkanlık haline falan geliyor bu.

Herkes ikinci bir şansı hakeder' derler ya hani.
Unutma, 'Seven gerçekten sevse, ilk şansını kaybetmezdi...[P.Auster]

11 Kasım 2011 Cuma

11/11/11 Öhms.

İğrenç bir gün olarak tarihe geçecek benim açımdan. Ve birazda komik, karışık. İlk iki dersimiz fendi. Fencinin sınıf öğretmeni olduğu sınıf Gezenti'nin sınıfı, Gezenti'yle baya iyi anlaşıyorlar ve nasıl oluyorsa bizim beyefendi sınıf başkanı. Fenci aldı derste bunu, iki dersimiz boyunca e-okula not girdi ve beni kesti. Yetmiyor birde ben soruya saçmalarken oda atladı soruya veee benim cevabıma hoca başka bir soruyla karşılık verince bir inceden "Haha" dedi, dalga geçti ama hemen ardından doğru yanıtladım soruyu :D kaldı öyle. Neyse sonra ders matematikti. Mal mal geçti. Öğlen arası onların dersi en üst katta olduğunu bildiğimden, yemek yiyip yukarı çıktım. Pencereden aşağıya bakıyorum falan, geldi bu. "Gelsene," falan dedi kolumdan tuttu. Tutmakta yani, morarıcak sandım. "Gelmiyorum," dedim. Baya ısrar etti. Gitti sonra. Ben bekledim, çünkü geri gelicek atar yaptı gitti ama gelicek geri. Geldi tahmin ettiğim gibi. "Gel ya deli etme beni," dedi. O sırada hocanın teki gelince gitti. Yanımda da bi kız vardı -adı Şeker olsun-. Şeker benden küçük falan, öyle sevgililerin yanında duramuyor yavrum, biz çekinmiyoruz o çekiniyor. Oda gidicek oldu, gel dedim. Sonra bir yerden çağırdılar Şeker'i, gitti. Ben kaldım öyle. Sonra bizim sınıfta bu çocuk var, ben ne zaman Gezenti'yi okulda bulamasam ona söylüyorum iki dakikada buluyo çocuk. Bu mallaştı bişeyler dedi falan. Sinirlendim, kovaladım biraz. Ey allaam, Gezenti'nin sınıfına doğru gidiyor! Birde diyor, "Seninki kızlarla bak, bak!". Sonra kızlar beni kapıdan gördüler. "Pikaçu, Pikaçu gelsene, gel" diye seslendiler. Sonra hep bir ağızdan öküz gibi "PİKAÇU" diye bağırdılar koridor inledi. Bende öfledim, döndüm geri. Tam kapının önündeydim ki Gezenti "GELMİYO İŞTE ÇAĞIRMAYIN ŞUNU!!" dedi, bağırdı.  Bende bunu duyduğum an topuklarımın üstünden döndüm, öyle olsun yüz ifademle sınıfıma yollandım.
Son iki ders sinirli sinirli kitap karaladım. Çıkışta da babam gelmiş hava çok soğuk diye. Gezenti'yle yürürken kornaya bastı, o döndü baktı ve "Baban değil mi o senin?!" diye bir telaşlandı. Bende gittim, "Yeah baba ben hızlı hızlı gitçem annemi falan bekleyemem" diye kıvıraraktan eve gittim. Yolda Gezenti "Son iki ders sinirliymişsin sen, öyle duydum" diyince "Eh, biraz öyleydim. Söylerim sonra" dedim. Şimdi söylemem için ısrar etti falan. "Ya söyliycem sonra," dedim. Şunu demesine acayip sinirlendim, birde önceden buna benzer bir ifadede daha bulundu zaten; sinirlendiğim şey böyle mal olunca söylesem mi söylemesem mi diye çok ikilemde kaldım. Sonra bu bastı gaza, yok öyle bir yürüyüş motor takmış resmen. "İyi böyle yapıcaksan git," dedim bende arkasından.
Dersaneden dönerken bir sokak var, hep ordan geçiyorum bir marketin yanında. Gezenti ve arkadaşıyla karşılaştım. "Nerden geliyosun sen?" diye azarlar gibilerinden söylendi. "Dersaneden!" dedim atarlı atarlı. "İyi görüşürüz," dedi hava zaten soğuk, içim de buz kesti sayesinde. "Görüşürüz," dedim şaşkın şaşkın.
Ayhs, lanet olsun. O öyle tersleyince tam şu (alttaki) yüz ifadesi ve düşünceyle ayaklarımı sürüye sürüye anneanneme gittim.
[Dersanede bir çocuk var 3 yaş büyük ama beni kesiyor olm. Adı Mayk olsun. Bahsedicem sanırım ondan daha fazla.]

10 Kasım 2011 Perşembe

Gün Doğarken Vol.1

Başlık gün doğarken çünkü gece uyuyamadım. Annemler nasılsa o saate uyur falan, sabah kalkıp yazı yazarım dedim. Aklımda da baya bişey vardı. Unuttum ama :(

Azim Böyle Bişey
Tatil boyunca 1 soru bile çözmedim. Gece gece aklıma takıldı, kendi saçımı başımı yolasım geldi -şuan yazarkende gözüm seğiriyor. Ablamda "Oha lan hiç soru çözmedin bütün tatil" bahsettiğide 5 güncükk yani. Of ders çalışmam lazım benim.

Hani Benim Ogion'um
Annem ay önce bana Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz Büyücüsü adlı kitabını önerdi. İlk baş pek sarmadı, bende bu yıl okul değiştirdim Ged'de yeni bir okula başlamıştı falan. Yeni-Okul-Başlamak kelimelerinden birini işitsem diğer iki kelime aklıma geliyor ve gözlerim doluyordu. Onun için okuyamamıştım kitabı. Gecede yapacak bişey bulamayınca aldım kitabı. Baya sardı, güzelmiş. İşte kitapta Ogion (Ged'in Usta'sıydı) için bir ara "Ogion'u düşününce, Ged, kendi kendine gülümsedi; Ogion'u ne zaman düşünse içi huzur doluyordu." diye geçti kitapta. Bende düşündüm düşündüm benim için böyle biri var mı diye, yok arkadaş bulamadım. Acilen bir Ogion aranıyor!!! Bana yol gösterecek, onu düşündüğümde içim huzur dolacak birisi.. Ve olacak olursa blogta Ogion diye bahsedeceğim. (:

Eğer Böyle Olursa Hiç Sıkılmam Saklambaçtan
"...uzayan akşamlarda, korularda oynanan, ebenin de saklananların da görünmez olduğu ve sadece seslerin gülerek, birbirine seslenerek, ağaçların arasında, seri ve solgun tılsımışıklarını izleyerek ve atlatarak dolaştığı çılgın saklambaç oyunları." Güzel olmaz mıydı be? Görünmeziz, birbirimizi bulmaya çalışıyoruz.. (çok mu çocuksu oldu?)

Sıcak Ekmek
Ekmek makinesi bozulmadığı sürece (!) muhteşem bişey! Gecenin 3'ünde sıcak ekmeğe yağ ya da çokokrem sürmekse ayrı bir zevk. :D Mis gibi kokusu, sonra sıcaklığının yağı eritmesi, yağın eriyince verdiği tat... Bu kadar söyleyebilirim yani.

Sabah Saat 8.
Uyumuşum sanırım ya ben. 1-2 saat en azından. Kendime gelemedim bir süre. Zaten akşam eteğim ıslaktı, okula gitmemek için bi bahane buldum yaşasın derken etek ütüleyince kurudu. Sabah kalkınca bitirmediğim resim ödevini 10 dakikada bitirince mahfoldu güzelim yazı. (Graffiti yapın demişti, konuysa Atatürk'ün sanatla ilgili sözleri) Kuru suluyla içini boyamıştım, geçen hafta ıslak fırçayla üstünden geçmeye vaktim yetmeyince öyle kaldı. Bende hoca kızmasın bari yarım yamalak yapayım dedim. Ama yapmaz olaydım. O kadar özene bezene çizdiğim, içini boyadığım şey 2 dakikada iğrenç bir hal aldı iyimi! Kafayı yedim resmen. Zaten uyku sersemiyim, azcıkta taşırdım.
Ardından bana bi kal geldi, hatırladım ki ben bütün çoraplarımı yıkanmaya vermiştim dün gece, giycek çorabım yok. Okul pantolonuda iğrenç, erkeklere göre olunca almadım. Kaldım öyle ortada. Annemin yanına gittim. "Ee, anne şeyy" dedim. Anladı kadıncağız "Çıkar baklayı" dedi hemen. Bende "Sen geçen akşam isteyince ben çorapları verdim, onlarda hala makinede." deyince güldü. Ben bulurum sana şimdi dedi, kadın gitmiş yeni çorap almış bir ara direk paketten çıkardım bu sabah. -Ve bir okula gitmeme bahanesi daha yerle bir oldu.
Çantayı mı hazırlayayım, üstüm başım düzgün bi şekile girsin, giyinmeye mi çabalıyım şaşırdım. Normalde ben babamı beklerim (beni bırakıyor) bu sefer ben onu bekleticem diyede ödüm kopuyor, yıllarca unutturmaz çünkü.

İngilizce
Ays. İlk ders duyulmayan konuşma ve şiirlerle kaynadı. Dersin son beş dakikasında anca okul binasından içeri girebildik. İngilizceciyi severim, iyi kadındır. Sırt çantasıyla gelir, kazak-pantolon-bot takılır genelde, makyajıda sade olur abla kardeş ders yaparız. Bu sefer giymiş ceket, kumaş pantolon. Ay yareppim. Bir  kıyafet bu kadar değiştiriyormuş insanı. Neyse. Memlekete, Burdur'a gitmiş. Ceviz ezmesi mi ne getirdi. Bende normalde yeni bişey denerken çok önyargılı olurum ama ne hikmetse aldım bi parça, hoca dilimlere ayırmıştı kutudakini. Denedim ama o nasıl bişey, güzel gibi.. Ezme kısmı iyi güzel, ama ceviz kısmı iğrenç. Cevizde sevmem zaten. Hani sadece ezme olsa o ceviz parçaları olmasa (Madem kaputu açtın, niye aküyü alıyosun?!) çok iyi olurdu. Sınıftakiler yediler yediler, bir süre sonra tadı analiz ettiler, ve yüz ifadeleri yandakine dönüştü. Beğenenler var mı bilmiyorum, ama dediğim gibi yarı iyi yari kötü bi tadı var. Kararsızım :D


Müzik-Resim
O biçim bi binası var ki okulun müzik sınıfının camı İngilizce sınıfının camları birbirini çok güzel görüyor. İngilizce dersindeykende arada piyano dinliyoruz zaten :D Ses geliyor baya. Neyse. Sevgilim, -adı Gezenti olsun. Çok geziyor beyefendi, ne zaman sorsam dışarda- İngilizce dersindeyken biz müzikte oluyoruz, o müzikteyken biz İngilizce'de. Manzara nefis. Müzikçimiz birde sıraları öyle bi düzene sokmuş ki. Tadından yenmez. Sıram tam İngilizce sınıfına bakıyor. Ama bu seferde İngilizceci Gezenti'nin yerini değiştirmiş onu görebilmek için baya çabalamam gerekti. Bende (öğretmen 10 kasım programındaydı) pencere kenarına gittim. Gezenti İngilizce dersliğinden gördü beni, kaş göz yapıyor "Gir içeri" gibilerinden. Tenefüste dışarda gördü, öküz gibi gülüyodum o sırada niye gördüyse sanki :( neyse, yine bi "Gir içeri" tavırları. Bende gülmeye devam edip takmadım. Perdeyi indirdi, bende kızları çekiştirerek içeri yollandım bir güzel.
Öhms. Ben sınıftaki yerim bana bırakıldığı sürece stratejik bi şekilde seçerim. Resim dersliğinde de kalorifer, pencere yanı sıram. Ve o pencere İngilizce sınıfını görüyor. Kaç haftadır bakıyordum pencereden Gezenti dönerde pencereden görür belki diye, sonunda bu hafta gördü. Ehiheh.
Şu resim ödevi var ya! Öğretmene götürdüm, "Hocam," dedim. "Keçeli kalemde aktı, akmaz demiştiniz?" Öğretmen baktı bi elimdekine, yüz ifadesi aynen "La daha güzeldi bu, buna noldu?!" diyordu. Taktım ama takmadım. Tekrar keçeliyle geç üstünden dedi. Hohoho. Benim keçeli kalemim yanımda değildi. Geçen seferde anasıfından beri arkadaşım olan -adı Sayısalcı olsun- Sayısalcı'dan almıştım. (Sayısalcı'yı çok kıskanıyor Gezenti arada belirteyim) Gittim sordum. "Yok Pikaçu, yanımda değil" dedi. Sınıfta öküz gibi "Siyah keçelisi olan var mı?" diye bağırdım ama bir allahın kulu takıpta birşey demedi.


sonra kendi kendime, biride taksın ulan beni diye atar yaptım eheh ergenlik


Teknoloji Tasarım

Niye var böyle bir ders? Varlığı saçma. Çok sıkılıyorum. Geçen yıl 40 ve 45im vardı, o yüzden ortalamam çok düştü. Eski okuldaki öğretmeni sevememiştim zaten. Ama burdaki öğretmen Sayısalcı gibi not dilenen arkadeşçiklere diğer dersleri yüksekse notlarını yükseltmişler. Öğretmende şansıma bu yıl tuttu "Düzgün not vericem artık yok öyle" dedi. Hiç bir zaman şöyle derslerden "Diğer derslerim iyi, çalışkanım ben" havasıyla yırtamadım lanet olsun. Zaten öğretmen tuttu, dalga geçti bizimkilerle "Ohh," dedi "Cehenneme gidin siz, ne güzel böyle sıcacık falan" Sayısalcı'ylı yarıldık direk. Sonra sınıftan biri "Mahşer gününde çıplak olucakmış herkes hocam" dedi. Bende baktım baktım, "Size göre cennet olucak yani" dedim. Daha da bir güldük. Ergenliği atlatsın şu erkekler, beyinleri sağ sağlim olması gereken yere dönsün tek bunu istiyorum 


ne yazık ki..



E, Arabesk Bu!
İngilizceci bize bir şarkı dinletmişti. Enrique Iglesias'ın Somebody's Me şarkısı.. Öğretmenle sınıfta çeviriyoruz şarkıyı.. Sözler garip ya, dedi biri. Sonra Sayısalcı atladı, E, bildiğin Arabesk Bu! dedi. Haklı tabii. "I hate being on my own, and everyone can see that/I really fell, and I'm going through hell./ Thinking about you with somebody else."  Bizde "sınıfçak" Ferdi=Enrique Iglesias olduğuna karar verdik. Ve öğretmen bize;
Sizin;
[O]kuyan,
[D]üşünen,
[U]ygulayan,
[N]eticeleştiren
öğrenciler olmanızı istemiyorum.
dedi. Sonrada "Espriyi diğer sınıflara anlatmayın, daha onlara yapmadım" diye bizi tembihledi. Kusura bakmayın hocam, söylemeseydim ölürdüm.
O ders birde bizim sınav sonuçlarımızı açıkladı. Bana cık cık etti, "Senden 100 beklerdim Pikaçu" dedi. Bir çocuk var bizim sınıfta, "tek hayalim adımı tarihe yazmak" falan dedi baya saçmaladı. İngilizceci 45 almışsın, n'olcak bu böyle falan dedi. Çocukta durdu durdu, "Allaha bırakıyorum ben hocam" dedi. Bütün sınıf anında yarıldı tabi.

Gezenti'nin Bu Kıskanç Hallerini Seviyorum Galiba
Okul çıkışında eve aynı yerden gidiyoruz, ben biraz geç çıktım okuldan oda az ilerden gidiyor, gördüm. Gezenticim durdu, ona yetişeyim diye bekledi. O sırada bir pale, afedersinizde heralde baya kaldırmışlar götünü geldi bana laf attı. Gezenti geldi, birazcık küfretti :D birkaç tane geçirdi çocuklara. "Hadi ilerleyin şimdi," diyip ittirdi ileri doğru bunları. Bunlarda güle güle, kahkahalara boğularaktan gidiyorlar. Köşeyi döndük falan. Çocuklar bu sefer bakıp bakıp gülmeye başladılar. Gezenti, bildiğin tuttu bunların kulaklarından. "Benim manitam lan o size noluyo!" diye atarlara girdi. Mallar hafiften dayak ve bolcana hakaret yedikten sonra, "Özür dileyin lan ablanızdan" dedi canım. Özür dilediler. Bende arkalarından gidiyorum, en az çocuklar kadar gülüyorum. Durumdan en çok canı sıkılan bizim Gezenti tabii. Ben gülüyorum, çocuklar gülüyo o sinirli. İyiki benim güldüğümü görmedi. Çok maçolaşmadığı sürece seviyorum beni kıskanmasını. Vee ee şeeyy.. Bugün beni kıskanmasından baya eğlence payı çıkardım kendime (her zaman ki gibi)