Adaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2012 Perşembe

Halim İçler Acısı.

Çok canım sıkıldı. Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Kartoplarından korudu Kaçık Şaşkın'ı. Öyle bir arkadaşlık tablosu yok. Baktım şöyle bi, canım yandı. O bana karşı bu kadar kötüyken başkalarına bu kadar iyi davranıyor. Özel bir çabası var beni yok saymak için. Çok güzel yağdı kar. Adaş'la bile birbirimize kartopu attık yani. Bayramda küslük olmaz derler ya, karda küslük kalmadı. :) Kaçık hariç tabi.
Neyse, tam ben baktım Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Onlar öyleyken ben dımdızlak kalmıştım. O Türk filmi sahnesini yanağıma gelen kartopu böldü, yavaşlayan zaman bir anda iki katı hızına çıktı ve aynen oynamaya devam ettim. Yüzüme atılıp, resmen yedirilen karlardan sonra hiçbir şeyi umursamadan oynadım. Müzikçi ve İngilizceciyle oynadık. Oynarken gayet iyiydi, ama sınıfa gidince bir garip oldum. Aklıma Kaçık'la Şaşkın'ın görüntüsü gelip gelip durdu. "Seneye," dedim kendi kendime, "bende düzgün bir arkadaş bulacağım!" aslında var ama görüşemiyoruz işte. Ben yazmayı unuttum ama ben Ogion'umu buldum! Sevgili Mor'umun kardeşi, esmer yakışıklım, canım, yavrum, her şeyim, halden anlayan insancık. -Kalp-
Ve sonra! Facebook'a girdim. Eski okulumdakiler toplu fotoğraf çekilmişler karda. Gördüm. Psikilojim bozuldu bile denebilir yani. Çöktüm resmen.
Yalnızlık dokunmuyor diyorum ama DOKUNUYOR. Hemde çok. Anlatamam yani.

8 Şubat 2012 Çarşamba

şaşıranzi.

Şimdi. Söyleyeceğim odur ki, ben bunu herkesten beklerdim ama Kaçık'tan asla. Biz Adaş'la ayrıldık ayrılmasına, hatta Adaş bir süre ayrılmamı sindiremedi, telefonla arayıp durdu, facete sürekli yazdı ve bir ara iyice sapığa bağlamıştı ki tatile girdik. (Şükürler olsun ki!) Ayrıldık diye bizim grup dağılmıştı. Ben onların yanına gitmiyordum, Adaş'la aramızdaki mesafe rahatsız edici olucaktı hepimiz için çünkü. Ve bu mesafe Adaş'ın garip davranışları yüzünden oldu, yoksa gayet arkadaş kalabilirdik. Kaçık ben Adaş'tan ayrıldıktan sonra bana karşı saçma bir şekilde cephe aldı. Ben onun ço...k daha iyi biri olabileceğine inanıyordum. Öyle olduğunu ummuştum ya da. O okuldaki diğer salaklardan daha farklı gibi gelmişti, kız-erkek arkadaşlığı konusunu aşmıştı. Diğerleri gibi "Bir erkek bir kızla arkadaşsa altında bir şey vardır," diyenlerden değildi, rahat rahat konuşabiliyordum onunla. Eh, onun bana karşı tavrı nefretle karışık, yok sayıyor beni. Ki benim en korktuğum şeyde buydu. Ayrılırsak ben Kaçık ve Şaşkın'ın arkadaşlığını kaybetmekten korkuyordum. Şaşkın'la hala iyi gibiyiz. [Şöyle bir şeyde var; geçen gün öğlen yemek yemeye gittik onunla. Öğlen döndük, onların sınıftaydık. Sonra Kaçık ve Adaş geldi. Şaşkın bana özellikle "Gitme sakın," dedi. Onunlada bu konuyu konuşmuştuk zaten. Ama sonra Kaçıklarla konuşmaya gülüşmeye başlayınca unuttu beni. Sonra arada ben sıvıştım, gittim. Fark etmemiştir bile eminim.] Uzun lafın kısası; ben ayrıldım diye bana böyle davranacağını hiç düşünmemiştim ya.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Annem 5 Buçukta Evde Ol Dedi.

Bugün çok komik bir gündü. İlk tenefüste Kaçık geldi, Adaş hakkında kaş göz yaptı yine, "Bir daha ki tenefüs Şaşkın gelecek o zaman bak gör sen!" dedi güldü. Bende "Yedim ayvayı desene," deyip güldüm. Sonraki tenefüs Şaşkın geldi anladım ki cidden ayvayı yemişim. Geldiler konuştuk koridorda falan. Sonra gittiler getirdiler Adaş'ı yanıma. Ey allaam ya. :D Çıkma teklifi etti. (bu olayda çok garibime geliyor başka bir yazının konusu olsun.) Adaş'la çıkıyoruz :)
Beden dersinde basketbol oynayalım dedik. Ama gülmekten koşamadım. Psycho, Sessiz, ben, Ayı falan oynadık, Ayı çocuğun tekine "SIĞIRİSTAN" dedi. "Öh öküz ya hep senin yüzünden kaybediyoruz." "Kurbanda niye seni kesmediler ki anlamıyorum." da dedi. Biz Sessiz'le bir güldük bir güldük. :D Boşuna adı Ayı olmadı onun. O gerçekten doğal ortamından kopartılmış bir ayı o, top bendeydi topu almaya çalışırken çeneme ittirdi topu. Çenem zaten yeterince problemli (takırdıyor -,-) daha da kafayı yedi. Sonra öğlen yemek yemeğe gittik, BilekBeri, biz yemek yerken Şaşkın'la, geldiler. Biz küsüz BilekBeri'yle falan. Gezenti beyefendi hepsini kanatlarının altına aldı. Nasıl dolduruyorsa artık. Herkes atara girdi, hep Kaçık, ben, Adaş, Şaşkın takılıyoruz diye. Şaşkın'a atar yapmışlar "Hep onlarlasın," diye. Benim arkamdanda demişler diyeceklerini. Gülüp geçiyorum,  "Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir.." (B. Dylan) Neyse geldiler işte, ikidir ayrı masaya oturuyoruz. Oradaki çocuk bile şaşırdı artık. -
Camp Lazlo'da, Lazlo az önce "Aşık olanlar şekerleme kızartmaz" dedi.
Ben cidden kardeşim diyebileceğim insanları buldum. Gerisi önemli değil. :) :)

23 Aralık 2011 Cuma

çekemeyene anten göte monte.

Biz tenefüslerde falan hep İngilizcecinin yanına gidiyoruz. Konuşuyoruz, geçen çocuklar basketbol oynadılar hocayla (çarşamba) ben etekliydim sadece izledim. Perşembe okul çıkışında kaldık biraz, konuştuk falan tek Kaçık ve ben vardık hocanın yanında, bizi eve bıraktı. Bir araba macerası daha oldu. Çok çöp vardı hocanın arabasında. Kaçık'la İngilizceci çöpleri toparladılar, ben yine etek yüzünden kaldım öyle, rüzgarlıydı da hava, sadece ıslak mendil çıkardım. (on parmağımda 1 marifet) Arkada bebek bezi olabilirmiş, durun siz ben alıyım dedi. Kaçık'la durduk tam, bir kız geçti. "Bali çekmiş," dedi. İngilizceci dönüp "Ne?! Canınız bez mi çekti?" deyince yarıldık. :D Sonra arabadan sakız çıktı, çiğnemeye çalıştı hoca, taş gibi olmuş bunlar çiğnenmiyo falan dedi. :D Sonra bizi eve bıraktı işte, ilk Kaçık'ı bıraktık. O arabadan indi kaş göz yaptım pencereden, dil çıkardım falan :D oda bana parmak sallıyo. Eheh. Bugünde Şaşkın, ben Kaçık ve İngilizceci çay içtik (hoca ısmarladı, bizim o kadar istemiyoruz dememize rağmen) Konuştuk yine uzun uzun. Gezenti "Hep onlarlasınız bizimle değil" falan gibilerinden bişey demişler!! OÇlar. Kaçık'la benim tepeler attı.Çekemeye anten göte monte. Ben onların yerinde olsam ufak ufak uzarım, durmam. Hocada onlar benim yanıma geliyor hep demiş. Haklıda. Biz hocayla vakit geçirebilmek için yırtınıyoruz. Onlar hiçbir şey yapmıyorlar, sonra da tirip atıyorlar. Yok öyle. (gif onlara gelsin.) Neyse. Bir Adaş meselesidir gidiyor sormayın canlarım. :D :) Şaşkın geçen bana "Sana bişey diycem ama olumsuz bakma direk" dedi. ne olduğunu sordum. "Adaş'ıı.." dedi anladım ben direk güldüm falan. Bu "Olumsuz düşünme demiştim sana" dedi bir sürü şey söyledi. :D Bugünde Kaçık ben, Adaş Şaşkın falan duruyoruz. Kaçık kaş göz yaptı Adaş'a doğru, anladım ne demek istediğini tabii. Sonra bir şey dediler, bende "Ben hiç olumsuz bir şey söylemedim ki" dedim güldüm. Öğretmen beni fotokopileri almaya yolladı, Kaçık'la Şaşkın'da geldiler. Kaçık dirseğiyle dürtüyo falan gülüyoruz. :D
Öptüm Hadi,
Küllerinden Doğan Kız,
x

22 Aralık 2011 Perşembe

Her Şey Daha Güzel !

Bir insan benim için ne kadar çabuk değer kazanırsa, o değeri o kadar çabukta kaybedebilir. Gezenti'nin belki değeri çoktu ama çabuk kazanmıştı o değeri, çok çabukta kaybetti. Bir lafıyla sadece. Neyse, şimdi çekemiyor ben Kaçık'la konuşuyorum diye. Batıyor tabi. Geçen gün konuşuyorduk Şaşkın'la. "Adaş, sen, ben, Kaçık güzel grup olduk" falan dedi. (:
**Lan, geçen hafta biz Gezenti'yle küfürleştik ya, rahatladım be. Vallahi.
Okulda fotoğraf çekimi vardı. Süperiz yani sınıfça :D <3
Bugün güzeldi :)

12 Aralık 2011 Pazartesi

neyse sakinim -,-

Bedenci özetlemek gerekirse sıçtı sıvadı, hayatımda böyle azar yemedim. Zaten maç vardı öğlen, ilk maçı kazanmıştık (sınıflar arası maçlar) ama pek umutlu değildik.
İki takımda muhteşem oynadılar, canlarım benim, yenildik ama olsun. Kaçık karşı takımdaydı, Adaş'ta. Yanks falan. Hepsi. Kaçık geldi, çıkardı terli terli formayı fırlattı "Hediyem olsun hohoho" yaptı. :D
Eğlendim ama, o sınıfın kızları çok sinir. Öyle böyle değil. "Yeeenceez sizi ağlamayaan eheh" diyolar falan bitanesinin yakasından tutup "Ne boka ağlıyomuşuz amk amaç eğlenmek değil mi bu maçlarda lan topu götüne soktuğum" diyesim geldi-saçmalayasım geldi yani. Zor tuttum kendimi, Merba da yanımdaydı diyo "Sakin bayanlarr" falan. (Son zamanlarda baya takılıyoruz Merba'yla) Hiç hoş değildi kızların yaptıkları. Kızlarla tartışıyoduk, ortalık kızıştı, aradan bağırıyorum ardan Kaçık'la gülüyorum falan. Merba'da izliyodu en son, "Bi dakka ya siz mi oynadınız maçta" dedi, bende "Gelip bize laf yapıyo ama" dedim. Uzadı baya. Sonra tenefüste sınıftan biri geldi, "Pikaçu toplayın kızları gidin dövün şunları ya. Yolun" deyince, "Sinirliyim zaten gaza getirme beni" diye cevap verdim. "Bazı insanlar bazen insanlar" deyip yoluma devam ettim. Ama cidden çok kafamı attırdılar. Bebeler gibi "Yendik şişirdik" saçmalığını söylediler. Ben sadece göz devirmekle yetindim. -Şimdilik.
Adaş, Kaçık falan terli olduklarından losyon mu kolonya mı onun gibi bişey, -losyon olsa gerek erkkek kokusu çünkü- Adaş geldi yanaklarıma ellerini sildi ve gülüp gitti. Ne yaptığını anlamam için kokuyu almam gerekti, yüzüme sürmüştü o kokudan. İğrenç ya. :D Kaçık benim yüz ifademi gördü, ne olduğunu sordu, söyledim. En az iki saat gülmüştür yani. -,-

5 Aralık 2011 Pazartesi

en güzel pazartesi ! :)

Bugün hiç gülmediğim kadar güldüm, pozitif bir başlangıç yaptım haftaya. Moralim yerinde. Çoo..k mutluyum, gereksiz bir insanı attım hayatımdan. Harika bir gündü. Bugün yeni bir başlangıç, yenilenme gibi bir nevi. Yüzümde çiçekler açıyor, diyeyim siz anlayın. Olur olmaz her şeye gülmüşte olabilirim. Ama içten güldüm, neşeli neşeli güldüm. :) Klasik, somurtarak geçen pazartesilerin aksine, bu enerji doluydu. Bir kere anlık geldiler bana, oda BilekBeri'yi arıyordum okulun içinde, bütün katlara bakınca ister istemez gördüm birisini, öfkeyle kavruldu içim, sinirden gözlerim yaşardı. Karanlık çekip aldı sanki tüm umutlarımı, mutluluğumu, ışığımı; Atuan Mezarları'nda Atha'ya olduğu gibi. Bir 5 dakikalığına umutsuz düşünceler esir aldı aklımı. Toparlanamadım. Ama sonra ne olduğunun farkına vardım, öfke içimi kemiriyordu, hele nefret! İzin veremezdim buna, Ged haklıydı, geçen akşam uyumayıp kitabı bitirdim zaten. Direk aklıma geldi. Kafamı salladım, aman bee diyip BilekBeri'yi aramayı bıraktım. Sınıfa döndüm. Sonra zaten Adaş'la karşılaştık, gülüştük. Özgürlük ya! Yaşasın! Neydi o öyle, "Yok şununla konuşma," falan. İstediğimle konuşurum lan. Böyle düşüncelerle başladığım haftaya işte canlarım, dün zaten yüzük aldım iki tane, biri kedili diğeri tavus kuşlu. Çok hoşuma gittiler, acayip ucuzlardı kaçmaz deyip aldım. Böyle takı almayı seviyorum, normalde yüzük sevmem gerçi kolye küpe falan alırım ama yüzüklerde iyiymiş be aslındaa. Eheh. Ay, anladınız işte siz beni mutluyum, özgürüm, istediğim gibi gülüyorum! En güzelide bu! Ve haftanın duygusal çöküşte olduğum gününe güneş doğdu, içim aydınlandı bugün. Herkesle konuşuyorum nerdeyse. Bugün ilk kez sınıfı bırak, bu okula ait hissetmeye başladım kendimi. Bu okul benim, yılın sonunda buradaki insanlardan, öğretmenlerimden, okuldan nasıl ayrılacağım inanın hiçbir fikrim yok. Aynı zamanda o okulun ilk günü ağlayan kızda yok. Artık buradaki güzelliklerin farkındayım, kötü sandıklarımda iyilermiş aslında bunu farkettim. Kendi kendimi dolduruşa getirmişim eskilere olan özlemim yüzünden. Farkına vardım ki eskileri özlemle anmalıyım kendimce, yenilere nefret duymama sebep olmamalı eskiler. Bir pazartesi günü, bu kadar mutlu olabileceğimi kim bilebilirdi ki? 2,5 aydır geçirdim en hoş gündü sanırım okuluMda. Ben var gülümsemek.
Eğer böyle olabilecekse hep, yaşasın pazartesi!
Sevgilerimle,
Küllerinden Doğan Kız. x

çok güldüüm

İlk tenefüs, Kaçık bizim sınıfa geldi. Ders dindi. Aldı birinin kitabını, bir şeyler yapıyor. Gittim yanına, kaş-bıyık çiziyor kitaptaki fotoğraflara. Ama cidden komik yaptı, güldüm, baktı oda güldü. Böyle başladı her şey!
Sonra derste Satıcı çok ofsayt bir kelime sarf etti. Hatırlayamıyorum şuan, onada en az iki saat gülmüşüzdür.
3. ve 4. ders beden. Giyinirken ayrı bir şamata oldu zaten, kızlar üç kişi bir kabine girdiler. Gülüşüyorlar falan ne oluyor çözemedik. :D Derste hoca koşturdu. Bir kız var hmmps ne olsa adı? Yeşilimsi olsun. Yeşilimsi tam önümde boy sırasında (aslında uzunum ama ilk böyle sıra yaptık kaldı :P ), koşarkende önümdeydi işte. BilekBeri, Yeşilimsi'nin saçını örmüştü. Yeşilimsi koşarken gülmeye başladı, "Ay bu sallanıyo of, eheh sinir oldum lan" diye söyleniyo bir yandan. Onun haline gülerken birde koşmaya çabaladım ayrı bir felaket. Konumuz bu hafta derste atlamalar, bayrak yarışı falanmış. Bayrak yarışında ben bayrağı Akıllı'ya vermem lazımdı. O kadar koştum (bir yandan gülüyorum yine) çubuğu verdim, ama incecik bir şey zaten tutamadı fırladı falan, ama sonra karşı takımdaki salak bayrak yerine kullandığımız çubuğu bizim takımdakine verince yine biz kazandık hohohoyt. Üç adım atlama! Yok böyle bir şey yaa.
Hoca hepimize tek tek yaptırdı, yapamayanla yapabilenleri ayırdı. Yapamayanlara tekrar özel olarak gösterdi. Sonra onlar tekrar sıraya girdiler, Yeşilimsi'de yapamamıştı. Denediler yine, o kadar komik manzaralar ortaya çıktı ki, biz -Sessiz olsun o kızın adıda- Sessiz'le gülmekten nefessiz kaldık. Sessiz oturdu dizlerinin üstüne, gülerken bir dizlerini dövüyor bir yeri. Bende Sessiz'e mi güleyim yoksa -Yapamayanlardan bir kız adı Kokarca olsun- Kokarca'ya Satıcı'ya yada Yeşilimsi'ye mi güleyim şaşırdım. Oturdum bende gülerken, bir ara yerlere yatarak güldüm cidden. :D
Öğlen yemekhanede sıradayken -Psycho'nun arkadaşı var, adı Kolye olsun- baktılar Psycho'yla Kolye, sıra uzun; oturdular merdivenlere. Bir ara kayboldular, sonra geri gelip araya bir yere kaynadılar. Arkasına geçtikleri çocuk laf yaptı bunlara, Kolye'de uğraştı bununla. Bir ara açtılar çantasını karıştırdılar, çocuk farkedince döndü "Napıyosun olm sen?" tarzı tiriplere girdi. E bide bizden küçük, Kolye buna daha da sinirlendi. Sonra bi hoca geldi, o çocuk benim arkamdaydı galiba, her neyse öne geçirdi çocuğu hoca. Ben susar mıyım hiç, "Hocam nereye ya, niye öne onu-?" dedim, hoca "Problem yaratıyo ondan" deyince tamam dedim, e haklı kadın. Psycho bunu gördü, döndü Kolye'ye "O çocuk şimdi öne geçti" dedi. Kolye'de tuttu çantasından çekti çocuğu. Çocuk el kol yapınca Kolye geçirdi bikaç tokat, bir yandan da "El kol yapma banaa" diyor.. Psycho "Kolye olm sakin yaa" diyor ama nasıl gülüyoruz biz Psycho'yla görmeliydiniz o tokatları sizde gülerdiniz. Çocuk ağlamaya başladı, hoca geldi azarladı bunları falan. Eheh. Neyse.
Türkçe dersinde Akıllı'yla oturmak zorunda kaldım. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama bütün öfkemi ortaya çıkartıyor. Deli ediyor beni, kafasını duvarda parçalamamak için zor tutuyorum kendimi ya. Of.
Tenefüste pano düzenledik, yerel gazeteye çıkmışız, gazete yazılarını ve öğretmenin çektiği fotoğrafları panoya astık. Adaş, Serseri, Ayı, (Kaçık'ın kardeşi -adı Başkan olsun) Başkan, (Yeşilimsi'den tokat yiyen çocuk, adı Merba olsun) Merba, (Yeşilimsi'nin eskisi -adı Yanks olsun) Yanks, Psycho hepicii geldiler. Ayı benden intikam peşinde, saçımı çekip kaçtı hep. Serseri, Adaş ve Merba'nın olduğu fotoğrafa çok güldük komikti. :D Ufo-Gören-Masum-Köylü-Bakışı atmışlar sanki. Adaş'la Merba çıkışta, "Pikaçu iyi akşamlar" falan dediler. Çıkışta Adaş ve Merba'yla konuştuk biraz. Sonra muhabbet değişti, "hadi iyi akşamlar muhabbetin gerisi beni aşıyor" dedim gülüp, sıvıştım. Adaş "Aynen aynenn" diyip güldü.
-Çok mal yazdım ama gülmek başıma vurdu sanki. Öpüldünüz x

1 Aralık 2011 Perşembe

wtf ?

Biliyorum, her seferinde çok dandik şeyler geliyor. Ama yinede arkadaşlarla konuşup gidiyoruz eğlenceli olur diye. Konuşacak malzeme veriyo çünkü. Konuştuk birkaç arkadaş. "Tamam gidiyoruz" falan dediler. Ben müdür yardımcısına gittim, bilet almaya. Şaşkın, BilekBeri falan topluca gidicez. Şaşkın'la birlikte gitmiştik müdür yardımcısının yanına. Tam girerken odasına Adaş'ı gördüm. "Sizin sınıftan giden var mı?" dedim. "Beeen" dedi uzata uzata.
Sonra hocaya sordum "Ben biletleri falan teslim ettim, paraları falan" dedi, diğer müdür yardımcısına vermişmiş. "Sen bulursun hocanı Pikaçu, Şaşkın sen bi çık. Pikaçu'yla konuşucam." dedi, Şaşkın "Oha n'aptın?" der gibi baktı çıktı sonra. Müdür yardımcısı -MY1 olsun adı- MY1, her zamanki gibi saçıma başladı konuşmaya. "Okuldasın, öğrenci gibi görün." dedi. "Yönetmelikteki maddede 'Saçlar toplu' diyor. Uyarmadığım seni görmediğim anlamına gelmez. Ben seni görüyorum bir şey demiyorum, Pikaçu anlıyor gördüğümü diyorum. Sen, Satıcı bu konuda en çok sorun çıkartanlarsınız. Daha var ama en çok siz yapıyorsunuz bunu. Yazılı uyarıda bulunmakta istemiyorum. Dışarda aç, istediğini yap ama burda kurallara uymak zorundasın. Belli kurallar var!" dedi, "Anladım, peki hocam" dedim. "İyi çıkabilirsin" falan yaptı. Sonra gidip MY2'yi aradım, bilet aldım falan.
1.30daydı gösteri. Öğlenin sonuna doğru baktım, salonun önünde toplaşmışlar. Şaşkın, ben ve 2 kız daha girdik içeri oturduk falan. Bizim olduğumuz yerde iki kişilik boş yer kalmıştı. Kaçık'la Adaş'ta oraya oturdular. (Soldan Sağa doğru) Ben, Şaşkın, Kaçık, Adaş oturduk. Biletleri kapıda toplamayınca içerde bir garip oldu olay, Adaş "Bileetleri topluyomuşuuuuz!" dedi bizim biletleri aldı falan, gülümsedi garip garip.
 Aramızda (Adaş'la) ^^ buna benzer bir iletişim vardı bütün gün. Kaçık'ın arkasından bana bakıyor böyle uzun uzun. Derdini ne acep .D Şaşkın'ın omzuna koydu başını Kaçık, öyle durdular falan. Bende 3 yıldır burda olsaydım keşke. O zaman böyle arkadaşlarım olabilirdi. Gerçi o değişir, eski okulumda olsaydım şimdi 3. yılım olucaktı, böyle bir ortam bizim dönemin arasında yoktu hiç. Olmadı o salaklarla da olamazdı. Ama iki üst dönem öyle bir kardeşlik, arkadaşlık bağı vardıki aralarında imreniyodu insan. Onlar daha çok olaylıydılar, her gün bir kavga, bir saç baş girme meselesi falan oluyordu ama yinede birbirlerine karşı sadıklardı arkadaş olarak. Kardeş dediği kızla ilgili salak salak şeyler düşünüyosalar bile bunları kendilerine saklıyorlardı, eğer biriyle öyle bi bağları yoksada dümdüz gidiyorlardı -orası ayrı. :D O samimiyet o sıcaklık o ortam olsaydı, yakalayabilseydim burda keşke. O zaman lanet okumazdım bu kadar geldiğim için. Neyse!
 
Eğlendik. Gösteriyi yapan adama bol bol küfrettik. Sahneye kişi çağırdığında Kaçık el kaldırdı. "Kaçık, kendine gel nasıl gidiceksin sahneye?" Garipsedi, "Yürüyereeeek" dedi. Güldüm "Merdivenleri görmedin mi lan?" deyince, kalktı baktı "Ohaa" yaptı. Adam bize kızdı, "Konuşmayın diyorum, ordan cevap veriyolar hala duyuyorum" dedi. Kaçık elini nabıyon olm? dercesine elini salladı sahneye doğru "Tamam tamam be" dedi. Sonra konuşmaya devam ettik tabi, susturamazlar bizii! Ehihe. Gösteri bitti, adam çıktı. Tenefüs zili çaldı, ders zili çaldı. Salon hala boşalamadı. Merdivende oturanlar akın ettiler kapıya zaten. Biz kalktık ilerliyoduk, baktık çıkamıycaz, Şaşkın geri oturdu "Ben o kapıdan şuanda çıkmam, çıkılmazki zaten" falan dedi. Bende geri oturdum bunun üstüne, Kaçık'ta oturdu. Adaş, "Of beee, siz kalın burda çıkıcam ben nihahah" yaptı, Şaşkın ittirdi geri otursun diye onu. Benim önüme gelince bende ittirdim falan gülüştük, uğraştı benimle biraz. Sonra azcık ilerledi ittirdiler "N'apıyosunuz laan?!" dedi. Kaçık güldü buna, ama bana birazcıkta olsa "Napıyosun sen? Senin sevgilin yok mu?" diye baktı, ya da daha çok "Anladım ben ne döndüğünü" der gibiydi.. Neyse, Adaş paşa paşa bu sefer benim yanıma oturmak zorunda kaldı. Bende güldüm, hani çıkıyodun lan der gibilerinden baktım buna falan. Çözemedim aradaki gerilimi.  WTF.?

30 Kasım 2011 Çarşamba

her türlü taşıma işi yapılır

Eski okulumdaki ilk aylarım sürekli birilerini reddetmekle geçiyordu. Herkesi reddedince kanka ayağına yattılar, umudu kesince. Şimdi kimseyi reddetmedim öyle ya, herkes bir nazik bir nazik sorma gitsin. Eh, ben sizin niyetinizi anladıms. Bir çocuk var dışardan bakınca çok hiperaktif gibi geliyo insana, Serseri olsun adı. Sonra Gezenti'nin konuşmamı istemediği bir çocuk var, çok sapık hareketlerini gördüm :O Kaçık olsun onun adıda. Bide Kaçık'la takılan biri var sürekli onun adıda Adaş olsun (onun isminde milyon kişi tanıyorum nerdeyse).
-Okulda Van'a eşya göndermek için falan bir kampanya düzenledik. Kolilerle getirdi herkes. İlk önce bi sınıfta duruyorlardı, sonra başka bi yere taşımışlar. Neyse bugünde kamyon gelip alıcaktı, o odadan dışarı taşıyın hadi falan dedi öğretmen. Biz kızlar olaraktan üstümüze alınmadık, çünkü cidden çok ağır olan koliler vardı. Sonra "Hadi sizde yoksa bitmez bu iş" dedi bizede. Tıpış tıpış gittik tabi, napalım.. Kolileri koridora çıkarttık. Adaş'ta ordaydı. Pek samimiyetimiz yok demiycem, öncede hiç konuşmuşluğumuz yok. "Atma ya yıkılıcak Pikaçuu" diyo, ben elime koli aldığımda "Ver veer şunu" diyo.. Garip garip bakıyo -,- Neyse Adaş'ı boşverelim; kolileri taşıdık gülüştük, eğlendikte. Sonra gazeteci geldi fotoğraf çekti. Bizimkiler direk havaya girdiler :D
-Sandalye masa taşıttılar bize. 4 kat bide, boru değil. Etekleyiz bide. Yukarı nasıl çıkardılarsa aşağıda öyle indirsin pçler. Okulda hademe yok sanki öğrencileri kullanıyolar. Hepte bize denk geliyo! Bizim sınıf lanetli.
Dersanede Crax'la oturduk. Gezenti öğreniirse bittiiim. -Ee. Şey. Barıştıkta bizz.- Yine iğrenç espriler yaptık. Öyle yani.
x hadi öptüms iyiyim bugün iyiii!