okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2012 Perşembe

Dünya Tersine Dönüyoor!

Bizim takıldığımız grup değişmeye çok açık, ben bunu anladım. Zaten okulda son yılımız problem yok. :) Grup ara ara büyüyor ara ara küçülüyor, sayımız azalıyor.
Şaşkın, iyice şaşırdı (!) Sapıttı okuldaki kızlar, bi tane var bi ara yazmıştım galiba kaşarın teki falan diye. Şaşkın onunla takılmaya başladı. Laf aramızda, onunla takılmaya başlayınca bozuldu. Kaçıklara bana karşı falan ayrı bi tavır yapıyo. Bugün tuttum kolundan Şaşkın'ın, "N'oluyo lan?!" dedim. Bişeyler dedi ama çok gürültü vardı, duyamadım. Yine sorunca boşver falan dedi, kıvırdı. "Yok bişey," dedi. Sonra o kaşar "Anlatıyım mı lan?" dedi. Şaşkın kaşara pis pis baktı. O da "İyi tamam anlatmıyorum," dedi.
Ben Kaçık'a sordum aralarında tartışıp tartışmadıklarına dair. Bişey olmamış öyle dedi. "İyi be yol veririz! Bu okulda kime yüz verdiysem götü kalktı zaten!" dedi.
 Bi ara konuşuyoduk. Kaçık durdu durdu, "Sana acıyorum bi arkadaş bulamadın kız doğru düzgün okuldan," dedi. "Hepsi salak, yapıcak bişey yok." dedim bende. Pekte umursamadığımı fark ettim.
Bomba geliyor; dün Kaçık'ın kardeşi rüyama girdi! Anlatayım. Edward benim sevgilimdi, biz birilerinden kaçıyoduk. Bi otel odasındaydık. Kardeşi geldi, "Geliyorlar," dedi. Benim Edward teşekkür etti dışarı çıktı. Kardeşi eğildi, kulağıma beni söylediğini söyledi, sonra oda gitti. O çıkınca odaya bir kız geldi, galiba ondan kaçıyoduk. Ben dolabın arkasına saklandım. Kız beni gördü. Arkamdan tehditler yağdırırken ben topuk yaptım. :D böyle yani. NE anlama geldiğini çıkaran biri olursa yorum atsın bekliyorum!
Keeps Gettin' Better! (True Story Bro!)

9 Şubat 2012 Perşembe

Halim İçler Acısı.

Çok canım sıkıldı. Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Kartoplarından korudu Kaçık Şaşkın'ı. Öyle bir arkadaşlık tablosu yok. Baktım şöyle bi, canım yandı. O bana karşı bu kadar kötüyken başkalarına bu kadar iyi davranıyor. Özel bir çabası var beni yok saymak için. Çok güzel yağdı kar. Adaş'la bile birbirimize kartopu attık yani. Bayramda küslük olmaz derler ya, karda küslük kalmadı. :) Kaçık hariç tabi.
Neyse, tam ben baktım Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Onlar öyleyken ben dımdızlak kalmıştım. O Türk filmi sahnesini yanağıma gelen kartopu böldü, yavaşlayan zaman bir anda iki katı hızına çıktı ve aynen oynamaya devam ettim. Yüzüme atılıp, resmen yedirilen karlardan sonra hiçbir şeyi umursamadan oynadım. Müzikçi ve İngilizceciyle oynadık. Oynarken gayet iyiydi, ama sınıfa gidince bir garip oldum. Aklıma Kaçık'la Şaşkın'ın görüntüsü gelip gelip durdu. "Seneye," dedim kendi kendime, "bende düzgün bir arkadaş bulacağım!" aslında var ama görüşemiyoruz işte. Ben yazmayı unuttum ama ben Ogion'umu buldum! Sevgili Mor'umun kardeşi, esmer yakışıklım, canım, yavrum, her şeyim, halden anlayan insancık. -Kalp-
Ve sonra! Facebook'a girdim. Eski okulumdakiler toplu fotoğraf çekilmişler karda. Gördüm. Psikilojim bozuldu bile denebilir yani. Çöktüm resmen.
Yalnızlık dokunmuyor diyorum ama DOKUNUYOR. Hemde çok. Anlatamam yani.

8 Şubat 2012 Çarşamba

şaşıranzi.

Şimdi. Söyleyeceğim odur ki, ben bunu herkesten beklerdim ama Kaçık'tan asla. Biz Adaş'la ayrıldık ayrılmasına, hatta Adaş bir süre ayrılmamı sindiremedi, telefonla arayıp durdu, facete sürekli yazdı ve bir ara iyice sapığa bağlamıştı ki tatile girdik. (Şükürler olsun ki!) Ayrıldık diye bizim grup dağılmıştı. Ben onların yanına gitmiyordum, Adaş'la aramızdaki mesafe rahatsız edici olucaktı hepimiz için çünkü. Ve bu mesafe Adaş'ın garip davranışları yüzünden oldu, yoksa gayet arkadaş kalabilirdik. Kaçık ben Adaş'tan ayrıldıktan sonra bana karşı saçma bir şekilde cephe aldı. Ben onun ço...k daha iyi biri olabileceğine inanıyordum. Öyle olduğunu ummuştum ya da. O okuldaki diğer salaklardan daha farklı gibi gelmişti, kız-erkek arkadaşlığı konusunu aşmıştı. Diğerleri gibi "Bir erkek bir kızla arkadaşsa altında bir şey vardır," diyenlerden değildi, rahat rahat konuşabiliyordum onunla. Eh, onun bana karşı tavrı nefretle karışık, yok sayıyor beni. Ki benim en korktuğum şeyde buydu. Ayrılırsak ben Kaçık ve Şaşkın'ın arkadaşlığını kaybetmekten korkuyordum. Şaşkın'la hala iyi gibiyiz. [Şöyle bir şeyde var; geçen gün öğlen yemek yemeye gittik onunla. Öğlen döndük, onların sınıftaydık. Sonra Kaçık ve Adaş geldi. Şaşkın bana özellikle "Gitme sakın," dedi. Onunlada bu konuyu konuşmuştuk zaten. Ama sonra Kaçıklarla konuşmaya gülüşmeye başlayınca unuttu beni. Sonra arada ben sıvıştım, gittim. Fark etmemiştir bile eminim.] Uzun lafın kısası; ben ayrıldım diye bana böyle davranacağını hiç düşünmemiştim ya.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Annem 5 Buçukta Evde Ol Dedi.

Bugün çok komik bir gündü. İlk tenefüste Kaçık geldi, Adaş hakkında kaş göz yaptı yine, "Bir daha ki tenefüs Şaşkın gelecek o zaman bak gör sen!" dedi güldü. Bende "Yedim ayvayı desene," deyip güldüm. Sonraki tenefüs Şaşkın geldi anladım ki cidden ayvayı yemişim. Geldiler konuştuk koridorda falan. Sonra gittiler getirdiler Adaş'ı yanıma. Ey allaam ya. :D Çıkma teklifi etti. (bu olayda çok garibime geliyor başka bir yazının konusu olsun.) Adaş'la çıkıyoruz :)
Beden dersinde basketbol oynayalım dedik. Ama gülmekten koşamadım. Psycho, Sessiz, ben, Ayı falan oynadık, Ayı çocuğun tekine "SIĞIRİSTAN" dedi. "Öh öküz ya hep senin yüzünden kaybediyoruz." "Kurbanda niye seni kesmediler ki anlamıyorum." da dedi. Biz Sessiz'le bir güldük bir güldük. :D Boşuna adı Ayı olmadı onun. O gerçekten doğal ortamından kopartılmış bir ayı o, top bendeydi topu almaya çalışırken çeneme ittirdi topu. Çenem zaten yeterince problemli (takırdıyor -,-) daha da kafayı yedi. Sonra öğlen yemek yemeğe gittik, BilekBeri, biz yemek yerken Şaşkın'la, geldiler. Biz küsüz BilekBeri'yle falan. Gezenti beyefendi hepsini kanatlarının altına aldı. Nasıl dolduruyorsa artık. Herkes atara girdi, hep Kaçık, ben, Adaş, Şaşkın takılıyoruz diye. Şaşkın'a atar yapmışlar "Hep onlarlasın," diye. Benim arkamdanda demişler diyeceklerini. Gülüp geçiyorum,  "Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir.." (B. Dylan) Neyse geldiler işte, ikidir ayrı masaya oturuyoruz. Oradaki çocuk bile şaşırdı artık. -
Camp Lazlo'da, Lazlo az önce "Aşık olanlar şekerleme kızartmaz" dedi.
Ben cidden kardeşim diyebileceğim insanları buldum. Gerisi önemli değil. :) :)

23 Aralık 2011 Cuma

çekemeyene anten göte monte.

Biz tenefüslerde falan hep İngilizcecinin yanına gidiyoruz. Konuşuyoruz, geçen çocuklar basketbol oynadılar hocayla (çarşamba) ben etekliydim sadece izledim. Perşembe okul çıkışında kaldık biraz, konuştuk falan tek Kaçık ve ben vardık hocanın yanında, bizi eve bıraktı. Bir araba macerası daha oldu. Çok çöp vardı hocanın arabasında. Kaçık'la İngilizceci çöpleri toparladılar, ben yine etek yüzünden kaldım öyle, rüzgarlıydı da hava, sadece ıslak mendil çıkardım. (on parmağımda 1 marifet) Arkada bebek bezi olabilirmiş, durun siz ben alıyım dedi. Kaçık'la durduk tam, bir kız geçti. "Bali çekmiş," dedi. İngilizceci dönüp "Ne?! Canınız bez mi çekti?" deyince yarıldık. :D Sonra arabadan sakız çıktı, çiğnemeye çalıştı hoca, taş gibi olmuş bunlar çiğnenmiyo falan dedi. :D Sonra bizi eve bıraktı işte, ilk Kaçık'ı bıraktık. O arabadan indi kaş göz yaptım pencereden, dil çıkardım falan :D oda bana parmak sallıyo. Eheh. Bugünde Şaşkın, ben Kaçık ve İngilizceci çay içtik (hoca ısmarladı, bizim o kadar istemiyoruz dememize rağmen) Konuştuk yine uzun uzun. Gezenti "Hep onlarlasınız bizimle değil" falan gibilerinden bişey demişler!! OÇlar. Kaçık'la benim tepeler attı.Çekemeye anten göte monte. Ben onların yerinde olsam ufak ufak uzarım, durmam. Hocada onlar benim yanıma geliyor hep demiş. Haklıda. Biz hocayla vakit geçirebilmek için yırtınıyoruz. Onlar hiçbir şey yapmıyorlar, sonra da tirip atıyorlar. Yok öyle. (gif onlara gelsin.) Neyse. Bir Adaş meselesidir gidiyor sormayın canlarım. :D :) Şaşkın geçen bana "Sana bişey diycem ama olumsuz bakma direk" dedi. ne olduğunu sordum. "Adaş'ıı.." dedi anladım ben direk güldüm falan. Bu "Olumsuz düşünme demiştim sana" dedi bir sürü şey söyledi. :D Bugünde Kaçık ben, Adaş Şaşkın falan duruyoruz. Kaçık kaş göz yaptı Adaş'a doğru, anladım ne demek istediğini tabii. Sonra bir şey dediler, bende "Ben hiç olumsuz bir şey söylemedim ki" dedim güldüm. Öğretmen beni fotokopileri almaya yolladı, Kaçık'la Şaşkın'da geldiler. Kaçık dirseğiyle dürtüyo falan gülüyoruz. :D
Öptüm Hadi,
Küllerinden Doğan Kız,
x

22 Aralık 2011 Perşembe

Her Şey Daha Güzel !

Bir insan benim için ne kadar çabuk değer kazanırsa, o değeri o kadar çabukta kaybedebilir. Gezenti'nin belki değeri çoktu ama çabuk kazanmıştı o değeri, çok çabukta kaybetti. Bir lafıyla sadece. Neyse, şimdi çekemiyor ben Kaçık'la konuşuyorum diye. Batıyor tabi. Geçen gün konuşuyorduk Şaşkın'la. "Adaş, sen, ben, Kaçık güzel grup olduk" falan dedi. (:
**Lan, geçen hafta biz Gezenti'yle küfürleştik ya, rahatladım be. Vallahi.
Okulda fotoğraf çekimi vardı. Süperiz yani sınıfça :D <3
Bugün güzeldi :)

12 Aralık 2011 Pazartesi

neyse sakinim -,-

Bedenci özetlemek gerekirse sıçtı sıvadı, hayatımda böyle azar yemedim. Zaten maç vardı öğlen, ilk maçı kazanmıştık (sınıflar arası maçlar) ama pek umutlu değildik.
İki takımda muhteşem oynadılar, canlarım benim, yenildik ama olsun. Kaçık karşı takımdaydı, Adaş'ta. Yanks falan. Hepsi. Kaçık geldi, çıkardı terli terli formayı fırlattı "Hediyem olsun hohoho" yaptı. :D
Eğlendim ama, o sınıfın kızları çok sinir. Öyle böyle değil. "Yeeenceez sizi ağlamayaan eheh" diyolar falan bitanesinin yakasından tutup "Ne boka ağlıyomuşuz amk amaç eğlenmek değil mi bu maçlarda lan topu götüne soktuğum" diyesim geldi-saçmalayasım geldi yani. Zor tuttum kendimi, Merba da yanımdaydı diyo "Sakin bayanlarr" falan. (Son zamanlarda baya takılıyoruz Merba'yla) Hiç hoş değildi kızların yaptıkları. Kızlarla tartışıyoduk, ortalık kızıştı, aradan bağırıyorum ardan Kaçık'la gülüyorum falan. Merba'da izliyodu en son, "Bi dakka ya siz mi oynadınız maçta" dedi, bende "Gelip bize laf yapıyo ama" dedim. Uzadı baya. Sonra tenefüste sınıftan biri geldi, "Pikaçu toplayın kızları gidin dövün şunları ya. Yolun" deyince, "Sinirliyim zaten gaza getirme beni" diye cevap verdim. "Bazı insanlar bazen insanlar" deyip yoluma devam ettim. Ama cidden çok kafamı attırdılar. Bebeler gibi "Yendik şişirdik" saçmalığını söylediler. Ben sadece göz devirmekle yetindim. -Şimdilik.
Adaş, Kaçık falan terli olduklarından losyon mu kolonya mı onun gibi bişey, -losyon olsa gerek erkkek kokusu çünkü- Adaş geldi yanaklarıma ellerini sildi ve gülüp gitti. Ne yaptığını anlamam için kokuyu almam gerekti, yüzüme sürmüştü o kokudan. İğrenç ya. :D Kaçık benim yüz ifademi gördü, ne olduğunu sordu, söyledim. En az iki saat gülmüştür yani. -,-

11 Aralık 2011 Pazar

en kötü cuma . :(

O kadar güzel başlamıştım dimi haftaya..
Cuma günü, ilk ders fen kağıtlarına baktık. O kadar kolaydı ki sınav! Gerçi yine bekliyordum, olabilir diyordum notum için.. Ama daha yüksek olmasını içten içe umut etmiyor da değildim. Sonuç olarak kötü geldi, ortalamamı düşürecek :\
Ardından 2. ders Türkçe sınavı olduk. Gece 1'e 2'ye kadar ödev yaptığım için çalışamadım sınava (evet, evet son akşam çalışanlardanım) ve şu son konuyu hiç anlamadım. Sınavda da en çok son konudan soru vardı, birde kafiye falans sormuş.. İğrençti yani.
3'le 4 matematikti. Öğretmen geç geldiği için sürem yetmedi; deneme sınavı yaptılar bizi. Matematikten tam 7 boşum var. Çözüyorum çözüyorum sonuç çıkmıyor. Deliriyordum, az kalmıştı.
Psikolojim bozuldu :(
Peki öyleyse.

5 Aralık 2011 Pazartesi

en güzel pazartesi ! :)

Bugün hiç gülmediğim kadar güldüm, pozitif bir başlangıç yaptım haftaya. Moralim yerinde. Çoo..k mutluyum, gereksiz bir insanı attım hayatımdan. Harika bir gündü. Bugün yeni bir başlangıç, yenilenme gibi bir nevi. Yüzümde çiçekler açıyor, diyeyim siz anlayın. Olur olmaz her şeye gülmüşte olabilirim. Ama içten güldüm, neşeli neşeli güldüm. :) Klasik, somurtarak geçen pazartesilerin aksine, bu enerji doluydu. Bir kere anlık geldiler bana, oda BilekBeri'yi arıyordum okulun içinde, bütün katlara bakınca ister istemez gördüm birisini, öfkeyle kavruldu içim, sinirden gözlerim yaşardı. Karanlık çekip aldı sanki tüm umutlarımı, mutluluğumu, ışığımı; Atuan Mezarları'nda Atha'ya olduğu gibi. Bir 5 dakikalığına umutsuz düşünceler esir aldı aklımı. Toparlanamadım. Ama sonra ne olduğunun farkına vardım, öfke içimi kemiriyordu, hele nefret! İzin veremezdim buna, Ged haklıydı, geçen akşam uyumayıp kitabı bitirdim zaten. Direk aklıma geldi. Kafamı salladım, aman bee diyip BilekBeri'yi aramayı bıraktım. Sınıfa döndüm. Sonra zaten Adaş'la karşılaştık, gülüştük. Özgürlük ya! Yaşasın! Neydi o öyle, "Yok şununla konuşma," falan. İstediğimle konuşurum lan. Böyle düşüncelerle başladığım haftaya işte canlarım, dün zaten yüzük aldım iki tane, biri kedili diğeri tavus kuşlu. Çok hoşuma gittiler, acayip ucuzlardı kaçmaz deyip aldım. Böyle takı almayı seviyorum, normalde yüzük sevmem gerçi kolye küpe falan alırım ama yüzüklerde iyiymiş be aslındaa. Eheh. Ay, anladınız işte siz beni mutluyum, özgürüm, istediğim gibi gülüyorum! En güzelide bu! Ve haftanın duygusal çöküşte olduğum gününe güneş doğdu, içim aydınlandı bugün. Herkesle konuşuyorum nerdeyse. Bugün ilk kez sınıfı bırak, bu okula ait hissetmeye başladım kendimi. Bu okul benim, yılın sonunda buradaki insanlardan, öğretmenlerimden, okuldan nasıl ayrılacağım inanın hiçbir fikrim yok. Aynı zamanda o okulun ilk günü ağlayan kızda yok. Artık buradaki güzelliklerin farkındayım, kötü sandıklarımda iyilermiş aslında bunu farkettim. Kendi kendimi dolduruşa getirmişim eskilere olan özlemim yüzünden. Farkına vardım ki eskileri özlemle anmalıyım kendimce, yenilere nefret duymama sebep olmamalı eskiler. Bir pazartesi günü, bu kadar mutlu olabileceğimi kim bilebilirdi ki? 2,5 aydır geçirdim en hoş gündü sanırım okuluMda. Ben var gülümsemek.
Eğer böyle olabilecekse hep, yaşasın pazartesi!
Sevgilerimle,
Küllerinden Doğan Kız. x

çok güldüüm

İlk tenefüs, Kaçık bizim sınıfa geldi. Ders dindi. Aldı birinin kitabını, bir şeyler yapıyor. Gittim yanına, kaş-bıyık çiziyor kitaptaki fotoğraflara. Ama cidden komik yaptı, güldüm, baktı oda güldü. Böyle başladı her şey!
Sonra derste Satıcı çok ofsayt bir kelime sarf etti. Hatırlayamıyorum şuan, onada en az iki saat gülmüşüzdür.
3. ve 4. ders beden. Giyinirken ayrı bir şamata oldu zaten, kızlar üç kişi bir kabine girdiler. Gülüşüyorlar falan ne oluyor çözemedik. :D Derste hoca koşturdu. Bir kız var hmmps ne olsa adı? Yeşilimsi olsun. Yeşilimsi tam önümde boy sırasında (aslında uzunum ama ilk böyle sıra yaptık kaldı :P ), koşarkende önümdeydi işte. BilekBeri, Yeşilimsi'nin saçını örmüştü. Yeşilimsi koşarken gülmeye başladı, "Ay bu sallanıyo of, eheh sinir oldum lan" diye söyleniyo bir yandan. Onun haline gülerken birde koşmaya çabaladım ayrı bir felaket. Konumuz bu hafta derste atlamalar, bayrak yarışı falanmış. Bayrak yarışında ben bayrağı Akıllı'ya vermem lazımdı. O kadar koştum (bir yandan gülüyorum yine) çubuğu verdim, ama incecik bir şey zaten tutamadı fırladı falan, ama sonra karşı takımdaki salak bayrak yerine kullandığımız çubuğu bizim takımdakine verince yine biz kazandık hohohoyt. Üç adım atlama! Yok böyle bir şey yaa.
Hoca hepimize tek tek yaptırdı, yapamayanla yapabilenleri ayırdı. Yapamayanlara tekrar özel olarak gösterdi. Sonra onlar tekrar sıraya girdiler, Yeşilimsi'de yapamamıştı. Denediler yine, o kadar komik manzaralar ortaya çıktı ki, biz -Sessiz olsun o kızın adıda- Sessiz'le gülmekten nefessiz kaldık. Sessiz oturdu dizlerinin üstüne, gülerken bir dizlerini dövüyor bir yeri. Bende Sessiz'e mi güleyim yoksa -Yapamayanlardan bir kız adı Kokarca olsun- Kokarca'ya Satıcı'ya yada Yeşilimsi'ye mi güleyim şaşırdım. Oturdum bende gülerken, bir ara yerlere yatarak güldüm cidden. :D
Öğlen yemekhanede sıradayken -Psycho'nun arkadaşı var, adı Kolye olsun- baktılar Psycho'yla Kolye, sıra uzun; oturdular merdivenlere. Bir ara kayboldular, sonra geri gelip araya bir yere kaynadılar. Arkasına geçtikleri çocuk laf yaptı bunlara, Kolye'de uğraştı bununla. Bir ara açtılar çantasını karıştırdılar, çocuk farkedince döndü "Napıyosun olm sen?" tarzı tiriplere girdi. E bide bizden küçük, Kolye buna daha da sinirlendi. Sonra bi hoca geldi, o çocuk benim arkamdaydı galiba, her neyse öne geçirdi çocuğu hoca. Ben susar mıyım hiç, "Hocam nereye ya, niye öne onu-?" dedim, hoca "Problem yaratıyo ondan" deyince tamam dedim, e haklı kadın. Psycho bunu gördü, döndü Kolye'ye "O çocuk şimdi öne geçti" dedi. Kolye'de tuttu çantasından çekti çocuğu. Çocuk el kol yapınca Kolye geçirdi bikaç tokat, bir yandan da "El kol yapma banaa" diyor.. Psycho "Kolye olm sakin yaa" diyor ama nasıl gülüyoruz biz Psycho'yla görmeliydiniz o tokatları sizde gülerdiniz. Çocuk ağlamaya başladı, hoca geldi azarladı bunları falan. Eheh. Neyse.
Türkçe dersinde Akıllı'yla oturmak zorunda kaldım. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama bütün öfkemi ortaya çıkartıyor. Deli ediyor beni, kafasını duvarda parçalamamak için zor tutuyorum kendimi ya. Of.
Tenefüste pano düzenledik, yerel gazeteye çıkmışız, gazete yazılarını ve öğretmenin çektiği fotoğrafları panoya astık. Adaş, Serseri, Ayı, (Kaçık'ın kardeşi -adı Başkan olsun) Başkan, (Yeşilimsi'den tokat yiyen çocuk, adı Merba olsun) Merba, (Yeşilimsi'nin eskisi -adı Yanks olsun) Yanks, Psycho hepicii geldiler. Ayı benden intikam peşinde, saçımı çekip kaçtı hep. Serseri, Adaş ve Merba'nın olduğu fotoğrafa çok güldük komikti. :D Ufo-Gören-Masum-Köylü-Bakışı atmışlar sanki. Adaş'la Merba çıkışta, "Pikaçu iyi akşamlar" falan dediler. Çıkışta Adaş ve Merba'yla konuştuk biraz. Sonra muhabbet değişti, "hadi iyi akşamlar muhabbetin gerisi beni aşıyor" dedim gülüp, sıvıştım. Adaş "Aynen aynenn" diyip güldü.
-Çok mal yazdım ama gülmek başıma vurdu sanki. Öpüldünüz x

2 Aralık 2011 Cuma

belki bir daha asla.

İlk iki ders fendi. Sıvıların basıncıyla ilgili deney yaparken bir çocuk var -Kurbağa olsun adı-, hocaya yakın bir yerde oturuyordu. Fenci su dolu balonu onun üstüne attı. Zaten atmadan öncede balon deldiğinden çevredekiler sudan nasiplerini aldılar. Çok komikti fen, eğlendik baya fencide genelin aksine pek bir neşeliydi. Sonraki  iki ders matematikti, şu öpüp geçen matematik sınavından 93 aldım. Sayısalcı'yla önceden bir kızla dalga geçmiştik 97 alınca Türkçe'den baya bir sevinç gösterisi yaptı diye. Bende o yüzden "93! 93! 93!" diye bağırdım, çaktım falan pek bi haşır neşir olduk.
Öğlen yemekhaneye indim, artık Psycho'da okulda yiyiyor şaşırdım. Her neyse, 5. dersin sonuna doğru MY1 geldi. "2.05te spor salonuna indirin öğrencileri, maç var" dedi. Öğretmende test dağıtmıştı onları çözüyoduk. Bitince aldık çantaları indik aşağı. Yukarı oturalım dedik. Bi' çıktık tribüne, baktım ki Gezenti orda! Gittim onun bi altındaki yere oturdum. Saçlarımı kokladıı. Şaşkın'ın solunda BilekBeri onun solunda da ben vardım. BilekBeri, döndü bana arkasını, boyuna Şaşkın'la konuşuyo. Anında unuttu yani. Çok yapıyor bunu. Sonra bir grup mal geldiler, eski okuldan tanıdığım ikizler, şişe dibi gözlüklü 1010'un arkadaşı olan bir mal ve bi' arkadaşımın eski sevgilisi ordaydı. O şişe dibi gözlüklü dediğim çocuk kokuyo falan bide iğrenç :| onu görünce aklıma 1010 geldi, onun takıldığı ortamlar aşırı uzaktı bana. Dolayısıyla hiç karşılaşmıyoruz. Zaten taşınıcaz falan diyodu, ama kim taşınıcaz dediyse hep kaldığından kalırlar diyordum. Bir flashback oldum. Geçen yıl eski okul falan, hani ölmeden önce hayatın bir şerit gibi gözlerinin önünden geçer diyorlar ya :D aynı öyle oldum. Her şeyi en baştan yaşadım sanki. 1010'a karşı hafif bir şefkat hissettim, çok problemliydi. Sonra nefret etmeye son gaz devam. Onlar oturacak diye bizi yerimizden kaldırdılar, bizde iki sıra yukarıya oturduk. Bir ara kalktılar bende Gezenti'nin arkasına denk gelen yere geçmeye çabaladım, tam geçtim; Gezenti İngilizceciyle Kaçık'ın yanına gitti. Şaşkın yanımdaydı, donuk donuk bakınca sordu n'oldu diye. Söyledim bende, ben gelince gitti diye. Sonra Şaşkın gitti konuştu falan, Gezenti geldi azcık uğraştı benimle. Ve ardından aynen geri gitti. 
böyle bir arkadaşlık aradığıım.
İnmeye çalıştık, okul bitmişti artık salmaları lazımdı bizi. Ama şak şakçı lazımmış kaymakam gelicekmiş diye tuttular bizi! Lanet olasıcalar. Gerçi iyi oldu, 20 dakika daha burdasınız diyince bizde gittik ikimiz oturduk boş olan bi yere Şaşkın'la. Konuştuk uzun uzun. "Kaçık bana küstü," dedi. Anlattı. "Herkes ayrı bir tersliyor zaten," dedi "hep iyi niyetimden oluyor böyle." gözleri dolmuştu. Elini tuttum, desteğe ihtiyacı vardı. Oda anlattı.. "Ben iyi niyetli davranıyorum, kolay güveniyorum insanlara." dedi, çok içtendi. Yakın hissedebildiğim bir Şaşkın var böyle, bende ona söyledim "Gezenti olmasa aslında bende okuldaki konuşabileceğim herkesle elimden geldiğince konuşmaya çalışırım. Herkesle bir muhabbetim, bir yaşanmışlığım olsun diye. Öyle 'yok bu çirkin ben onunla arkadaş olmam' tarzı muhabbetlerede girmem. Bir şey olduğunda -şuan ki gibi- herkesin yanında olmaya çalışırım. Seni çok uzun süredir tanımıyorum, ama elimden geldiğince her zaman yanında olmaya çalışacağım bilmeni istiyorum. Hep yanındayım," dedim. Gülümsedi falan. Ben bir ara onlara gidicem onun bana anlatacağı şeyler varmış, benimde ona anlatacaklarım çok.. "Uzun süredir kimseyle konuşmamıştım böyle," dedim ve teşekkür ettim ardından. Şaşkın yakın olmak istediğim nadir insanlardan biri şu okulda. Sonra öğrendik, İngilizceci konu anlatıcakmış okul çıkışı dersleri kaynamış hep o gösteriyle, bu maçla falan. Konularda sınavda çıkacağından anlatıcam dedi, bende Şaşkın'a dedim "Kalalım mı laaaan" onunla elimden geldiğince vakit geçirmeye çalışıyorum. Herkesle öyle. Sonuçta bu son yılımız. Böyle olduktan sonra kimisi memlekete gidiyor, kimisi yatılı okumaya. Belki bir daha asla görüşemeyeceğiz. Unutulacak bu yaşananlar, kaybolup gidecek anılarımız arasında. Ben kimseyi unutmayacağım! Hiç niyetim yok. Çünkü burada ben ne yaşıyorsam o insanlarla paylaşıyorum. Birde benim ilk ve son yılım olunca, telafi etmem gereken bir süreç var ne de olsa (: .. Kaçık'ta ısrar etti "Hadi Şaşkın kaaal" falan dedi. Şaşkın'ı ikna ettik ama arayınca ulaşamadık annesine, açmadı telefonu. "Babanı arasana" dedim "Ne babası yea" dedi. Kaçık durdu durdu, "Ailede hani şu cinsiyeti erkek olan birey" dedi gülüştük falan.
 Şaşkın ulaşamayınca kalmak istemedi haberleri yok diye. Sonra bende annemi aradım ama bende ona ulaşamadım. Fakat ben İngilizceci ve Kaçık varken kaçıramazdım böyle bir şeyi. İkiside çok eğlenceliler. İngilizceci bize çok şey katıyor, Kaçık'ta çok komik; hani belki onun Şaşkın'la olduğu gibi olamayız ama olduğu kadar iyi olmak istiyorum. Bunun içinde vakit geçirmek lazım sonuçta. İşte o yüzden ben kaldım. Eğlendikte. Baya güzeldi ders. Ayrıca konuştuğumuz şeyler hakkında da düşündüm. Çıkışta öğretmen bizi eve bırakmayı teklif etti, uzak çünkü pek yakın değil yinede. Millet çıktı, öğretmen masasını toplarken dağıttıkları tişörtlerden birini aldı Kaçık, nasıl yaptıysa tuttu caaaart diye böldü tişörtü. "Ehehe, bez yapıyorum hocam size" dedi. Biraz saçaklı yamuk bir parça kalmıştı. (2 parçasını aldı hoca) Kaçık geçirdi kolunu, o kısmına. Saçak dediğim ip gibi bölündü tişört bende aldım o kısımlarını güle güle garip bi şekilde doladım, ipleri omzunda birleştirdim "Kurdele yapıyım mıııı sanaaa" dedim şirinlik taslayaraktan. Oda "Yap tamam yap" dedi güldü. Sırada bir tane toka vardı koparmışlardı falan. Görmüştüm Kaçık oynuyordu onunla ama yinede sordum elimde tokayla uğraşırken kimin diye, "Benim," dedi. Sonra merdivenlerden inerken "Al," diyerek uzattım ama "Sende kalsın." dedi.
Sonracımaa. Satıcı, ben, 2 kız, Kaçık ve kardeşiyle birlikte İngilizcecinin arabaya doluştuk. -Hiç güzel olmadı 7 kişi- Kızlardan biriyle Kaçık atışıp durdular. Satıcıyı marketin oraya attık dersaneye gideceği için, o 2 kızı bıraktık. Kaçık'la kardeşi önde kucak kucağa gibiydiler. O atıştığı kız "Kaçıkla kardeşi hiç bu kadar yakın olmamışlardı" dedi güldük hepimiz buna tabii. :D İngilizceci şarkı açtı arabada, eğlendim ya. Bu geçirilen her an değerli ve güzeldi. Mutluyum, çünkü Şaşkın'la artık eskisinden çok daha yakınız. Kaçık ve Adaş'la muhabbetim az da olsa var. (+bir kaç kişile daha bugün yeni yeni konuşmaya başladım) Her şey yoluna giriyor! Ama Gezenti'yle kötü. Çıkıyoruz, ama mesafe çok aramızda şimdi. Çıkarken özletiyor öyle yani. Ama seviyorum da. Eski sevgilisine bişeyler demiş, ama bu başka yazının konusu olsun. Bu kışın çiçek açan bir yazı! Mutlu, ilkbahar gibi yağmurlu ve alabildiğine güneş var ardında! Yalnızlığın ve sıkıntının bittiği bir yazı. Öpüldünüz x

1 Aralık 2011 Perşembe

wtf ?

Biliyorum, her seferinde çok dandik şeyler geliyor. Ama yinede arkadaşlarla konuşup gidiyoruz eğlenceli olur diye. Konuşacak malzeme veriyo çünkü. Konuştuk birkaç arkadaş. "Tamam gidiyoruz" falan dediler. Ben müdür yardımcısına gittim, bilet almaya. Şaşkın, BilekBeri falan topluca gidicez. Şaşkın'la birlikte gitmiştik müdür yardımcısının yanına. Tam girerken odasına Adaş'ı gördüm. "Sizin sınıftan giden var mı?" dedim. "Beeen" dedi uzata uzata.
Sonra hocaya sordum "Ben biletleri falan teslim ettim, paraları falan" dedi, diğer müdür yardımcısına vermişmiş. "Sen bulursun hocanı Pikaçu, Şaşkın sen bi çık. Pikaçu'yla konuşucam." dedi, Şaşkın "Oha n'aptın?" der gibi baktı çıktı sonra. Müdür yardımcısı -MY1 olsun adı- MY1, her zamanki gibi saçıma başladı konuşmaya. "Okuldasın, öğrenci gibi görün." dedi. "Yönetmelikteki maddede 'Saçlar toplu' diyor. Uyarmadığım seni görmediğim anlamına gelmez. Ben seni görüyorum bir şey demiyorum, Pikaçu anlıyor gördüğümü diyorum. Sen, Satıcı bu konuda en çok sorun çıkartanlarsınız. Daha var ama en çok siz yapıyorsunuz bunu. Yazılı uyarıda bulunmakta istemiyorum. Dışarda aç, istediğini yap ama burda kurallara uymak zorundasın. Belli kurallar var!" dedi, "Anladım, peki hocam" dedim. "İyi çıkabilirsin" falan yaptı. Sonra gidip MY2'yi aradım, bilet aldım falan.
1.30daydı gösteri. Öğlenin sonuna doğru baktım, salonun önünde toplaşmışlar. Şaşkın, ben ve 2 kız daha girdik içeri oturduk falan. Bizim olduğumuz yerde iki kişilik boş yer kalmıştı. Kaçık'la Adaş'ta oraya oturdular. (Soldan Sağa doğru) Ben, Şaşkın, Kaçık, Adaş oturduk. Biletleri kapıda toplamayınca içerde bir garip oldu olay, Adaş "Bileetleri topluyomuşuuuuz!" dedi bizim biletleri aldı falan, gülümsedi garip garip.
 Aramızda (Adaş'la) ^^ buna benzer bir iletişim vardı bütün gün. Kaçık'ın arkasından bana bakıyor böyle uzun uzun. Derdini ne acep .D Şaşkın'ın omzuna koydu başını Kaçık, öyle durdular falan. Bende 3 yıldır burda olsaydım keşke. O zaman böyle arkadaşlarım olabilirdi. Gerçi o değişir, eski okulumda olsaydım şimdi 3. yılım olucaktı, böyle bir ortam bizim dönemin arasında yoktu hiç. Olmadı o salaklarla da olamazdı. Ama iki üst dönem öyle bir kardeşlik, arkadaşlık bağı vardıki aralarında imreniyodu insan. Onlar daha çok olaylıydılar, her gün bir kavga, bir saç baş girme meselesi falan oluyordu ama yinede birbirlerine karşı sadıklardı arkadaş olarak. Kardeş dediği kızla ilgili salak salak şeyler düşünüyosalar bile bunları kendilerine saklıyorlardı, eğer biriyle öyle bi bağları yoksada dümdüz gidiyorlardı -orası ayrı. :D O samimiyet o sıcaklık o ortam olsaydı, yakalayabilseydim burda keşke. O zaman lanet okumazdım bu kadar geldiğim için. Neyse!
 
Eğlendik. Gösteriyi yapan adama bol bol küfrettik. Sahneye kişi çağırdığında Kaçık el kaldırdı. "Kaçık, kendine gel nasıl gidiceksin sahneye?" Garipsedi, "Yürüyereeeek" dedi. Güldüm "Merdivenleri görmedin mi lan?" deyince, kalktı baktı "Ohaa" yaptı. Adam bize kızdı, "Konuşmayın diyorum, ordan cevap veriyolar hala duyuyorum" dedi. Kaçık elini nabıyon olm? dercesine elini salladı sahneye doğru "Tamam tamam be" dedi. Sonra konuşmaya devam ettik tabi, susturamazlar bizii! Ehihe. Gösteri bitti, adam çıktı. Tenefüs zili çaldı, ders zili çaldı. Salon hala boşalamadı. Merdivende oturanlar akın ettiler kapıya zaten. Biz kalktık ilerliyoduk, baktık çıkamıycaz, Şaşkın geri oturdu "Ben o kapıdan şuanda çıkmam, çıkılmazki zaten" falan dedi. Bende geri oturdum bunun üstüne, Kaçık'ta oturdu. Adaş, "Of beee, siz kalın burda çıkıcam ben nihahah" yaptı, Şaşkın ittirdi geri otursun diye onu. Benim önüme gelince bende ittirdim falan gülüştük, uğraştı benimle biraz. Sonra azcık ilerledi ittirdiler "N'apıyosunuz laan?!" dedi. Kaçık güldü buna, ama bana birazcıkta olsa "Napıyosun sen? Senin sevgilin yok mu?" diye baktı, ya da daha çok "Anladım ben ne döndüğünü" der gibiydi.. Neyse, Adaş paşa paşa bu sefer benim yanıma oturmak zorunda kaldı. Bende güldüm, hani çıkıyodun lan der gibilerinden baktım buna falan. Çözemedim aradaki gerilimi.  WTF.?

30 Kasım 2011 Çarşamba

her türlü taşıma işi yapılır

Eski okulumdaki ilk aylarım sürekli birilerini reddetmekle geçiyordu. Herkesi reddedince kanka ayağına yattılar, umudu kesince. Şimdi kimseyi reddetmedim öyle ya, herkes bir nazik bir nazik sorma gitsin. Eh, ben sizin niyetinizi anladıms. Bir çocuk var dışardan bakınca çok hiperaktif gibi geliyo insana, Serseri olsun adı. Sonra Gezenti'nin konuşmamı istemediği bir çocuk var, çok sapık hareketlerini gördüm :O Kaçık olsun onun adıda. Bide Kaçık'la takılan biri var sürekli onun adıda Adaş olsun (onun isminde milyon kişi tanıyorum nerdeyse).
-Okulda Van'a eşya göndermek için falan bir kampanya düzenledik. Kolilerle getirdi herkes. İlk önce bi sınıfta duruyorlardı, sonra başka bi yere taşımışlar. Neyse bugünde kamyon gelip alıcaktı, o odadan dışarı taşıyın hadi falan dedi öğretmen. Biz kızlar olaraktan üstümüze alınmadık, çünkü cidden çok ağır olan koliler vardı. Sonra "Hadi sizde yoksa bitmez bu iş" dedi bizede. Tıpış tıpış gittik tabi, napalım.. Kolileri koridora çıkarttık. Adaş'ta ordaydı. Pek samimiyetimiz yok demiycem, öncede hiç konuşmuşluğumuz yok. "Atma ya yıkılıcak Pikaçuu" diyo, ben elime koli aldığımda "Ver veer şunu" diyo.. Garip garip bakıyo -,- Neyse Adaş'ı boşverelim; kolileri taşıdık gülüştük, eğlendikte. Sonra gazeteci geldi fotoğraf çekti. Bizimkiler direk havaya girdiler :D
-Sandalye masa taşıttılar bize. 4 kat bide, boru değil. Etekleyiz bide. Yukarı nasıl çıkardılarsa aşağıda öyle indirsin pçler. Okulda hademe yok sanki öğrencileri kullanıyolar. Hepte bize denk geliyo! Bizim sınıf lanetli.
Dersanede Crax'la oturduk. Gezenti öğreniirse bittiiim. -Ee. Şey. Barıştıkta bizz.- Yine iğrenç espriler yaptık. Öyle yani.
x hadi öptüms iyiyim bugün iyiii!

26 Kasım 2011 Cumartesi

biliyorduk aslında.

 
Biliyorduk bitecekti elbet. Hiç uyuşmuyor gibiydik. Sınıftakilerle konuşmamı istemiyordu, bense sınıfa tamamen dahil olmak istiyordum. Çünkü istediğim o sınıf ortamına sahip olamamıştım hiç. Psycho özellikle. Sınıftakiler onunla gülüşür, eğlenir. Ben? O istemiyor diye sırf somurturum. -Ben böylesine gelemiyorum. Gezenti, konuşmamı istemiyor. Ben zaten yok o istemiyo, yok şu şöyle böyle dedi diye biriyle konuşmayı kesmem. Hatta inadına konuşurum daha fazla. İlk zamanlar konuşmadım, çünkü cidden çok sorun çıkarıyordu. Yok öyle bir sevgili atarı sayın seyirciler! Canımı sıkıyordu bende sırf problem çıkmasın diye sesimi çıkartmıyordum. Niye problem çıkmaması için bu kadar uğraştım bende bilmiyorum. Pek bana göre değil aslında o. Bunu şuan fark ettim. Yoksa barışmak istiyordum. Konuşuyorduk Facebook'tanda. Aramızda iyiydi. Ben yine bir dengesizlik yapıyorum, Facebook'umu dondurdum. (yakında açarım gerçi yine) Ama birinin bunu kesmesi lazımdı. Hiç kimsenin boşuna üzülmesine gerek yok sonuçta. Eğer "Niye dondurdun?" falan derlerse sınav haftasını bahane ederim. Gezenti sorarsa "Yine, ama bu sefer daha çok üzülücez, farkındasın sende. Senin üzülmenide istemiyorum, ben zaten direk kaldıramam" falan der çıkarım işin içinden. Bir daha istemiyorum çıkmak. Böyle söyleyince çok garipsiycekler, o yüzden kıvırmam lazım. Keşke gelmeseydim şu okula be. Eskisinde mis gibi düzenim vardı. Alıştığım bir yerdi. Son yıl ne için değiştirdiysem. Öf. Neyse.
Dersane falan lay lay lom gidiyor, okul.. Okul güzel gidiyor, öğretmenleri gittikçe daha çok seviyor gibiyim. Özellikle İngilizcecimize bayılıyorum. İlk yılı değil öğretmenlikte 4. yılı falan galiba. Çok iyi, ablamız gibi biraz. Eskiden Türkçeciyle Mat.çıyı hiç sevmiyordum ama onlarda iyilermiş aslında. Ön yargılı bakmışım.  Her şey güzel olacak. Ama şimdi değil.

17 Kasım 2011 Perşembe

buruk bir tebessüm

İlk derslerde çok mutluydum son derstede öyle sayılırdım. Güldüm eğlendim, güzel bir okul günüydü. Onunla çıkarken erkeklerle konuşmamı istemiyordu falan; o yüzden sınıf ortamının içinde bulunamıyordum pek. Bugün güzeldi o açıdan. Sınıfta herkesle konuştum, yılın başından beri ilk kez sınıfın içinde hissettim kendimi. Bir parçası gibi. O sınıfa ait gibi.. Ama çoğunun 3-4 yıllık bir arkadaşlığı var. Bense çoğunu tanıyorum ama bölük pörçük. Sayısalcı anasınıfından beri tanıdığım bir insancık mesela, sonra 2 yıl önceki dersaneden tanıdıklarım var 1-2 tane. Gerisinde her şeye sil baştan başladım. Yakın arkadaşım yok. Yanımda tenefüslerde oraya buraya sürükleyebileceğim, "Onu görmek istiyorum dışarı çıkalım" diye açık açık söyleyebileceğim birisi yok. Yalnızım dostlaar. (:
Başlık bile bulamadım şu yazıya. Ne yazsam onuda bilemiyorum. Bugün okulda son dersimiz boştu. Gezenti'yle ilgili soru sorup durdular. Sayısalcı geldi, "Ayrıldınız mı Pikaçu, n'oldu?" dedi. Ayrıldığımızı söyledim, "Hmm" falan dedi bişeyler geveledi gitti. Gezenti'nin bir arkadaşı var, bizim sınıfta -Psycho olsun adı- sarışın mavu gözlü incecik sopa gibi bi çocuk (fena değil orası ayrı.) biz Gezenti'yle buluşurken oda geliyordu genelde. Bir de kilolu, eski okulumdan tanıdığım bir çocuk var -Ayı olsun adı- Sınıfta genelde Ayı'yla Psycho birlikte takılıyorlar. Psycho bana kimin ayrıldığını onu bunu sordu, şişe çevirmece oynuyorduk yapacak başka bişey bulamamıştık :( Neyse, Ayı "Elden gidiyor seninki, koş yakala, tut" dedi. Psycho "Gezenti taşınıyo lan nereye mk" dedi. Ayıya vurdum bir tane. Çıkışta toplandılar bişey konuşuyorlardı. Hızlı hızlı geçtim yanlarından, gördüm onu falan. Cidden elden gidiyor, tamamen hissiz değilim ona karşı yapabileceğim bir şey yok 2 günde unutamam.
Her köşe onunla ilgili anılarla dolu gibi geliyor, ama atlatacağıma inanıyorum. Eve giderken arkama baktım hep, gözlerim doldu. Belki yarın gidecek (gitmez ama olsun); hiçbir şey bilmiyorum. Son bir kez görsem çok mu? Gülerken bir anını göreyim hatta, öyle kalsın aklımda. Aklımda böyle kalsın! O mal, sanki erkeğin tekiyle kavga ediyormuş gibi halleri değil.
Bu arada, Face'e "Bir gün gelicem aklına" gibi bir şey yazmış. Farkında değil, onu hiç sevmemişim gibi düşünüyor. Ama gerçek öyle değil. O hala aklımda. Aslında gitmedi. Şöyle bir şey var, o hala aklımda ama kalbimde olup olmadığı şüpheli (: Arkadaş sordu, aynen böyle dedim. Doğruda zaten. Bu yüzdende yüzümde buruk bir gülümseme, hafiften göz yaşı var. VE birde; SMILE FOR ALL THEM HATERS!

14 Kasım 2011 Pazartesi

Random Gülücük :)


tipe bak -,-
 Bugün çok dalgındım. Sürekli ya ben birilerine çarptım ya birileri bana çarptı. Voleybol oynadık beden dersinde benim olduğum takım hep yenildi. Saçma bir gündü. (Hala saçma gidiyor Face'te hayrına fotoğraf beğeniyorum)Sap gibi takıldım, inadına onun olduğu kata çıktım görsün içi acısın diye. Ben başkalarıyla konuşurken o benimle konuşmuyor diye..
Biri bana yardım etsin, onun canı acıyor belki ama benimde acıyor canım. Okulda her gün görüyorum.. Okuldakiler bütün gün;
-Siz barışırsınız.
-Yakışıyordunuz yaa
-Üzüldüm ayrılmanıza.
-Neden ayrıldınız?
-Oha ayrıldığınıza inanamıyorum!
falan dediler. Soranlara ayrıldığımızı söyledim, konuşmak istemiyorum bu konuda dedim... Random gülücük attım. Poker Face yani. Öyle..

Buda şarkısı olsun.

I hate to turn up out of the blue uninvited.
But I couldn't stay away, I couldn't fight it.
I'd hoped you'd see my face & that you'd be reminded,
That for me, it isn't over.

11 Kasım 2011 Cuma

11/11/11 Öhms.

İğrenç bir gün olarak tarihe geçecek benim açımdan. Ve birazda komik, karışık. İlk iki dersimiz fendi. Fencinin sınıf öğretmeni olduğu sınıf Gezenti'nin sınıfı, Gezenti'yle baya iyi anlaşıyorlar ve nasıl oluyorsa bizim beyefendi sınıf başkanı. Fenci aldı derste bunu, iki dersimiz boyunca e-okula not girdi ve beni kesti. Yetmiyor birde ben soruya saçmalarken oda atladı soruya veee benim cevabıma hoca başka bir soruyla karşılık verince bir inceden "Haha" dedi, dalga geçti ama hemen ardından doğru yanıtladım soruyu :D kaldı öyle. Neyse sonra ders matematikti. Mal mal geçti. Öğlen arası onların dersi en üst katta olduğunu bildiğimden, yemek yiyip yukarı çıktım. Pencereden aşağıya bakıyorum falan, geldi bu. "Gelsene," falan dedi kolumdan tuttu. Tutmakta yani, morarıcak sandım. "Gelmiyorum," dedim. Baya ısrar etti. Gitti sonra. Ben bekledim, çünkü geri gelicek atar yaptı gitti ama gelicek geri. Geldi tahmin ettiğim gibi. "Gel ya deli etme beni," dedi. O sırada hocanın teki gelince gitti. Yanımda da bi kız vardı -adı Şeker olsun-. Şeker benden küçük falan, öyle sevgililerin yanında duramuyor yavrum, biz çekinmiyoruz o çekiniyor. Oda gidicek oldu, gel dedim. Sonra bir yerden çağırdılar Şeker'i, gitti. Ben kaldım öyle. Sonra bizim sınıfta bu çocuk var, ben ne zaman Gezenti'yi okulda bulamasam ona söylüyorum iki dakikada buluyo çocuk. Bu mallaştı bişeyler dedi falan. Sinirlendim, kovaladım biraz. Ey allaam, Gezenti'nin sınıfına doğru gidiyor! Birde diyor, "Seninki kızlarla bak, bak!". Sonra kızlar beni kapıdan gördüler. "Pikaçu, Pikaçu gelsene, gel" diye seslendiler. Sonra hep bir ağızdan öküz gibi "PİKAÇU" diye bağırdılar koridor inledi. Bende öfledim, döndüm geri. Tam kapının önündeydim ki Gezenti "GELMİYO İŞTE ÇAĞIRMAYIN ŞUNU!!" dedi, bağırdı.  Bende bunu duyduğum an topuklarımın üstünden döndüm, öyle olsun yüz ifademle sınıfıma yollandım.
Son iki ders sinirli sinirli kitap karaladım. Çıkışta da babam gelmiş hava çok soğuk diye. Gezenti'yle yürürken kornaya bastı, o döndü baktı ve "Baban değil mi o senin?!" diye bir telaşlandı. Bende gittim, "Yeah baba ben hızlı hızlı gitçem annemi falan bekleyemem" diye kıvıraraktan eve gittim. Yolda Gezenti "Son iki ders sinirliymişsin sen, öyle duydum" diyince "Eh, biraz öyleydim. Söylerim sonra" dedim. Şimdi söylemem için ısrar etti falan. "Ya söyliycem sonra," dedim. Şunu demesine acayip sinirlendim, birde önceden buna benzer bir ifadede daha bulundu zaten; sinirlendiğim şey böyle mal olunca söylesem mi söylemesem mi diye çok ikilemde kaldım. Sonra bu bastı gaza, yok öyle bir yürüyüş motor takmış resmen. "İyi böyle yapıcaksan git," dedim bende arkasından.
Dersaneden dönerken bir sokak var, hep ordan geçiyorum bir marketin yanında. Gezenti ve arkadaşıyla karşılaştım. "Nerden geliyosun sen?" diye azarlar gibilerinden söylendi. "Dersaneden!" dedim atarlı atarlı. "İyi görüşürüz," dedi hava zaten soğuk, içim de buz kesti sayesinde. "Görüşürüz," dedim şaşkın şaşkın.
Ayhs, lanet olsun. O öyle tersleyince tam şu (alttaki) yüz ifadesi ve düşünceyle ayaklarımı sürüye sürüye anneanneme gittim.
[Dersanede bir çocuk var 3 yaş büyük ama beni kesiyor olm. Adı Mayk olsun. Bahsedicem sanırım ondan daha fazla.]

10 Kasım 2011 Perşembe

Gün Doğarken Vol.1

Başlık gün doğarken çünkü gece uyuyamadım. Annemler nasılsa o saate uyur falan, sabah kalkıp yazı yazarım dedim. Aklımda da baya bişey vardı. Unuttum ama :(

Azim Böyle Bişey
Tatil boyunca 1 soru bile çözmedim. Gece gece aklıma takıldı, kendi saçımı başımı yolasım geldi -şuan yazarkende gözüm seğiriyor. Ablamda "Oha lan hiç soru çözmedin bütün tatil" bahsettiğide 5 güncükk yani. Of ders çalışmam lazım benim.

Hani Benim Ogion'um
Annem ay önce bana Ursula K. Le Guin'in Yerdeniz Büyücüsü adlı kitabını önerdi. İlk baş pek sarmadı, bende bu yıl okul değiştirdim Ged'de yeni bir okula başlamıştı falan. Yeni-Okul-Başlamak kelimelerinden birini işitsem diğer iki kelime aklıma geliyor ve gözlerim doluyordu. Onun için okuyamamıştım kitabı. Gecede yapacak bişey bulamayınca aldım kitabı. Baya sardı, güzelmiş. İşte kitapta Ogion (Ged'in Usta'sıydı) için bir ara "Ogion'u düşününce, Ged, kendi kendine gülümsedi; Ogion'u ne zaman düşünse içi huzur doluyordu." diye geçti kitapta. Bende düşündüm düşündüm benim için böyle biri var mı diye, yok arkadaş bulamadım. Acilen bir Ogion aranıyor!!! Bana yol gösterecek, onu düşündüğümde içim huzur dolacak birisi.. Ve olacak olursa blogta Ogion diye bahsedeceğim. (:

Eğer Böyle Olursa Hiç Sıkılmam Saklambaçtan
"...uzayan akşamlarda, korularda oynanan, ebenin de saklananların da görünmez olduğu ve sadece seslerin gülerek, birbirine seslenerek, ağaçların arasında, seri ve solgun tılsımışıklarını izleyerek ve atlatarak dolaştığı çılgın saklambaç oyunları." Güzel olmaz mıydı be? Görünmeziz, birbirimizi bulmaya çalışıyoruz.. (çok mu çocuksu oldu?)

Sıcak Ekmek
Ekmek makinesi bozulmadığı sürece (!) muhteşem bişey! Gecenin 3'ünde sıcak ekmeğe yağ ya da çokokrem sürmekse ayrı bir zevk. :D Mis gibi kokusu, sonra sıcaklığının yağı eritmesi, yağın eriyince verdiği tat... Bu kadar söyleyebilirim yani.

Sabah Saat 8.
Uyumuşum sanırım ya ben. 1-2 saat en azından. Kendime gelemedim bir süre. Zaten akşam eteğim ıslaktı, okula gitmemek için bi bahane buldum yaşasın derken etek ütüleyince kurudu. Sabah kalkınca bitirmediğim resim ödevini 10 dakikada bitirince mahfoldu güzelim yazı. (Graffiti yapın demişti, konuysa Atatürk'ün sanatla ilgili sözleri) Kuru suluyla içini boyamıştım, geçen hafta ıslak fırçayla üstünden geçmeye vaktim yetmeyince öyle kaldı. Bende hoca kızmasın bari yarım yamalak yapayım dedim. Ama yapmaz olaydım. O kadar özene bezene çizdiğim, içini boyadığım şey 2 dakikada iğrenç bir hal aldı iyimi! Kafayı yedim resmen. Zaten uyku sersemiyim, azcıkta taşırdım.
Ardından bana bi kal geldi, hatırladım ki ben bütün çoraplarımı yıkanmaya vermiştim dün gece, giycek çorabım yok. Okul pantolonuda iğrenç, erkeklere göre olunca almadım. Kaldım öyle ortada. Annemin yanına gittim. "Ee, anne şeyy" dedim. Anladı kadıncağız "Çıkar baklayı" dedi hemen. Bende "Sen geçen akşam isteyince ben çorapları verdim, onlarda hala makinede." deyince güldü. Ben bulurum sana şimdi dedi, kadın gitmiş yeni çorap almış bir ara direk paketten çıkardım bu sabah. -Ve bir okula gitmeme bahanesi daha yerle bir oldu.
Çantayı mı hazırlayayım, üstüm başım düzgün bi şekile girsin, giyinmeye mi çabalıyım şaşırdım. Normalde ben babamı beklerim (beni bırakıyor) bu sefer ben onu bekleticem diyede ödüm kopuyor, yıllarca unutturmaz çünkü.

İngilizce
Ays. İlk ders duyulmayan konuşma ve şiirlerle kaynadı. Dersin son beş dakikasında anca okul binasından içeri girebildik. İngilizceciyi severim, iyi kadındır. Sırt çantasıyla gelir, kazak-pantolon-bot takılır genelde, makyajıda sade olur abla kardeş ders yaparız. Bu sefer giymiş ceket, kumaş pantolon. Ay yareppim. Bir  kıyafet bu kadar değiştiriyormuş insanı. Neyse. Memlekete, Burdur'a gitmiş. Ceviz ezmesi mi ne getirdi. Bende normalde yeni bişey denerken çok önyargılı olurum ama ne hikmetse aldım bi parça, hoca dilimlere ayırmıştı kutudakini. Denedim ama o nasıl bişey, güzel gibi.. Ezme kısmı iyi güzel, ama ceviz kısmı iğrenç. Cevizde sevmem zaten. Hani sadece ezme olsa o ceviz parçaları olmasa (Madem kaputu açtın, niye aküyü alıyosun?!) çok iyi olurdu. Sınıftakiler yediler yediler, bir süre sonra tadı analiz ettiler, ve yüz ifadeleri yandakine dönüştü. Beğenenler var mı bilmiyorum, ama dediğim gibi yarı iyi yari kötü bi tadı var. Kararsızım :D


Müzik-Resim
O biçim bi binası var ki okulun müzik sınıfının camı İngilizce sınıfının camları birbirini çok güzel görüyor. İngilizce dersindeykende arada piyano dinliyoruz zaten :D Ses geliyor baya. Neyse. Sevgilim, -adı Gezenti olsun. Çok geziyor beyefendi, ne zaman sorsam dışarda- İngilizce dersindeyken biz müzikte oluyoruz, o müzikteyken biz İngilizce'de. Manzara nefis. Müzikçimiz birde sıraları öyle bi düzene sokmuş ki. Tadından yenmez. Sıram tam İngilizce sınıfına bakıyor. Ama bu seferde İngilizceci Gezenti'nin yerini değiştirmiş onu görebilmek için baya çabalamam gerekti. Bende (öğretmen 10 kasım programındaydı) pencere kenarına gittim. Gezenti İngilizce dersliğinden gördü beni, kaş göz yapıyor "Gir içeri" gibilerinden. Tenefüste dışarda gördü, öküz gibi gülüyodum o sırada niye gördüyse sanki :( neyse, yine bi "Gir içeri" tavırları. Bende gülmeye devam edip takmadım. Perdeyi indirdi, bende kızları çekiştirerek içeri yollandım bir güzel.
Öhms. Ben sınıftaki yerim bana bırakıldığı sürece stratejik bi şekilde seçerim. Resim dersliğinde de kalorifer, pencere yanı sıram. Ve o pencere İngilizce sınıfını görüyor. Kaç haftadır bakıyordum pencereden Gezenti dönerde pencereden görür belki diye, sonunda bu hafta gördü. Ehiheh.
Şu resim ödevi var ya! Öğretmene götürdüm, "Hocam," dedim. "Keçeli kalemde aktı, akmaz demiştiniz?" Öğretmen baktı bi elimdekine, yüz ifadesi aynen "La daha güzeldi bu, buna noldu?!" diyordu. Taktım ama takmadım. Tekrar keçeliyle geç üstünden dedi. Hohoho. Benim keçeli kalemim yanımda değildi. Geçen seferde anasıfından beri arkadaşım olan -adı Sayısalcı olsun- Sayısalcı'dan almıştım. (Sayısalcı'yı çok kıskanıyor Gezenti arada belirteyim) Gittim sordum. "Yok Pikaçu, yanımda değil" dedi. Sınıfta öküz gibi "Siyah keçelisi olan var mı?" diye bağırdım ama bir allahın kulu takıpta birşey demedi.


sonra kendi kendime, biride taksın ulan beni diye atar yaptım eheh ergenlik


Teknoloji Tasarım

Niye var böyle bir ders? Varlığı saçma. Çok sıkılıyorum. Geçen yıl 40 ve 45im vardı, o yüzden ortalamam çok düştü. Eski okuldaki öğretmeni sevememiştim zaten. Ama burdaki öğretmen Sayısalcı gibi not dilenen arkadeşçiklere diğer dersleri yüksekse notlarını yükseltmişler. Öğretmende şansıma bu yıl tuttu "Düzgün not vericem artık yok öyle" dedi. Hiç bir zaman şöyle derslerden "Diğer derslerim iyi, çalışkanım ben" havasıyla yırtamadım lanet olsun. Zaten öğretmen tuttu, dalga geçti bizimkilerle "Ohh," dedi "Cehenneme gidin siz, ne güzel böyle sıcacık falan" Sayısalcı'ylı yarıldık direk. Sonra sınıftan biri "Mahşer gününde çıplak olucakmış herkes hocam" dedi. Bende baktım baktım, "Size göre cennet olucak yani" dedim. Daha da bir güldük. Ergenliği atlatsın şu erkekler, beyinleri sağ sağlim olması gereken yere dönsün tek bunu istiyorum 


ne yazık ki..



E, Arabesk Bu!
İngilizceci bize bir şarkı dinletmişti. Enrique Iglesias'ın Somebody's Me şarkısı.. Öğretmenle sınıfta çeviriyoruz şarkıyı.. Sözler garip ya, dedi biri. Sonra Sayısalcı atladı, E, bildiğin Arabesk Bu! dedi. Haklı tabii. "I hate being on my own, and everyone can see that/I really fell, and I'm going through hell./ Thinking about you with somebody else."  Bizde "sınıfçak" Ferdi=Enrique Iglesias olduğuna karar verdik. Ve öğretmen bize;
Sizin;
[O]kuyan,
[D]üşünen,
[U]ygulayan,
[N]eticeleştiren
öğrenciler olmanızı istemiyorum.
dedi. Sonrada "Espriyi diğer sınıflara anlatmayın, daha onlara yapmadım" diye bizi tembihledi. Kusura bakmayın hocam, söylemeseydim ölürdüm.
O ders birde bizim sınav sonuçlarımızı açıkladı. Bana cık cık etti, "Senden 100 beklerdim Pikaçu" dedi. Bir çocuk var bizim sınıfta, "tek hayalim adımı tarihe yazmak" falan dedi baya saçmaladı. İngilizceci 45 almışsın, n'olcak bu böyle falan dedi. Çocukta durdu durdu, "Allaha bırakıyorum ben hocam" dedi. Bütün sınıf anında yarıldı tabi.

Gezenti'nin Bu Kıskanç Hallerini Seviyorum Galiba
Okul çıkışında eve aynı yerden gidiyoruz, ben biraz geç çıktım okuldan oda az ilerden gidiyor, gördüm. Gezenticim durdu, ona yetişeyim diye bekledi. O sırada bir pale, afedersinizde heralde baya kaldırmışlar götünü geldi bana laf attı. Gezenti geldi, birazcık küfretti :D birkaç tane geçirdi çocuklara. "Hadi ilerleyin şimdi," diyip ittirdi ileri doğru bunları. Bunlarda güle güle, kahkahalara boğularaktan gidiyorlar. Köşeyi döndük falan. Çocuklar bu sefer bakıp bakıp gülmeye başladılar. Gezenti, bildiğin tuttu bunların kulaklarından. "Benim manitam lan o size noluyo!" diye atarlara girdi. Mallar hafiften dayak ve bolcana hakaret yedikten sonra, "Özür dileyin lan ablanızdan" dedi canım. Özür dilediler. Bende arkalarından gidiyorum, en az çocuklar kadar gülüyorum. Durumdan en çok canı sıkılan bizim Gezenti tabii. Ben gülüyorum, çocuklar gülüyo o sinirli. İyiki benim güldüğümü görmedi. Çok maçolaşmadığı sürece seviyorum beni kıskanmasını. Vee ee şeeyy.. Bugün beni kıskanmasından baya eğlence payı çıkardım kendime (her zaman ki gibi)