Kaçık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaçık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2012 Perşembe

Dünya Tersine Dönüyoor!

Bizim takıldığımız grup değişmeye çok açık, ben bunu anladım. Zaten okulda son yılımız problem yok. :) Grup ara ara büyüyor ara ara küçülüyor, sayımız azalıyor.
Şaşkın, iyice şaşırdı (!) Sapıttı okuldaki kızlar, bi tane var bi ara yazmıştım galiba kaşarın teki falan diye. Şaşkın onunla takılmaya başladı. Laf aramızda, onunla takılmaya başlayınca bozuldu. Kaçıklara bana karşı falan ayrı bi tavır yapıyo. Bugün tuttum kolundan Şaşkın'ın, "N'oluyo lan?!" dedim. Bişeyler dedi ama çok gürültü vardı, duyamadım. Yine sorunca boşver falan dedi, kıvırdı. "Yok bişey," dedi. Sonra o kaşar "Anlatıyım mı lan?" dedi. Şaşkın kaşara pis pis baktı. O da "İyi tamam anlatmıyorum," dedi.
Ben Kaçık'a sordum aralarında tartışıp tartışmadıklarına dair. Bişey olmamış öyle dedi. "İyi be yol veririz! Bu okulda kime yüz verdiysem götü kalktı zaten!" dedi.
 Bi ara konuşuyoduk. Kaçık durdu durdu, "Sana acıyorum bi arkadaş bulamadın kız doğru düzgün okuldan," dedi. "Hepsi salak, yapıcak bişey yok." dedim bende. Pekte umursamadığımı fark ettim.
Bomba geliyor; dün Kaçık'ın kardeşi rüyama girdi! Anlatayım. Edward benim sevgilimdi, biz birilerinden kaçıyoduk. Bi otel odasındaydık. Kardeşi geldi, "Geliyorlar," dedi. Benim Edward teşekkür etti dışarı çıktı. Kardeşi eğildi, kulağıma beni söylediğini söyledi, sonra oda gitti. O çıkınca odaya bir kız geldi, galiba ondan kaçıyoduk. Ben dolabın arkasına saklandım. Kız beni gördü. Arkamdan tehditler yağdırırken ben topuk yaptım. :D böyle yani. NE anlama geldiğini çıkaran biri olursa yorum atsın bekliyorum!
Keeps Gettin' Better! (True Story Bro!)

9 Şubat 2012 Perşembe

Halim İçler Acısı.

Çok canım sıkıldı. Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Kartoplarından korudu Kaçık Şaşkın'ı. Öyle bir arkadaşlık tablosu yok. Baktım şöyle bi, canım yandı. O bana karşı bu kadar kötüyken başkalarına bu kadar iyi davranıyor. Özel bir çabası var beni yok saymak için. Çok güzel yağdı kar. Adaş'la bile birbirimize kartopu attık yani. Bayramda küslük olmaz derler ya, karda küslük kalmadı. :) Kaçık hariç tabi.
Neyse, tam ben baktım Kaçık'la Şaşkın'ı gördüm. Onlar öyleyken ben dımdızlak kalmıştım. O Türk filmi sahnesini yanağıma gelen kartopu böldü, yavaşlayan zaman bir anda iki katı hızına çıktı ve aynen oynamaya devam ettim. Yüzüme atılıp, resmen yedirilen karlardan sonra hiçbir şeyi umursamadan oynadım. Müzikçi ve İngilizceciyle oynadık. Oynarken gayet iyiydi, ama sınıfa gidince bir garip oldum. Aklıma Kaçık'la Şaşkın'ın görüntüsü gelip gelip durdu. "Seneye," dedim kendi kendime, "bende düzgün bir arkadaş bulacağım!" aslında var ama görüşemiyoruz işte. Ben yazmayı unuttum ama ben Ogion'umu buldum! Sevgili Mor'umun kardeşi, esmer yakışıklım, canım, yavrum, her şeyim, halden anlayan insancık. -Kalp-
Ve sonra! Facebook'a girdim. Eski okulumdakiler toplu fotoğraf çekilmişler karda. Gördüm. Psikilojim bozuldu bile denebilir yani. Çöktüm resmen.
Yalnızlık dokunmuyor diyorum ama DOKUNUYOR. Hemde çok. Anlatamam yani.

8 Şubat 2012 Çarşamba

şaşıranzi.

Şimdi. Söyleyeceğim odur ki, ben bunu herkesten beklerdim ama Kaçık'tan asla. Biz Adaş'la ayrıldık ayrılmasına, hatta Adaş bir süre ayrılmamı sindiremedi, telefonla arayıp durdu, facete sürekli yazdı ve bir ara iyice sapığa bağlamıştı ki tatile girdik. (Şükürler olsun ki!) Ayrıldık diye bizim grup dağılmıştı. Ben onların yanına gitmiyordum, Adaş'la aramızdaki mesafe rahatsız edici olucaktı hepimiz için çünkü. Ve bu mesafe Adaş'ın garip davranışları yüzünden oldu, yoksa gayet arkadaş kalabilirdik. Kaçık ben Adaş'tan ayrıldıktan sonra bana karşı saçma bir şekilde cephe aldı. Ben onun ço...k daha iyi biri olabileceğine inanıyordum. Öyle olduğunu ummuştum ya da. O okuldaki diğer salaklardan daha farklı gibi gelmişti, kız-erkek arkadaşlığı konusunu aşmıştı. Diğerleri gibi "Bir erkek bir kızla arkadaşsa altında bir şey vardır," diyenlerden değildi, rahat rahat konuşabiliyordum onunla. Eh, onun bana karşı tavrı nefretle karışık, yok sayıyor beni. Ki benim en korktuğum şeyde buydu. Ayrılırsak ben Kaçık ve Şaşkın'ın arkadaşlığını kaybetmekten korkuyordum. Şaşkın'la hala iyi gibiyiz. [Şöyle bir şeyde var; geçen gün öğlen yemek yemeye gittik onunla. Öğlen döndük, onların sınıftaydık. Sonra Kaçık ve Adaş geldi. Şaşkın bana özellikle "Gitme sakın," dedi. Onunlada bu konuyu konuşmuştuk zaten. Ama sonra Kaçıklarla konuşmaya gülüşmeye başlayınca unuttu beni. Sonra arada ben sıvıştım, gittim. Fark etmemiştir bile eminim.] Uzun lafın kısası; ben ayrıldım diye bana böyle davranacağını hiç düşünmemiştim ya.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Annem 5 Buçukta Evde Ol Dedi.

Bugün çok komik bir gündü. İlk tenefüste Kaçık geldi, Adaş hakkında kaş göz yaptı yine, "Bir daha ki tenefüs Şaşkın gelecek o zaman bak gör sen!" dedi güldü. Bende "Yedim ayvayı desene," deyip güldüm. Sonraki tenefüs Şaşkın geldi anladım ki cidden ayvayı yemişim. Geldiler konuştuk koridorda falan. Sonra gittiler getirdiler Adaş'ı yanıma. Ey allaam ya. :D Çıkma teklifi etti. (bu olayda çok garibime geliyor başka bir yazının konusu olsun.) Adaş'la çıkıyoruz :)
Beden dersinde basketbol oynayalım dedik. Ama gülmekten koşamadım. Psycho, Sessiz, ben, Ayı falan oynadık, Ayı çocuğun tekine "SIĞIRİSTAN" dedi. "Öh öküz ya hep senin yüzünden kaybediyoruz." "Kurbanda niye seni kesmediler ki anlamıyorum." da dedi. Biz Sessiz'le bir güldük bir güldük. :D Boşuna adı Ayı olmadı onun. O gerçekten doğal ortamından kopartılmış bir ayı o, top bendeydi topu almaya çalışırken çeneme ittirdi topu. Çenem zaten yeterince problemli (takırdıyor -,-) daha da kafayı yedi. Sonra öğlen yemek yemeğe gittik, BilekBeri, biz yemek yerken Şaşkın'la, geldiler. Biz küsüz BilekBeri'yle falan. Gezenti beyefendi hepsini kanatlarının altına aldı. Nasıl dolduruyorsa artık. Herkes atara girdi, hep Kaçık, ben, Adaş, Şaşkın takılıyoruz diye. Şaşkın'a atar yapmışlar "Hep onlarlasın," diye. Benim arkamdanda demişler diyeceklerini. Gülüp geçiyorum,  "Aslında düşünmeye bile gerek yok. Ben kendimi biliyorsam, kendini bilmezlerin hakkımda söylediklerinin ne önemi olabilir.." (B. Dylan) Neyse geldiler işte, ikidir ayrı masaya oturuyoruz. Oradaki çocuk bile şaşırdı artık. -
Camp Lazlo'da, Lazlo az önce "Aşık olanlar şekerleme kızartmaz" dedi.
Ben cidden kardeşim diyebileceğim insanları buldum. Gerisi önemli değil. :) :)

23 Aralık 2011 Cuma

çekemeyene anten göte monte.

Biz tenefüslerde falan hep İngilizcecinin yanına gidiyoruz. Konuşuyoruz, geçen çocuklar basketbol oynadılar hocayla (çarşamba) ben etekliydim sadece izledim. Perşembe okul çıkışında kaldık biraz, konuştuk falan tek Kaçık ve ben vardık hocanın yanında, bizi eve bıraktı. Bir araba macerası daha oldu. Çok çöp vardı hocanın arabasında. Kaçık'la İngilizceci çöpleri toparladılar, ben yine etek yüzünden kaldım öyle, rüzgarlıydı da hava, sadece ıslak mendil çıkardım. (on parmağımda 1 marifet) Arkada bebek bezi olabilirmiş, durun siz ben alıyım dedi. Kaçık'la durduk tam, bir kız geçti. "Bali çekmiş," dedi. İngilizceci dönüp "Ne?! Canınız bez mi çekti?" deyince yarıldık. :D Sonra arabadan sakız çıktı, çiğnemeye çalıştı hoca, taş gibi olmuş bunlar çiğnenmiyo falan dedi. :D Sonra bizi eve bıraktı işte, ilk Kaçık'ı bıraktık. O arabadan indi kaş göz yaptım pencereden, dil çıkardım falan :D oda bana parmak sallıyo. Eheh. Bugünde Şaşkın, ben Kaçık ve İngilizceci çay içtik (hoca ısmarladı, bizim o kadar istemiyoruz dememize rağmen) Konuştuk yine uzun uzun. Gezenti "Hep onlarlasınız bizimle değil" falan gibilerinden bişey demişler!! OÇlar. Kaçık'la benim tepeler attı.Çekemeye anten göte monte. Ben onların yerinde olsam ufak ufak uzarım, durmam. Hocada onlar benim yanıma geliyor hep demiş. Haklıda. Biz hocayla vakit geçirebilmek için yırtınıyoruz. Onlar hiçbir şey yapmıyorlar, sonra da tirip atıyorlar. Yok öyle. (gif onlara gelsin.) Neyse. Bir Adaş meselesidir gidiyor sormayın canlarım. :D :) Şaşkın geçen bana "Sana bişey diycem ama olumsuz bakma direk" dedi. ne olduğunu sordum. "Adaş'ıı.." dedi anladım ben direk güldüm falan. Bu "Olumsuz düşünme demiştim sana" dedi bir sürü şey söyledi. :D Bugünde Kaçık ben, Adaş Şaşkın falan duruyoruz. Kaçık kaş göz yaptı Adaş'a doğru, anladım ne demek istediğini tabii. Sonra bir şey dediler, bende "Ben hiç olumsuz bir şey söylemedim ki" dedim güldüm. Öğretmen beni fotokopileri almaya yolladı, Kaçık'la Şaşkın'da geldiler. Kaçık dirseğiyle dürtüyo falan gülüyoruz. :D
Öptüm Hadi,
Küllerinden Doğan Kız,
x

22 Aralık 2011 Perşembe

Her Şey Daha Güzel !

Bir insan benim için ne kadar çabuk değer kazanırsa, o değeri o kadar çabukta kaybedebilir. Gezenti'nin belki değeri çoktu ama çabuk kazanmıştı o değeri, çok çabukta kaybetti. Bir lafıyla sadece. Neyse, şimdi çekemiyor ben Kaçık'la konuşuyorum diye. Batıyor tabi. Geçen gün konuşuyorduk Şaşkın'la. "Adaş, sen, ben, Kaçık güzel grup olduk" falan dedi. (:
**Lan, geçen hafta biz Gezenti'yle küfürleştik ya, rahatladım be. Vallahi.
Okulda fotoğraf çekimi vardı. Süperiz yani sınıfça :D <3
Bugün güzeldi :)

15 Aralık 2011 Perşembe

sanane lan !

Kaçık'la daha samimiyiz, Merba'yla da. Merba iyi ya, diğerlerinin aksine insan gibi davranıyor. Kaçık'ta halden anlıyor. Güldürüyor falan. Aramızda bişey olduğunu sandılar/sanıyorlar. Hatta Şaşkın bile! Öğlen İngilizce sınıfındaydılar. İçerden biri "Pikaçuu," diye seslendi. Sonra da Yanks içerden "Havada aşk kokusu var" falans dedi saçmaladı.  Sonra Şaşkın'la konuştuk. "Kaçık'tan mı hoşlanıyorsun?" diye sordu. "Yok, hayır. Asla! Saçmalama." deyince, "İstersen yapabilirim yani," falan dedi saçmaladı. "Ben," dedim "hala onu seviyorum. Pat diye silip atmadım. Kaçtık'tan hoşlanmıyorum yani." "Ay, anladım kıskandırmak için yapıyorsun!" dedi. "Hayır, kıskandırmak için yapmıyorum. Konuşmuştuk ya hani. Elimden geldiğince herkesle konuşmaya çalışıyorum. Sonra göt gibi ortada bırakıyosunuz insanı siz. Hiç kimseye karşı öyle bir niyetim yok." deyince ben, sustu. Sonra Merba, ben, Şaşkın müzik odasına gittik. Müzikçi piyano çalıyordu. Bir öğretmen daha vardı içerde, tanımıyorum. Oda dinliyordu. Bir ara bedenci geldi oda dinledi biraz durdu gitti. Tam biz Şaşkın'la gidiyorduk, o öğretmen geri çağırdı bizi. Sınıfını söyledi, dolabın arkasında gitar varmış gidin getirin dedi. Şaşkın'la bir koşuşturmuşuz ki sormayın. Ben önden gidiyorum diye tuttu hırkamda geriye çekti falan :D mallaştık azcık. İşte götürdük gitarı, slow çaldılar. Bay geldi,sıvıştık bizde :D 
kaynak
Malın teki Kaçık'a yavşıyomuşum, öyle demiş. Sanane lan! Ne bokumsun ki bunu söylüyosun? Kafamın tası attı. Kaçık'a söyledim, "Çekemiyorlar takma" dedi. Bende takmıycam diye kendi kendime söz verdim. Çünkü Kaçık haklı. Zaten söyleyende alakaya maydonoz birisi, ilgilendirmiyor artık onun mal mal söyledikleri. Ne düşünürse düşünsün. Arkamdan konuşmak kolay, götü yerse gelsin bide yüzüme söylesin dedikodu yapmasın öyle. Atıp atıp tutuyorlar, ben atıp tutmadan direk bildiklerimi söyliycem o olucak ;) Neyse ya, burdayım ve mutluyum. Gelecek için umutluyum. Artık takmak yok malları. Umrumda değil hiçbiri. Onların salaklıklarıyla vakiy kaybetmeyeceğim. Çok gereksiz.
xoxo,
Küllerinden Doğan Kız

12 Aralık 2011 Pazartesi

neyse sakinim -,-

Bedenci özetlemek gerekirse sıçtı sıvadı, hayatımda böyle azar yemedim. Zaten maç vardı öğlen, ilk maçı kazanmıştık (sınıflar arası maçlar) ama pek umutlu değildik.
İki takımda muhteşem oynadılar, canlarım benim, yenildik ama olsun. Kaçık karşı takımdaydı, Adaş'ta. Yanks falan. Hepsi. Kaçık geldi, çıkardı terli terli formayı fırlattı "Hediyem olsun hohoho" yaptı. :D
Eğlendim ama, o sınıfın kızları çok sinir. Öyle böyle değil. "Yeeenceez sizi ağlamayaan eheh" diyolar falan bitanesinin yakasından tutup "Ne boka ağlıyomuşuz amk amaç eğlenmek değil mi bu maçlarda lan topu götüne soktuğum" diyesim geldi-saçmalayasım geldi yani. Zor tuttum kendimi, Merba da yanımdaydı diyo "Sakin bayanlarr" falan. (Son zamanlarda baya takılıyoruz Merba'yla) Hiç hoş değildi kızların yaptıkları. Kızlarla tartışıyoduk, ortalık kızıştı, aradan bağırıyorum ardan Kaçık'la gülüyorum falan. Merba'da izliyodu en son, "Bi dakka ya siz mi oynadınız maçta" dedi, bende "Gelip bize laf yapıyo ama" dedim. Uzadı baya. Sonra tenefüste sınıftan biri geldi, "Pikaçu toplayın kızları gidin dövün şunları ya. Yolun" deyince, "Sinirliyim zaten gaza getirme beni" diye cevap verdim. "Bazı insanlar bazen insanlar" deyip yoluma devam ettim. Ama cidden çok kafamı attırdılar. Bebeler gibi "Yendik şişirdik" saçmalığını söylediler. Ben sadece göz devirmekle yetindim. -Şimdilik.
Adaş, Kaçık falan terli olduklarından losyon mu kolonya mı onun gibi bişey, -losyon olsa gerek erkkek kokusu çünkü- Adaş geldi yanaklarıma ellerini sildi ve gülüp gitti. Ne yaptığını anlamam için kokuyu almam gerekti, yüzüme sürmüştü o kokudan. İğrenç ya. :D Kaçık benim yüz ifademi gördü, ne olduğunu sordu, söyledim. En az iki saat gülmüştür yani. -,-

5 Aralık 2011 Pazartesi

çok güldüüm

İlk tenefüs, Kaçık bizim sınıfa geldi. Ders dindi. Aldı birinin kitabını, bir şeyler yapıyor. Gittim yanına, kaş-bıyık çiziyor kitaptaki fotoğraflara. Ama cidden komik yaptı, güldüm, baktı oda güldü. Böyle başladı her şey!
Sonra derste Satıcı çok ofsayt bir kelime sarf etti. Hatırlayamıyorum şuan, onada en az iki saat gülmüşüzdür.
3. ve 4. ders beden. Giyinirken ayrı bir şamata oldu zaten, kızlar üç kişi bir kabine girdiler. Gülüşüyorlar falan ne oluyor çözemedik. :D Derste hoca koşturdu. Bir kız var hmmps ne olsa adı? Yeşilimsi olsun. Yeşilimsi tam önümde boy sırasında (aslında uzunum ama ilk böyle sıra yaptık kaldı :P ), koşarkende önümdeydi işte. BilekBeri, Yeşilimsi'nin saçını örmüştü. Yeşilimsi koşarken gülmeye başladı, "Ay bu sallanıyo of, eheh sinir oldum lan" diye söyleniyo bir yandan. Onun haline gülerken birde koşmaya çabaladım ayrı bir felaket. Konumuz bu hafta derste atlamalar, bayrak yarışı falanmış. Bayrak yarışında ben bayrağı Akıllı'ya vermem lazımdı. O kadar koştum (bir yandan gülüyorum yine) çubuğu verdim, ama incecik bir şey zaten tutamadı fırladı falan, ama sonra karşı takımdaki salak bayrak yerine kullandığımız çubuğu bizim takımdakine verince yine biz kazandık hohohoyt. Üç adım atlama! Yok böyle bir şey yaa.
Hoca hepimize tek tek yaptırdı, yapamayanla yapabilenleri ayırdı. Yapamayanlara tekrar özel olarak gösterdi. Sonra onlar tekrar sıraya girdiler, Yeşilimsi'de yapamamıştı. Denediler yine, o kadar komik manzaralar ortaya çıktı ki, biz -Sessiz olsun o kızın adıda- Sessiz'le gülmekten nefessiz kaldık. Sessiz oturdu dizlerinin üstüne, gülerken bir dizlerini dövüyor bir yeri. Bende Sessiz'e mi güleyim yoksa -Yapamayanlardan bir kız adı Kokarca olsun- Kokarca'ya Satıcı'ya yada Yeşilimsi'ye mi güleyim şaşırdım. Oturdum bende gülerken, bir ara yerlere yatarak güldüm cidden. :D
Öğlen yemekhanede sıradayken -Psycho'nun arkadaşı var, adı Kolye olsun- baktılar Psycho'yla Kolye, sıra uzun; oturdular merdivenlere. Bir ara kayboldular, sonra geri gelip araya bir yere kaynadılar. Arkasına geçtikleri çocuk laf yaptı bunlara, Kolye'de uğraştı bununla. Bir ara açtılar çantasını karıştırdılar, çocuk farkedince döndü "Napıyosun olm sen?" tarzı tiriplere girdi. E bide bizden küçük, Kolye buna daha da sinirlendi. Sonra bi hoca geldi, o çocuk benim arkamdaydı galiba, her neyse öne geçirdi çocuğu hoca. Ben susar mıyım hiç, "Hocam nereye ya, niye öne onu-?" dedim, hoca "Problem yaratıyo ondan" deyince tamam dedim, e haklı kadın. Psycho bunu gördü, döndü Kolye'ye "O çocuk şimdi öne geçti" dedi. Kolye'de tuttu çantasından çekti çocuğu. Çocuk el kol yapınca Kolye geçirdi bikaç tokat, bir yandan da "El kol yapma banaa" diyor.. Psycho "Kolye olm sakin yaa" diyor ama nasıl gülüyoruz biz Psycho'yla görmeliydiniz o tokatları sizde gülerdiniz. Çocuk ağlamaya başladı, hoca geldi azarladı bunları falan. Eheh. Neyse.
Türkçe dersinde Akıllı'yla oturmak zorunda kaldım. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama bütün öfkemi ortaya çıkartıyor. Deli ediyor beni, kafasını duvarda parçalamamak için zor tutuyorum kendimi ya. Of.
Tenefüste pano düzenledik, yerel gazeteye çıkmışız, gazete yazılarını ve öğretmenin çektiği fotoğrafları panoya astık. Adaş, Serseri, Ayı, (Kaçık'ın kardeşi -adı Başkan olsun) Başkan, (Yeşilimsi'den tokat yiyen çocuk, adı Merba olsun) Merba, (Yeşilimsi'nin eskisi -adı Yanks olsun) Yanks, Psycho hepicii geldiler. Ayı benden intikam peşinde, saçımı çekip kaçtı hep. Serseri, Adaş ve Merba'nın olduğu fotoğrafa çok güldük komikti. :D Ufo-Gören-Masum-Köylü-Bakışı atmışlar sanki. Adaş'la Merba çıkışta, "Pikaçu iyi akşamlar" falan dediler. Çıkışta Adaş ve Merba'yla konuştuk biraz. Sonra muhabbet değişti, "hadi iyi akşamlar muhabbetin gerisi beni aşıyor" dedim gülüp, sıvıştım. Adaş "Aynen aynenn" diyip güldü.
-Çok mal yazdım ama gülmek başıma vurdu sanki. Öpüldünüz x

2 Aralık 2011 Cuma

belki bir daha asla.

İlk iki ders fendi. Sıvıların basıncıyla ilgili deney yaparken bir çocuk var -Kurbağa olsun adı-, hocaya yakın bir yerde oturuyordu. Fenci su dolu balonu onun üstüne attı. Zaten atmadan öncede balon deldiğinden çevredekiler sudan nasiplerini aldılar. Çok komikti fen, eğlendik baya fencide genelin aksine pek bir neşeliydi. Sonraki  iki ders matematikti, şu öpüp geçen matematik sınavından 93 aldım. Sayısalcı'yla önceden bir kızla dalga geçmiştik 97 alınca Türkçe'den baya bir sevinç gösterisi yaptı diye. Bende o yüzden "93! 93! 93!" diye bağırdım, çaktım falan pek bi haşır neşir olduk.
Öğlen yemekhaneye indim, artık Psycho'da okulda yiyiyor şaşırdım. Her neyse, 5. dersin sonuna doğru MY1 geldi. "2.05te spor salonuna indirin öğrencileri, maç var" dedi. Öğretmende test dağıtmıştı onları çözüyoduk. Bitince aldık çantaları indik aşağı. Yukarı oturalım dedik. Bi' çıktık tribüne, baktım ki Gezenti orda! Gittim onun bi altındaki yere oturdum. Saçlarımı kokladıı. Şaşkın'ın solunda BilekBeri onun solunda da ben vardım. BilekBeri, döndü bana arkasını, boyuna Şaşkın'la konuşuyo. Anında unuttu yani. Çok yapıyor bunu. Sonra bir grup mal geldiler, eski okuldan tanıdığım ikizler, şişe dibi gözlüklü 1010'un arkadaşı olan bir mal ve bi' arkadaşımın eski sevgilisi ordaydı. O şişe dibi gözlüklü dediğim çocuk kokuyo falan bide iğrenç :| onu görünce aklıma 1010 geldi, onun takıldığı ortamlar aşırı uzaktı bana. Dolayısıyla hiç karşılaşmıyoruz. Zaten taşınıcaz falan diyodu, ama kim taşınıcaz dediyse hep kaldığından kalırlar diyordum. Bir flashback oldum. Geçen yıl eski okul falan, hani ölmeden önce hayatın bir şerit gibi gözlerinin önünden geçer diyorlar ya :D aynı öyle oldum. Her şeyi en baştan yaşadım sanki. 1010'a karşı hafif bir şefkat hissettim, çok problemliydi. Sonra nefret etmeye son gaz devam. Onlar oturacak diye bizi yerimizden kaldırdılar, bizde iki sıra yukarıya oturduk. Bir ara kalktılar bende Gezenti'nin arkasına denk gelen yere geçmeye çabaladım, tam geçtim; Gezenti İngilizceciyle Kaçık'ın yanına gitti. Şaşkın yanımdaydı, donuk donuk bakınca sordu n'oldu diye. Söyledim bende, ben gelince gitti diye. Sonra Şaşkın gitti konuştu falan, Gezenti geldi azcık uğraştı benimle. Ve ardından aynen geri gitti. 
böyle bir arkadaşlık aradığıım.
İnmeye çalıştık, okul bitmişti artık salmaları lazımdı bizi. Ama şak şakçı lazımmış kaymakam gelicekmiş diye tuttular bizi! Lanet olasıcalar. Gerçi iyi oldu, 20 dakika daha burdasınız diyince bizde gittik ikimiz oturduk boş olan bi yere Şaşkın'la. Konuştuk uzun uzun. "Kaçık bana küstü," dedi. Anlattı. "Herkes ayrı bir tersliyor zaten," dedi "hep iyi niyetimden oluyor böyle." gözleri dolmuştu. Elini tuttum, desteğe ihtiyacı vardı. Oda anlattı.. "Ben iyi niyetli davranıyorum, kolay güveniyorum insanlara." dedi, çok içtendi. Yakın hissedebildiğim bir Şaşkın var böyle, bende ona söyledim "Gezenti olmasa aslında bende okuldaki konuşabileceğim herkesle elimden geldiğince konuşmaya çalışırım. Herkesle bir muhabbetim, bir yaşanmışlığım olsun diye. Öyle 'yok bu çirkin ben onunla arkadaş olmam' tarzı muhabbetlerede girmem. Bir şey olduğunda -şuan ki gibi- herkesin yanında olmaya çalışırım. Seni çok uzun süredir tanımıyorum, ama elimden geldiğince her zaman yanında olmaya çalışacağım bilmeni istiyorum. Hep yanındayım," dedim. Gülümsedi falan. Ben bir ara onlara gidicem onun bana anlatacağı şeyler varmış, benimde ona anlatacaklarım çok.. "Uzun süredir kimseyle konuşmamıştım böyle," dedim ve teşekkür ettim ardından. Şaşkın yakın olmak istediğim nadir insanlardan biri şu okulda. Sonra öğrendik, İngilizceci konu anlatıcakmış okul çıkışı dersleri kaynamış hep o gösteriyle, bu maçla falan. Konularda sınavda çıkacağından anlatıcam dedi, bende Şaşkın'a dedim "Kalalım mı laaaan" onunla elimden geldiğince vakit geçirmeye çalışıyorum. Herkesle öyle. Sonuçta bu son yılımız. Böyle olduktan sonra kimisi memlekete gidiyor, kimisi yatılı okumaya. Belki bir daha asla görüşemeyeceğiz. Unutulacak bu yaşananlar, kaybolup gidecek anılarımız arasında. Ben kimseyi unutmayacağım! Hiç niyetim yok. Çünkü burada ben ne yaşıyorsam o insanlarla paylaşıyorum. Birde benim ilk ve son yılım olunca, telafi etmem gereken bir süreç var ne de olsa (: .. Kaçık'ta ısrar etti "Hadi Şaşkın kaaal" falan dedi. Şaşkın'ı ikna ettik ama arayınca ulaşamadık annesine, açmadı telefonu. "Babanı arasana" dedim "Ne babası yea" dedi. Kaçık durdu durdu, "Ailede hani şu cinsiyeti erkek olan birey" dedi gülüştük falan.
 Şaşkın ulaşamayınca kalmak istemedi haberleri yok diye. Sonra bende annemi aradım ama bende ona ulaşamadım. Fakat ben İngilizceci ve Kaçık varken kaçıramazdım böyle bir şeyi. İkiside çok eğlenceliler. İngilizceci bize çok şey katıyor, Kaçık'ta çok komik; hani belki onun Şaşkın'la olduğu gibi olamayız ama olduğu kadar iyi olmak istiyorum. Bunun içinde vakit geçirmek lazım sonuçta. İşte o yüzden ben kaldım. Eğlendikte. Baya güzeldi ders. Ayrıca konuştuğumuz şeyler hakkında da düşündüm. Çıkışta öğretmen bizi eve bırakmayı teklif etti, uzak çünkü pek yakın değil yinede. Millet çıktı, öğretmen masasını toplarken dağıttıkları tişörtlerden birini aldı Kaçık, nasıl yaptıysa tuttu caaaart diye böldü tişörtü. "Ehehe, bez yapıyorum hocam size" dedi. Biraz saçaklı yamuk bir parça kalmıştı. (2 parçasını aldı hoca) Kaçık geçirdi kolunu, o kısmına. Saçak dediğim ip gibi bölündü tişört bende aldım o kısımlarını güle güle garip bi şekilde doladım, ipleri omzunda birleştirdim "Kurdele yapıyım mıııı sanaaa" dedim şirinlik taslayaraktan. Oda "Yap tamam yap" dedi güldü. Sırada bir tane toka vardı koparmışlardı falan. Görmüştüm Kaçık oynuyordu onunla ama yinede sordum elimde tokayla uğraşırken kimin diye, "Benim," dedi. Sonra merdivenlerden inerken "Al," diyerek uzattım ama "Sende kalsın." dedi.
Sonracımaa. Satıcı, ben, 2 kız, Kaçık ve kardeşiyle birlikte İngilizcecinin arabaya doluştuk. -Hiç güzel olmadı 7 kişi- Kızlardan biriyle Kaçık atışıp durdular. Satıcıyı marketin oraya attık dersaneye gideceği için, o 2 kızı bıraktık. Kaçık'la kardeşi önde kucak kucağa gibiydiler. O atıştığı kız "Kaçıkla kardeşi hiç bu kadar yakın olmamışlardı" dedi güldük hepimiz buna tabii. :D İngilizceci şarkı açtı arabada, eğlendim ya. Bu geçirilen her an değerli ve güzeldi. Mutluyum, çünkü Şaşkın'la artık eskisinden çok daha yakınız. Kaçık ve Adaş'la muhabbetim az da olsa var. (+bir kaç kişile daha bugün yeni yeni konuşmaya başladım) Her şey yoluna giriyor! Ama Gezenti'yle kötü. Çıkıyoruz, ama mesafe çok aramızda şimdi. Çıkarken özletiyor öyle yani. Ama seviyorum da. Eski sevgilisine bişeyler demiş, ama bu başka yazının konusu olsun. Bu kışın çiçek açan bir yazı! Mutlu, ilkbahar gibi yağmurlu ve alabildiğine güneş var ardında! Yalnızlığın ve sıkıntının bittiği bir yazı. Öpüldünüz x

1 Aralık 2011 Perşembe

wtf ?

Biliyorum, her seferinde çok dandik şeyler geliyor. Ama yinede arkadaşlarla konuşup gidiyoruz eğlenceli olur diye. Konuşacak malzeme veriyo çünkü. Konuştuk birkaç arkadaş. "Tamam gidiyoruz" falan dediler. Ben müdür yardımcısına gittim, bilet almaya. Şaşkın, BilekBeri falan topluca gidicez. Şaşkın'la birlikte gitmiştik müdür yardımcısının yanına. Tam girerken odasına Adaş'ı gördüm. "Sizin sınıftan giden var mı?" dedim. "Beeen" dedi uzata uzata.
Sonra hocaya sordum "Ben biletleri falan teslim ettim, paraları falan" dedi, diğer müdür yardımcısına vermişmiş. "Sen bulursun hocanı Pikaçu, Şaşkın sen bi çık. Pikaçu'yla konuşucam." dedi, Şaşkın "Oha n'aptın?" der gibi baktı çıktı sonra. Müdür yardımcısı -MY1 olsun adı- MY1, her zamanki gibi saçıma başladı konuşmaya. "Okuldasın, öğrenci gibi görün." dedi. "Yönetmelikteki maddede 'Saçlar toplu' diyor. Uyarmadığım seni görmediğim anlamına gelmez. Ben seni görüyorum bir şey demiyorum, Pikaçu anlıyor gördüğümü diyorum. Sen, Satıcı bu konuda en çok sorun çıkartanlarsınız. Daha var ama en çok siz yapıyorsunuz bunu. Yazılı uyarıda bulunmakta istemiyorum. Dışarda aç, istediğini yap ama burda kurallara uymak zorundasın. Belli kurallar var!" dedi, "Anladım, peki hocam" dedim. "İyi çıkabilirsin" falan yaptı. Sonra gidip MY2'yi aradım, bilet aldım falan.
1.30daydı gösteri. Öğlenin sonuna doğru baktım, salonun önünde toplaşmışlar. Şaşkın, ben ve 2 kız daha girdik içeri oturduk falan. Bizim olduğumuz yerde iki kişilik boş yer kalmıştı. Kaçık'la Adaş'ta oraya oturdular. (Soldan Sağa doğru) Ben, Şaşkın, Kaçık, Adaş oturduk. Biletleri kapıda toplamayınca içerde bir garip oldu olay, Adaş "Bileetleri topluyomuşuuuuz!" dedi bizim biletleri aldı falan, gülümsedi garip garip.
 Aramızda (Adaş'la) ^^ buna benzer bir iletişim vardı bütün gün. Kaçık'ın arkasından bana bakıyor böyle uzun uzun. Derdini ne acep .D Şaşkın'ın omzuna koydu başını Kaçık, öyle durdular falan. Bende 3 yıldır burda olsaydım keşke. O zaman böyle arkadaşlarım olabilirdi. Gerçi o değişir, eski okulumda olsaydım şimdi 3. yılım olucaktı, böyle bir ortam bizim dönemin arasında yoktu hiç. Olmadı o salaklarla da olamazdı. Ama iki üst dönem öyle bir kardeşlik, arkadaşlık bağı vardıki aralarında imreniyodu insan. Onlar daha çok olaylıydılar, her gün bir kavga, bir saç baş girme meselesi falan oluyordu ama yinede birbirlerine karşı sadıklardı arkadaş olarak. Kardeş dediği kızla ilgili salak salak şeyler düşünüyosalar bile bunları kendilerine saklıyorlardı, eğer biriyle öyle bi bağları yoksada dümdüz gidiyorlardı -orası ayrı. :D O samimiyet o sıcaklık o ortam olsaydı, yakalayabilseydim burda keşke. O zaman lanet okumazdım bu kadar geldiğim için. Neyse!
 
Eğlendik. Gösteriyi yapan adama bol bol küfrettik. Sahneye kişi çağırdığında Kaçık el kaldırdı. "Kaçık, kendine gel nasıl gidiceksin sahneye?" Garipsedi, "Yürüyereeeek" dedi. Güldüm "Merdivenleri görmedin mi lan?" deyince, kalktı baktı "Ohaa" yaptı. Adam bize kızdı, "Konuşmayın diyorum, ordan cevap veriyolar hala duyuyorum" dedi. Kaçık elini nabıyon olm? dercesine elini salladı sahneye doğru "Tamam tamam be" dedi. Sonra konuşmaya devam ettik tabi, susturamazlar bizii! Ehihe. Gösteri bitti, adam çıktı. Tenefüs zili çaldı, ders zili çaldı. Salon hala boşalamadı. Merdivende oturanlar akın ettiler kapıya zaten. Biz kalktık ilerliyoduk, baktık çıkamıycaz, Şaşkın geri oturdu "Ben o kapıdan şuanda çıkmam, çıkılmazki zaten" falan dedi. Bende geri oturdum bunun üstüne, Kaçık'ta oturdu. Adaş, "Of beee, siz kalın burda çıkıcam ben nihahah" yaptı, Şaşkın ittirdi geri otursun diye onu. Benim önüme gelince bende ittirdim falan gülüştük, uğraştı benimle biraz. Sonra azcık ilerledi ittirdiler "N'apıyosunuz laan?!" dedi. Kaçık güldü buna, ama bana birazcıkta olsa "Napıyosun sen? Senin sevgilin yok mu?" diye baktı, ya da daha çok "Anladım ben ne döndüğünü" der gibiydi.. Neyse, Adaş paşa paşa bu sefer benim yanıma oturmak zorunda kaldı. Bende güldüm, hani çıkıyodun lan der gibilerinden baktım buna falan. Çözemedim aradaki gerilimi.  WTF.?

30 Kasım 2011 Çarşamba

her türlü taşıma işi yapılır

Eski okulumdaki ilk aylarım sürekli birilerini reddetmekle geçiyordu. Herkesi reddedince kanka ayağına yattılar, umudu kesince. Şimdi kimseyi reddetmedim öyle ya, herkes bir nazik bir nazik sorma gitsin. Eh, ben sizin niyetinizi anladıms. Bir çocuk var dışardan bakınca çok hiperaktif gibi geliyo insana, Serseri olsun adı. Sonra Gezenti'nin konuşmamı istemediği bir çocuk var, çok sapık hareketlerini gördüm :O Kaçık olsun onun adıda. Bide Kaçık'la takılan biri var sürekli onun adıda Adaş olsun (onun isminde milyon kişi tanıyorum nerdeyse).
-Okulda Van'a eşya göndermek için falan bir kampanya düzenledik. Kolilerle getirdi herkes. İlk önce bi sınıfta duruyorlardı, sonra başka bi yere taşımışlar. Neyse bugünde kamyon gelip alıcaktı, o odadan dışarı taşıyın hadi falan dedi öğretmen. Biz kızlar olaraktan üstümüze alınmadık, çünkü cidden çok ağır olan koliler vardı. Sonra "Hadi sizde yoksa bitmez bu iş" dedi bizede. Tıpış tıpış gittik tabi, napalım.. Kolileri koridora çıkarttık. Adaş'ta ordaydı. Pek samimiyetimiz yok demiycem, öncede hiç konuşmuşluğumuz yok. "Atma ya yıkılıcak Pikaçuu" diyo, ben elime koli aldığımda "Ver veer şunu" diyo.. Garip garip bakıyo -,- Neyse Adaş'ı boşverelim; kolileri taşıdık gülüştük, eğlendikte. Sonra gazeteci geldi fotoğraf çekti. Bizimkiler direk havaya girdiler :D
-Sandalye masa taşıttılar bize. 4 kat bide, boru değil. Etekleyiz bide. Yukarı nasıl çıkardılarsa aşağıda öyle indirsin pçler. Okulda hademe yok sanki öğrencileri kullanıyolar. Hepte bize denk geliyo! Bizim sınıf lanetli.
Dersanede Crax'la oturduk. Gezenti öğreniirse bittiiim. -Ee. Şey. Barıştıkta bizz.- Yine iğrenç espriler yaptık. Öyle yani.
x hadi öptüms iyiyim bugün iyiii!