Nicki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nicki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2012 Salı

ben var sıkılmak

Benim böyle garip garip projelerim vardır. Bir keresinde kalemlik dikmiştim, 6-7 yaşımdaydım sanırım kartondan mikroskop yapmaya çalışmıştım (maketleri çok seviyordum), Titanik maketi vardı baya büyük bir şeydi ama karton çok kalındı kes kes bıktım bıraktım, bebeklerim hep el yapımı şeyler giyerdi/giymeye çalışırdı. :D
Her neyse, ben uzun süredir böyle bir şeyler yapmıyorum. Ellerim boş kaldı yapacak bir proje arıyordum kii, ablam geldi "Çantamızı kendimiz dikelim hadi" dedi. Sonra ben blogları araştırmaya başladım. Karşıma bu siteler çıktı (daha vardı da kapattım bir ara geçmişi karıştırıp bulur onlarıda paylaşırım sizlerlee) :
 Arkadaşlık bileklerinin sitesinde kayboldum ben yoksa bu liste daha çok uzardı. Tabi birde saat (şuan saat sabah 8, okuldan gelince yayınlarım diyorum yazıyı) faktörü var. Ne biçim desenler yapmışlar, siteye bir girin bakın derim ben. 153 sayfaya baktım şimdiye kadar, bakmaya da devam ediyorum. Benim bileklik sevdam yine aştırdı. :D Eğer yaparsam belki fotoğrafını çekerim, yayınlarım. :) [Nicki o Slytherin bilekliğini yapmamız lazım!]

Ve Yapıcam-Alıcam-Bulucam:
bu snood acayip hoşuma gitti. böyle bir şey istiyordum zaten, anneanneme ördürürüm, eyfel'i ve kurdeleleri bulup hallederim.
(Bunu diy olarak kazaktan yapanlarda var. Yapım aşamalı bulmuştum bir yerde bakacağım tekrar link veririm daha sonra)
bu snood buradan
zımba aldığımda yapılacaklar listesine girdi!


high top - adidas'ınki iyiymiş


contrast cardigan!
parka almalıyım. monttan yana hiç şansım olmadı zaten. düzgün bir şey bulursam alıcam.





sağ alttaki hoşuma gitti galiba :D

1 Şubat 2012 Çarşamba

Yazarım Demiştim :)

Benim garip takıntılarım var. Düşününce, doğum günümde, 14 şubatta, yılbaşında (Bu yıl Adaş istisna oldu. Ayrıldık bu arada doğum günümden önce) hep yalnızdım. Sanırım böyle mutluyum. Millet sürekli 14 şubatta birileriyle olmak, kutlamak, hediye almak istiyor. Ben öyle değilim. Gerek duymuyorum. 14 şubatta mesela çayımı, kitabımı alırım.. Pencere kenarında ya yağmuru izlerim ya karı. İkiside yoksa parlayan güneşi... Dokunmazda. -Dokunmadığını şuan fark ettim-
growing up.
Ama doğum günleri güzeldir. Bir yaş daha büyürüz, ben arkadaşlarımla kutlamadım hiç. Saçma geliyor zaten yaşamımda yer edinemeyecek insanlarla değer verdiğim bir günü harcamak için organizasyon yapmak, para harcamak. Ailemle geçirmeyi hep daha çok sevdim. Annemin narlı, portakallı pastası (kış çocuğu olmak), fazla kremayı yemek hep zevkli benim için. :) Bu yıl az daha yiyemiycektim, ama annemle yaptık pastayı, yardım ettim daha lezzetli geldi :D Her neyse. Doğum günümden önce ben Nicki'lerdeydim. Anlatayım... :)
Biz zaten (o yatılı gitmeden önce daha fazla olacak şekilde!) birbirimizde kalıyorduk arada. Bizde misafir vardı bende koşarcasına kaçtım dersek cuk oturur. Özlemiştim çok Nicki'yi. (Zaten misafir geleceğinide sonradan öğrendim.) İlk gittim, bir yabancı geldi. Ama sonra her şey yavaş yavaş normale döndü. Biz yine okullardan konuşmaya başladık! Yahu kız, kazandı gitti falan biz hala okul konuşuyoruz. Yurtdışı okuma sevdası var bu seferde. Nicki diyor, "Ne yapıp edip gideceğim. Gitmeyi istiyorum," ama ikimizde bir gerçeğin farkındayız. Memur çocuğuyuz. Çok maaş aldıkları söylenemez. Benim ablam zaten üniversitede. Biz yinede bir şekilde, burs falan gitmeyi istiyoruz. Onun dışında kolamız, cipsimiz film izlemeye çalıştık ama benim uyuklamam sonucu yatmaya gittik. Pijamaları giydik. Benim uyku açıldı. Konuşmaya başladık yine. Sabah ezanını duyduk. Güneş etrafı aydınlatmaya başladı. öyle yattık. Ertesi gün dün bitiremediğimiz filmi izledik. Nicki'nin anne babası alış-veriş için çıkıcaktı. Sordular "Pikaçu kalıcak mısın bu akşamda?" diye. Babası, "Kalsın ya," falan dedi. Ya da öyle bir muhabbet geçti hatırlamıyorum tam :D Sonra kalmak istiyorsan ara haber ver dedi. Bende durdum, "Hala pijamalarla oturuyoruz, televizyon izliyoruz. Kalırım bence ya," dedim gülüştük. Babamı aradı, o akşamda Nicki'lere komşusu geldi okey oynadılar falan. Nicki'nin babası kola şişesinden şarap döktü ? Ben bir baktım. Bir yerden yolluyorlamış mı ne. Her neyse, bardağa koyunca uzattı Nicki'yle bize. Ben, "Ee, yani?" der gibi baktım. Nicki 1-2 yudum aldı. Son Durak 5'i izledik. VE ERTESİ SABAHTA DERSANEYE GİTTİM. the end.

28 Ocak 2012 Cumartesi

1 yaşı daha doldurduuk !

Geçtiğimiz günlerde doğum günümdü. :) En çok istediğim şey hediye olarak geldi. Bide üstüne kar yağdı. Ohh miss yani :D Annemle anneannemdeydik, koydu şarap. Karşılıklı içtik, çok keyifliydi. Sonra midem bozuldu gerçi çerezi çok kaçırdım heralde. Neyse..
Ondan önce ben Nicki'lerde 2 gece kaldım. Sabahlara kadar uyumadık, en son ezanı duyduğumuzda 'Artık uyumalıyız galiba' gibi muhabbetler geçti. Ee tabi, kuş yuvadan uçtu. Yatılı okuyor, görüşemiyoruz. O geliyor, benim dersanem oluyor falan çakışıyor. Ben uygun olduğumda o yurtta kalıyor, sınavı oluyor. Herneyse anladınız siz durumu. Eh aylar geçince (!) doğru düzgün de görüşemeyince acısını çıkarttık tabi. bir ara daha ayrıntılı yazarım
x

8 Ocak 2012 Pazar

Güneş Nerede?

Expectations:
Yağmurun sesiyle uyandım bugün. Hafif hafif vuruyordu yağmur damlaları pencereme. Kalkıp açtım perdelerimi. Pek aydınlık değildi etraf. Saate baktım. Sonra gökyüzüne. Güneş nereydi? Sahi bulutları görünce kaçıp gitmiş miydi? Neredeydi koşup yakalamaya çalışacağımız gökkuşağı? Yoktu. Ne güneş ne de gökkuşağı. Yağmur yağıyordu sadece. Sonra balkona çıktım. Yağmurun kokusunu, toprağın kokusunu içime çektim. Yağmur bana birilerini hatırlattı. Ama unutturdu da güzelliğiyle. Gülümsedim.
Taktım kulaklıkları. Bobby McFerrin - Don't Worry Be Happy çaldı şansıma, bu soğuk havanın yavaşlığı içine esir etti beni. Çayımı alıp battaniyemle birlikte oturdum balkona. Sonra şarkı beni uzaklara götürdü, iskelede Paradise'deydim. Ama boştu kimse yoktu. Oturmuştum iskeleye, ayaklarımı sarkıtmışım. Güneş ısıtıyor kemiklerimi, ama ısısı yeterli değil bu mevsimde. O ağaçlardan hışırtılar geliyor yine. Sincaplar rahatça dolaşıyordu. Sonra ufuktan çektim gözlerimi arkamı döndüm denize, yürüdüğümüz, oturduğumuz o yerlere baktım sessizce. Bir ışığın yanıp sönmesi gibi aklıma orasının dolu hali geldi. İçimi çektim.
Yine balkondaydım. Anladım ki insan sadece bir yere kendisini ait hissediyorsa özleyebiliyor. Kate we have to go back. :) Nicki duy sesimi. Bu yıl artık fotoğraf çekilmeliyiz. Olmuyor bu böyle. :))
Reality:
Uyandım, dersaneye geç kalmıştım. Hızla hazırlanıp derse gittim.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Gün Doğarken Vol. 2

Bugün Hiç Abur Cubur Yemedim! Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Eh, dersanede para harcamadım ve kendimi kalem alarak ödüllendirdim. (Cidden çok para harcıyormuşum be abur cubura) Tek su aldım, arkadaş kantindeki bedava keklerden (kermes yapmışlar) koşa koşa gidip aldı. Bende "Oyhsş. Yemek yemiycem! Yemek yemiycem!" dedim, azmettim ve dayandım. Böyle kilo verilmez ama abur cuburu sağlık açısından da azaltmam şarttı artık. Tarihe geçsin diye yazıyorum yani.
Araştıralım Bakalım!
Bugün dersanede karar verdik, bacaklarlar, popo sıkılaştırmak lazıms, gerekli hareketleri araştırıcağız. Denedim bir kaç hareket, yoruldum lan. Bide diyordum bunlar nası sıkılaştırıcak! 10 dakikada bacaklarım felç. :D Ah Nicki şimdi burada olsa, bu hallerimi görse tıkardı ağzıma Fritos'u. Buyrun, lazım olursa diye burdan.
Tüm Gün Poker Face Değil; Partyin' ! Malum sinir olsun istediğimiz insanlar var. Eh, onları boşverin eğlenmek hepimizin hakkııı! Zaten son günlerim güzel geçiyor. Geçen Gezenti'yle küfürleştik (bi insan bu kadar düşürebilir kendini anca). Oç dedim azdı, saydırdı falan. Bizde arkadaşla telin başında onun attığı mesajlara gülüyoruz. Zaten oç diye de arkadaş dedi diye diyesim geldi (cümleye öl.) "Lan oç desene en çok o ağırlarına gidiyo nihihhahah" ve dedim. Salak bana kilo muhabbetine girdi sanki kendisi çok zayıf ya! :D Bu ne perhiz bu ne lahana tuşusu! (aha lan tam oturdu galiba bu, perhiz falan)
Lan Saat 3 Oldu. Yarın uykusuzluktan ölücem gidip yatsam mı acaba? O zamanda daha garip olucak ama, neyse. Şuan bi savaş veriyorum. Gidip yatayım mı yumuşacık yatağıma.. Gözlerim kapanıyor.. ÖF. Tamam. Teoman'ın 03:00 diye bi şarkısı vardı yanlış hatırlamıyorsam. (TEOMAAAAN MÜZİĞİ NİYE BIRAKTIN OLM YA! :D ergenlik.)
Can Sıkıntısını Yeniden Tanımlamak. 137 şarkıyı sevdiğimden sevmediğime doğru sıraladım. Galiba sıçtım ben, 110'a Sad But True oturdu! :O Ne yaptım lan ben böyle. :D Eleye eleye ve arada pat diye aklıma gelen şarkıların listeye torpilli girmesiyle bok gibi b
ir liste yaptım, yayınlarım okuldan gelince.
Saat 4. Of yatmam lazım benim, ölüyorum. Neyse uykum açılınca bişeyim kalmaz. Ama acıktım lan. Öküz gibi yiycem .okulda bahse varım.Neyse sakiniims. Yarın iyiki matematik yok. Olsaydı matematikçi evi arayıp "Siz bu kıza napıyosunuz?" derdi eminim. Ay daha rimel temizlemem lazım.

BİRİ AYAKTA. EDİTLERİM SONRA.

1 Aralık 2011 Perşembe

bu bir yılbaşı yazısıdır.


kaynak
 Okulda, dersanede başladı bile "Çekiliş yapacak mıyız hocam?" soruları.
 IT'S JUST CHRISTMAS. EVERY YEAR WE'RE CELEBRATING IT. SO TELL ME, WHAT'S THE POINT?
Hediye almaktan nefret ediyorum, bu yüzden söylüyorum bunu. Yakın olduğum insanlara alıyorum zaten, bir de çekilişe katılıp hiç tanımadığım insanlara "Acaba beğenir mi?" "Kaç beden giyiyor acaba?" gibilerinden strese girerek para harcamak birde çok salakça geliyor. Eğer gönlünden geliyorsa alsın, bende alayım. Olmaz ki böyle. Buradan anlaşılacağı üzere bu yıl hiç bulaşmıycam okulda çekilişe. Zaten her yıl bir şey oluyor, ismimin çıktığı kişi hediye getirmiyor falan. Öyle şanslı bir insanım. Herkes hediyesiyleyken ben mal gibi kalıyorum. FOREVER ALONE. Neyse. Nicki'ye alırım heralde hediye, birde eski okuldaki eski arkadaşıma, -Gözlüklü olsun adı-. Evet evet, Gözlüklü'me bir hediye almalıyım kesin! Güzel birde not yazarım. Ohh miss. Özledim onuda zaten. Her neyse. İçim kıpır kıpır beyler bayanlar, yılbaşında evi süslemeyi çok seviyorum. Sonra uzun süre asılı kalıyorlar gerçi, toplamaya üşeniyor herkes. O kadar çok süs kullanıyoruz ki! Annemin sarmaşıklarını bile süslüyoruz artık gerisini siz düşünün. O havayı çok seviyorum. Salak pop şarkılarını bağıra bağıra söylemeyi dans etmeyi seviyorum. Geçen yıl böyle söylemiştik Murat Dalkılıç - Merhaba Merhaba şarkısını. :) (bu arada bir matematik sınavı daha öptü geçti bugün..) Her neyse canlar, öpüldünüz x

9 Kasım 2011 Çarşamba

Yarın ve Cuma Okullar Tatilmiş!

Radyoda geçen altyazıya göre yarın ve ondan sonraki gün tatil cicişler! -Cidden çok koydu bana Nicki yarın uyuyacak, bense tıpış tıpış okula gideceğim. 

okula gideceğim için yüz ifadem şöyle (+Nicki Minaj+Super Bass) olduğundan bu
gif uygundur. yüklenmedi iki saat zaten sinir oldum. bilgisayarımda dondu
sayesinde. ama yüklendi sonunda mutluyum arkideş


Bu arada Nicki'de dile geldi, "Nerden çıktı bu Nicki, ne alaka" dedi. Efendim şimdi ben o yazıyı yazarken bir yandan youtube'da Nicki Minaj - Super Bass şarkısı açıktı. Bir yandan da Nicki'yle konuşuyorduk. Şarkının klibinde de kaslı adamlar var. Bende düşündüm düşündüm, asdfghjkl diye random güldüm kendi kendime. Nicki'ye verdiğim cevapsa şöyle "Benimle ne alakası var deme ama kaslı erkekler görünce sen geldin aklıma o klibi birlikte izliyo olsaydık çok fena muhabbetini yapardık" dedim, güldüm. Oda güldü üstüne. O yüzden ismi Nicki oldu biricik arkadaşımın yani. Başka bi alakası yok, başka yerlere çekilmesin :D
-Çıkıcak mısın yakında?
+Yok 3e kadar falan otururum evin tadını çıkarıyorum
-Eheh **** :D
+buna ne cevap vermeliyim bilemedim :D
Her neyse canlarım. İntihar edersem bundan bilgisayarım sorumlu. Şu gifi yüklemek için tamı tamına 1 saatimi harcadım ya. Gifi yükledi, temam gifi tamamen göstermiyo. İlk fırsatta temamı değiştireceğim -,-

İyi Gibiyiz


 İyiyim galiba, ablamla hala tartışsak arkadaşlarım bana deli dese bile iyiyim yani. Defterim var benim, ona resim falan çiziyorum. Rahatladım biraz. Birde azcık youtube'dan Selena Gomez'in klipleriyle dalga geçtim iyiyim. YANİ GALİBA.
Çok İngiliz damarım tuttu arkadaşımın -Nicki olsun adı- deyimiyle. Nicki okuldan geldi, yarın ben okula gidicem diye dalga geçiyor. Eziyor benii. :D Onunla tatilde tanıştık. -yerin adı Paradise olsun- Aslında aynı şehirde oturuyoruz ama evden 1000 km uzakta tanışabildik anca. O yıl aynı dersaneye gitmiş olmamıza ve babalarımızın tanışmasına rağmen!
Yazı özledim, onunla bir araya geldiğimizde de zaten eskileri anıyoruz, eski esprilere gülüyoruz falan. (Hala komik geliyorlar valla her seferinde bir başka gülüyorum) Şuan okul ödeviyle uğraşıyorum bir yandan; o yüzden daha bir yazı özledim bugün. Bayram diye sabahlayıp, öğlen kalkınca daha da bi garip oldu. Psikolojim bozuldu. İyi değilmişim bunu anlıyoruz..
Ben Paradise'e gitmek istiyorum. NICKI WE HAVE TO GO BACK!