18 Aralık 2011 Pazar

Dedemin İnsanları

Uzun süredir yazmayı düşündüğüm ama hep ertelediğim şu film yazıcıklarını yazmaya başlayayım dedim artık. :) Beceremedim yazmasını ama gidin izleyin!
Bir insan kendisi için yapmak istediği şeyleri ertelememeli, yapmalı ilk fırsatta! Ertelemek, fırsatlara sırtını dönmek gibi.. Eğer bir fırsat kaçarsa, arkasından koşsan bile yakalayamazmışsın, her şey üst üste gelirmiş bazen. Ve iğrenç bir yere dönüşürken buralar, sen dayanamazmışsın. Yaşayamazmışsın böyle bir dünyada, elinden geleni yapmış, karşı çıkmışsın ama takan olmamış. İnsanların o davranışlarına şaşırıp kalmış, sinirlenmişsin. Olan olmuş..
Çağan Irmak döktürmüş tam anlamıyla! Çok güzel hissettirmişler oradaki duyguyu, hem ağlattı hem güldürdü. Mesajınıda sağlam vermiş Çağan Irmak. Çocuklarda muhteşem iş çıkarmışlar, kodro mükemmel. Kostümler, müzik, çekimler harika. Adam yapmış yani!
Akılda Kalanlar (izlemediyseniz, okumayın tadı kaçmasın)
-Kardeşini denize attıkları sahne acayip duygusaldı, sanki benimde içimden bir parça koptu, cesetsiz bir mezar vardı bahçede bebekken denize atılan kız kardeşine aitmiş. İçim acıdı.
-Çetin Tekindor'a giydirdikleri gıcır takım elbiseler muhteşemdi.
-Şişeye yazıp koyduğu mektupların yerini bulması ve yanıt gelmesi, davet edilmeleri, çocuk gittiğinde kadının eski fotoğrafları vermesi, o sahne.. ah!
-"Metaforlar çıkın kafamdan"
-Çocuğun o kadar atarlanması, dedesinin gönlünü alması..
-İntihar etmesi..

Gidin izleyin, bu film daha çok anlatılmaz izlenir! ;D

17 Aralık 2011 Cumartesi

Yeni Yıl Dilekleri - İlk Mim

İlk defa mimlendim. Deeptone mimlemiş beni (:

evrene iletiyoruz dilekleri ama yinede..

Mimin Konusu : Yeni yıldan istediğimiz 12 şeyi yazıyoruz.Sınırsız seçim hakkımız var.Buyrun hazırlayın listenizi, evrene duyurun sesinizi.Ardından da gönderiverin 12 kişiye..

1. Dünya şerefsizlerden, egodan, götoşlardan, kıskançlıktan, kaşarlardan ve piçlerden arınsın. (AMİİN! :D ) Öyle insanlar yüzünden ve öyle şeyler dolayısıyla üzüntü duymayalım istiyorum. Herkes insan olsun, kostümlü hayvanları aramıza almayalım.

2. Artık kimseyle laf yarışına girmek istemiyorum, tamam laf sokmak zevkli ama boşuna dememiş Dylan "Asla bir salakla tartışmayın, dışardan bakanlar hanginizin salak olduğunu anlamayabilir" diye. Sevmiyorumda başıma dert almayı. Bela benden, herkesten uzak dursun 2012'de. Çekemem kimseyi -kimsede beni çekemiyor zaten. (Laf yarışı yok ama birilerini dövmek istiyorum bak.)

3. Hiç kopmayacağım arkadaşlar edinmek istiyorum. How I Met Your Mother'daki gibi. Kızlı erkekli bir arkadaş grubu istiyorum. Ama erkekler o kızlarla aradaki mesafeyi aşmış olsun cidden arkadaş olabilelim yani. Gören ne sanarsa sansın ben onların sadece arkadaş olduklarını, başka niyetleri olmadıklarını bileyim.

4. Güzel bir okul yılı diliyorum. Seneye güzel bir yere giderim umarım. İnsanları düzgün olur. Başarılı olurum. Evi okuldan arayıp "Burası iğrenç, okul değiştiricem ben" demek istemiyorum. Şimdiki okulumda bana dört kolla sarılacağım bir ortam sunsun, burayı sevebilmek istiyorum. Unutulmaz anlar yaşamak istiyorum.

5. Şu yazdığım şeyleri bir toparlasam (denemeler, hikayeler vs.) ve tamamlasam da birilerine okutsam, yorumalarını alsam. Süper olur. Yazılarım açısından kendimi geliştirdiğim bir yıl olsun. Yeni başladığım bir romanımsı saçmalığım var ona yeni bölümler yazayım.

6. Tüm insanlar Star Wars'ı ve Yüzüklerin Efendisi'ni izlesin artık. Ayıp ya. Hadi izlemeyi bırakın Star Wars ne bilmeyen var. Abartıyorum belki ama, gerekli canlarım bu.

7. Şu fazla kilolardan kurtulup yaza incecik gireyim. İncecik girememde azcıkta olsa kilo vereyim o yeter. Abur cubur yemeyi bıraksam aslında her şey yoluna giricek. Evet! Abur cubursuz, kolasız, fast food'suz bir yıl istiyorum. Ve birde Nutella'sız. -Lanet olsun!- Kısaca kilo aldıran her şeyden uzak bir yıl istiyorum. Tartılmaktan korkmamak istiyorum. Pantolonlar bol gelsin istiyorum! Galiba çok şey istiyorum.

8. Önümüzdeki yıl içinde ne kadar çok şey öğrenebilirsem o kadar çok şey öğrenmek istiyorum. Genel kültürümü arttırmak istiyorum. Tiyatro, gezi, sinema etkinliği bol bir yıl olsun.

9. İstediğim bütün kitapları almak, doya doya ya da heyecanla aldığım gün onları okumak; onlarla ilgili bloga yazmak istiyorum. Okuduğumdan tat alayım, okumaya rahat rahat vakit ayırabileyim.

10. Güzel bir yaz tatili olsun. Hiç kötü anı kalmasın aklımda. Fotoğraf çekilelim bol bol arkadaşlarla, güzel güzel geçiinip gidelim yazın.

11. Meditasyona sardırdım bu aralar, ilerleteyim onu. Koşuyada başlayacağım şu kilo muhabbetinden dolayı. Uzun süredir düşünüyordum zaten, artık gerekli. (Koşarken 800 kalori yakıyormuşsunuz!) Bunlara başladım ya sonradan mızıkçılık yapıp (Bknz: Sınav haftası) bahaneler uydurup bırakmayayım, azim diliyorum. Sakinlik diliyorum.

12. Mutlu olduğum güzel fotoğraflar çekileyim, fotoğraf albümüme bastırıp koyayım, güzel güzel yazıcıklarla süsleyeyim. Fotoğrafları bastırmak için para bulabileyim istiyorum.

Mimlediklerim ; Volante, Pembe Balon, liseli, Maledisant,   (kimi mimlesem bilemedim ama gören herkes mimli olsun!)

Bu da şarkı.

15 Aralık 2011 Perşembe

sanane lan !

Kaçık'la daha samimiyiz, Merba'yla da. Merba iyi ya, diğerlerinin aksine insan gibi davranıyor. Kaçık'ta halden anlıyor. Güldürüyor falan. Aramızda bişey olduğunu sandılar/sanıyorlar. Hatta Şaşkın bile! Öğlen İngilizce sınıfındaydılar. İçerden biri "Pikaçuu," diye seslendi. Sonra da Yanks içerden "Havada aşk kokusu var" falans dedi saçmaladı.  Sonra Şaşkın'la konuştuk. "Kaçık'tan mı hoşlanıyorsun?" diye sordu. "Yok, hayır. Asla! Saçmalama." deyince, "İstersen yapabilirim yani," falan dedi saçmaladı. "Ben," dedim "hala onu seviyorum. Pat diye silip atmadım. Kaçtık'tan hoşlanmıyorum yani." "Ay, anladım kıskandırmak için yapıyorsun!" dedi. "Hayır, kıskandırmak için yapmıyorum. Konuşmuştuk ya hani. Elimden geldiğince herkesle konuşmaya çalışıyorum. Sonra göt gibi ortada bırakıyosunuz insanı siz. Hiç kimseye karşı öyle bir niyetim yok." deyince ben, sustu. Sonra Merba, ben, Şaşkın müzik odasına gittik. Müzikçi piyano çalıyordu. Bir öğretmen daha vardı içerde, tanımıyorum. Oda dinliyordu. Bir ara bedenci geldi oda dinledi biraz durdu gitti. Tam biz Şaşkın'la gidiyorduk, o öğretmen geri çağırdı bizi. Sınıfını söyledi, dolabın arkasında gitar varmış gidin getirin dedi. Şaşkın'la bir koşuşturmuşuz ki sormayın. Ben önden gidiyorum diye tuttu hırkamda geriye çekti falan :D mallaştık azcık. İşte götürdük gitarı, slow çaldılar. Bay geldi,sıvıştık bizde :D 
kaynak
Malın teki Kaçık'a yavşıyomuşum, öyle demiş. Sanane lan! Ne bokumsun ki bunu söylüyosun? Kafamın tası attı. Kaçık'a söyledim, "Çekemiyorlar takma" dedi. Bende takmıycam diye kendi kendime söz verdim. Çünkü Kaçık haklı. Zaten söyleyende alakaya maydonoz birisi, ilgilendirmiyor artık onun mal mal söyledikleri. Ne düşünürse düşünsün. Arkamdan konuşmak kolay, götü yerse gelsin bide yüzüme söylesin dedikodu yapmasın öyle. Atıp atıp tutuyorlar, ben atıp tutmadan direk bildiklerimi söyliycem o olucak ;) Neyse ya, burdayım ve mutluyum. Gelecek için umutluyum. Artık takmak yok malları. Umrumda değil hiçbiri. Onların salaklıklarıyla vakiy kaybetmeyeceğim. Çok gereksiz.
xoxo,
Küllerinden Doğan Kız

14 Aralık 2011 Çarşamba

çarşamba çarşafa dolanır.

Gezenti ve tayfası MY1'e öğle arasında sigara içerken yakalanmışlar. Köpek gibi içiyolar zaten. 1,5 ders boyunca MY1'in odasındaydılar. Eşyaları kalmış sınıfta arkadaşıyla, almaya geldiler. Nasıl kızarmış ama :D Ağlayınca kızarıyor pancar gibi :D Onlarda salak ya, ulu orta içilir mi? Bişey yapıcaksanız adam gibi yapın yani :D Akıllı, Gezenti'nin arkadaşlarıyla birlikte tenha bi yerlerde görülmüş canlarım. O azmış kalabalık grubun yanında Akıllı tek başınaymış. Eh, "Biliriz Biz Böylelerini Koçumm" demiştim ben. Orada ne yaptıklarıysa merak konusu bilmiyoruz :D (Direk yayılmış bu arada olay. Resimci "yakalananlar arasında kim varmış?" falan diye sordu. Bende Psycho'ya kaç kere sordum kim bilir, unutuyorum hep. Ama kalabalıklarmış. Baya isim saymışlardı yani. Neyse canlarıms. Beni ilgilendirmiyor.)
Bugün yemekhanede yemek iğrençti. Olduğu gibi geri verdim tabağı. -Zorunda kaldım. Karnım doymadı ya.  Tavuk sote ağacı çıkacak artık içimde, yakındır yani. Kaç oldu aynı yemek. Bide bi çorba yapmışlar. Faili meçhul resmen. Ne buldularsa içinde atmışlar. Merba, ben İngilizceci birlikte yemek yiyorduk, doğru düzgün kimse bir şey yemedi/yiyemedi. Gördüm zaten herkes boyuna çöpe döküyordu :D
Öyle gümbürtüye gitti bugün, matematikçinin laf altından verdiği mesajlarla, inkılapçının ani sözlüsüyle geçti..
Çarşamba çarşafa dolandı, nevresim değiştirmem lazım. Hadi öptüms x

12 Aralık 2011 Pazartesi

neyse sakinim -,-

Bedenci özetlemek gerekirse sıçtı sıvadı, hayatımda böyle azar yemedim. Zaten maç vardı öğlen, ilk maçı kazanmıştık (sınıflar arası maçlar) ama pek umutlu değildik.
İki takımda muhteşem oynadılar, canlarım benim, yenildik ama olsun. Kaçık karşı takımdaydı, Adaş'ta. Yanks falan. Hepsi. Kaçık geldi, çıkardı terli terli formayı fırlattı "Hediyem olsun hohoho" yaptı. :D
Eğlendim ama, o sınıfın kızları çok sinir. Öyle böyle değil. "Yeeenceez sizi ağlamayaan eheh" diyolar falan bitanesinin yakasından tutup "Ne boka ağlıyomuşuz amk amaç eğlenmek değil mi bu maçlarda lan topu götüne soktuğum" diyesim geldi-saçmalayasım geldi yani. Zor tuttum kendimi, Merba da yanımdaydı diyo "Sakin bayanlarr" falan. (Son zamanlarda baya takılıyoruz Merba'yla) Hiç hoş değildi kızların yaptıkları. Kızlarla tartışıyoduk, ortalık kızıştı, aradan bağırıyorum ardan Kaçık'la gülüyorum falan. Merba'da izliyodu en son, "Bi dakka ya siz mi oynadınız maçta" dedi, bende "Gelip bize laf yapıyo ama" dedim. Uzadı baya. Sonra tenefüste sınıftan biri geldi, "Pikaçu toplayın kızları gidin dövün şunları ya. Yolun" deyince, "Sinirliyim zaten gaza getirme beni" diye cevap verdim. "Bazı insanlar bazen insanlar" deyip yoluma devam ettim. Ama cidden çok kafamı attırdılar. Bebeler gibi "Yendik şişirdik" saçmalığını söylediler. Ben sadece göz devirmekle yetindim. -Şimdilik.
Adaş, Kaçık falan terli olduklarından losyon mu kolonya mı onun gibi bişey, -losyon olsa gerek erkkek kokusu çünkü- Adaş geldi yanaklarıma ellerini sildi ve gülüp gitti. Ne yaptığını anlamam için kokuyu almam gerekti, yüzüme sürmüştü o kokudan. İğrenç ya. :D Kaçık benim yüz ifademi gördü, ne olduğunu sordu, söyledim. En az iki saat gülmüştür yani. -,-

Award Ödülleri

1.Ödülü bize veren kişiye teşekkür ediyor ve linkini veriyoruz.
İlk ödülümü verdiin bana, çok teşekkür ederim. Volante'cim. (Dr. Martens çizmeleri Nicki Minaj'ın Super Bass klibinde de var galiba) eheh.
Link Link Link:
http://yagmurunyagmasiyidir.blogspot.com/

2.Hakkımızıda 7 gerçek paylaşıyoruz.
-Örümceklerden çok korkarım, boyutu farketmez; örümcek gördüğüm anda oraya bir daha adımımı atmam. (Bu aslında küçüklüğüme dayanıyor. 5 yaşımda falandım sanırım, yattım yatağa. Kafamı diğer tarafa çevirdim ve yastığımın üstünde bir örümcek bana doğru geliyodu. Annemlerin yanına nasıl gittim bilmiyorum.)
-Kendimle hiçbir zaman barışık olamadım. Kendimi hep çirkin buldum, arkadaşlarımsa güzel.

-Tırnaklarımdan nefret ediyorum, çok şekilsizler ve ben boyuna oje satın alıyorum. Hiçbir işe yaramayan peluş hayvanlarmış gibi ben onlara bakıyorum, onlar bana bakıyor.
-Sürekli kalem alıyorum.
-İnsanlarla samimi olduğumda haddimi aşıp cıvıtabiliyorum, bu hallerimden kendimde rahatsızım.
-Gülmeyi severim, eğer içimden o anda gülmek geliyorsa karşımdakinin "a" demesi bile beni güldürebilir.
-Sürekli birşeyler düşünürüm yapmak için, ama yerimden kalkmak her seferinde ayrı zor gelir.


3.Sevdiğiniz 10 blogcuya ödül verin ve verdiğinizi de haber verin.Volante
Katip

(10 diyor farkındayım... Ama işte.)

11 Aralık 2011 Pazar

nerden geldin aklıma yine..

1010 söz konusu şahsiyet. Kötüleri gördükçe iyiler gelir aklına, keşkeli cümleler sarf edersin boşuna. Buda öyle. Ama bilemiyorum, iyi miydi 1010 yoksa kötü mü? Bana karşı iyiydi aslında, sanıyorum ki ciddi problemleri vardı.
 Arada bir geliyorlardı buna, kafayı yiyordu, dengesizdi ama en azından adamdı diyelim gönderme yerine gitsin..
1 yıl geçti 1010'un üstünden. Ama ben burada oturmuş hiç işim yokmuş gibi yazıyorum onunla ilgili bişeyler.. "Unuttum," diyordum "O köprünün altıdan çok sular aktı" ama merak ediyorum bugün karşılaşsak ne yapar? Arabayla geçerken beni görürse ben onu fark etmesem bile ne düşünür? Ne hisseder? Acır mı içi, ibnenin teki olduğunu kabullenir mi? Bir tebessüm mü olurum yüzünde, umursamazlık mı? Umursamaz hiç galiba. Geride bıraktıklarını umursadığını görmedim ben onun hiç. Kırık kalpler, bozulmuş sözler bırakıyordu hep arkasında. "1010'nun Arkasından Bakakalan Ezikler"  diye bir kulüp kursam kaç kişi katılır? Ya da şöyle güzel bir küfretsem mesela. Ohoho rekor kırarız kesin.
Öylesine gelmedi aklıma aslında;