30 Kasım 2011 Çarşamba

her türlü taşıma işi yapılır

Eski okulumdaki ilk aylarım sürekli birilerini reddetmekle geçiyordu. Herkesi reddedince kanka ayağına yattılar, umudu kesince. Şimdi kimseyi reddetmedim öyle ya, herkes bir nazik bir nazik sorma gitsin. Eh, ben sizin niyetinizi anladıms. Bir çocuk var dışardan bakınca çok hiperaktif gibi geliyo insana, Serseri olsun adı. Sonra Gezenti'nin konuşmamı istemediği bir çocuk var, çok sapık hareketlerini gördüm :O Kaçık olsun onun adıda. Bide Kaçık'la takılan biri var sürekli onun adıda Adaş olsun (onun isminde milyon kişi tanıyorum nerdeyse).
-Okulda Van'a eşya göndermek için falan bir kampanya düzenledik. Kolilerle getirdi herkes. İlk önce bi sınıfta duruyorlardı, sonra başka bi yere taşımışlar. Neyse bugünde kamyon gelip alıcaktı, o odadan dışarı taşıyın hadi falan dedi öğretmen. Biz kızlar olaraktan üstümüze alınmadık, çünkü cidden çok ağır olan koliler vardı. Sonra "Hadi sizde yoksa bitmez bu iş" dedi bizede. Tıpış tıpış gittik tabi, napalım.. Kolileri koridora çıkarttık. Adaş'ta ordaydı. Pek samimiyetimiz yok demiycem, öncede hiç konuşmuşluğumuz yok. "Atma ya yıkılıcak Pikaçuu" diyo, ben elime koli aldığımda "Ver veer şunu" diyo.. Garip garip bakıyo -,- Neyse Adaş'ı boşverelim; kolileri taşıdık gülüştük, eğlendikte. Sonra gazeteci geldi fotoğraf çekti. Bizimkiler direk havaya girdiler :D
-Sandalye masa taşıttılar bize. 4 kat bide, boru değil. Etekleyiz bide. Yukarı nasıl çıkardılarsa aşağıda öyle indirsin pçler. Okulda hademe yok sanki öğrencileri kullanıyolar. Hepte bize denk geliyo! Bizim sınıf lanetli.
Dersanede Crax'la oturduk. Gezenti öğreniirse bittiiim. -Ee. Şey. Barıştıkta bizz.- Yine iğrenç espriler yaptık. Öyle yani.
x hadi öptüms iyiyim bugün iyiii!

27 Kasım 2011 Pazar

bir deneme sınavı daha öptü geçti

Sabah uyanamayınca öğlen gittim sınava, dersanede deneme vardı. Binanın önünde Fenciyle karşılaştım. Fenci sabah gelenlerin Fenden çok zorlandığını, döküldüklerini söyledi. Ben sevmiştim bu konuyu, ama işlememiştik nerdeyse bir giriş yapmıştı anca dersanedeki. Okuldaki fencide bu hafta gelmedi ve bende bildiğim herşeyi unuttum :D Bir panikledim. Sonra rahatladım ama geçen seneden alışıktım fenden çıkan 6-7 yanlışlara ve bir o kadar boşlara. Amaan sallaa! dedim kendi kendime.
Sınıfa gittim, oturdum bi' yere yanım boştu. Sonra Crax geldi. "Lan boş yer yok" deyince hoca "Otur Pikaçu'nun yanına" dedi. İşte kitapçıkları dağıttı hoca. Kapağı açtım. Islık gibi hani ama nefes alıyorken çıkıyomuş gibi bi ses çıkardı Crax. Ama komikti. İlkinde güldüm. Türkçe'nin ilk sayfasında 4 soru vardı, o soruları çözmeye çalışırken bide aldı beni gülme. Sonuç olarak o 4 sorudan 3ü yanlış. Sonra birde "Steve Jobs'la Nejat İşler arasında sadece isim benzerliği var akraba değiller." Bunada ilk güldüm sonra dönüp baktım, "Crax bu espriyi yapmış olamazsın." dedim. Daha da güldük.
En önde oturuyoduk Crax'la. Arkadakiler "Susun ya çözemiyorum" demeye başladılar. Sonra hoca "Ayrırım bak sıraları!" dedi. Biz direk "Öhms hocam tamam tamam sustuk" dedik. Ama sonra Crax durdu durdu. "Pikaçu," dedi gayet ciddi. "İnsanı en çok ne yıkar?" dedi. Ne yıkar diye sordum. "1-Su, 2-Sabun" dedi. Öküz gibi güldüm abartısız. Sonra ben "Bi soba bi sobaya ne demiş?" dedim. Sordu, "Bugün çok ateşliyim demiş" dedim. Oda ayrı bi güldü buna. Ondan sonra "Şş, Crax. Abi sınavdayız yalnız" dedim. Sonra çözmeye başladık. Matematiğe geçti. Ben hala gülmekten Türkçedeydim. Sonra kendi kendine söylenmeye başladı, "İyide olm sen bana 2+2=4 79'un yaklaşık değeri ne? diyo gibisin. Bu soru ne be?!" dedi. Sonra sınıftan kız durdu durdu, "Üşüdüm, Google Earth!" dedi. Böyle mal mal sınavı çözdüm. Türkçeden 5 yanlış çıkardım. Fen 2 falan. Öyle yani..

26 Kasım 2011 Cumartesi

im gonna kill you

 
böyleydim işte.
Ben zaten çok garip bir ruh halindeydim her an ağlayabilirdim. 1-2 kere ağladım zaten, hatta neden ağladığımı sordu beyefendi. Bende ters ters cevap verdim. Çünkü sormadan önce gayet gülüşüyordu falan. Tekrar söylüyorum; yemezler! Bir kız var, -Şaşkın olsun adı- Gezenti'nin sınıfında. İngilizce sınıfının orda duruyorduk geçen gün. Bir de bizim sınıftan kabarık, uzun saçlı, hafif toplu bir kız var -BilekBeri olsun adı-  ve birde Akıllı oradaydı. Şaşkın, şaka niyetli "Baak seninki, Psycho geliyo Akıllıı!" dedi. Hafif kızardı yanakları bizimkinin, kızdı, yaaa niye öyle diyosunuz gibi bişeyler zırvaladı. Belliki hoşlanıyor hafiften Psycho'dan. Haksızda değil güzel gülüşü var çocuğun. Ama bilmiyor tabi, Psycho arkasından "Akıllı- mal ya" diyip gülüyor.-Neyse. Akıllı'nın tepkisine güldük biz tabii. Sonra bana baktı.  

Refleks dolayısıylan bi' küfretti akıllı. Kıvrandı
biraz. Bende elimden geldiğince acıttım canını.

"Pikacuuuu!" dedi. "Gezenticiğin gidiyor bak!"
Güldü. Bende tuttum bunun parmağı büktüm.

Şaşkın, elimi çekiştirdi, ayırmaya çalıştı.
Saçına yapışmak üzereydim
Akıllı'nın. "Yapma lan acır kızın parmağı."
dedi. BilekBeri'de çekiştirdi beni.

Akıllı hafiften güldü ben parmağını bırakınca.
Hafife alınıyormuşum gibi hissettim.
"Senin kafanı alıp şu duvara gömerim." dedim.




  

 


 
 
 
Korktu biraz, belli etmemek için garip garip tebessüm etti, gözlerini devirdi. "Bana öyle gözde devirmiyceksin!" dedim. Şaşkın, geriledi 1-2 adım. "Ben karışmıyorum abi arada kalıcam sonra." dedi. BilekBeri bana Kendine gel Pikaçu dercesine baktı . Bende BilekBeri'ye Aman be! bakışı attım. Öyle işte yanii.

biliyorduk aslında.

 
Biliyorduk bitecekti elbet. Hiç uyuşmuyor gibiydik. Sınıftakilerle konuşmamı istemiyordu, bense sınıfa tamamen dahil olmak istiyordum. Çünkü istediğim o sınıf ortamına sahip olamamıştım hiç. Psycho özellikle. Sınıftakiler onunla gülüşür, eğlenir. Ben? O istemiyor diye sırf somurturum. -Ben böylesine gelemiyorum. Gezenti, konuşmamı istemiyor. Ben zaten yok o istemiyo, yok şu şöyle böyle dedi diye biriyle konuşmayı kesmem. Hatta inadına konuşurum daha fazla. İlk zamanlar konuşmadım, çünkü cidden çok sorun çıkarıyordu. Yok öyle bir sevgili atarı sayın seyirciler! Canımı sıkıyordu bende sırf problem çıkmasın diye sesimi çıkartmıyordum. Niye problem çıkmaması için bu kadar uğraştım bende bilmiyorum. Pek bana göre değil aslında o. Bunu şuan fark ettim. Yoksa barışmak istiyordum. Konuşuyorduk Facebook'tanda. Aramızda iyiydi. Ben yine bir dengesizlik yapıyorum, Facebook'umu dondurdum. (yakında açarım gerçi yine) Ama birinin bunu kesmesi lazımdı. Hiç kimsenin boşuna üzülmesine gerek yok sonuçta. Eğer "Niye dondurdun?" falan derlerse sınav haftasını bahane ederim. Gezenti sorarsa "Yine, ama bu sefer daha çok üzülücez, farkındasın sende. Senin üzülmenide istemiyorum, ben zaten direk kaldıramam" falan der çıkarım işin içinden. Bir daha istemiyorum çıkmak. Böyle söyleyince çok garipsiycekler, o yüzden kıvırmam lazım. Keşke gelmeseydim şu okula be. Eskisinde mis gibi düzenim vardı. Alıştığım bir yerdi. Son yıl ne için değiştirdiysem. Öf. Neyse.
Dersane falan lay lay lom gidiyor, okul.. Okul güzel gidiyor, öğretmenleri gittikçe daha çok seviyor gibiyim. Özellikle İngilizcecimize bayılıyorum. İlk yılı değil öğretmenlikte 4. yılı falan galiba. Çok iyi, ablamız gibi biraz. Eskiden Türkçeciyle Mat.çıyı hiç sevmiyordum ama onlarda iyilermiş aslında. Ön yargılı bakmışım.  Her şey güzel olacak. Ama şimdi değil.

21 Kasım 2011 Pazartesi

i dont care

Gif'i ben yaptım.-Ve evet bu şarkıya taktım.

Bizimki ne yaptı? Dediği lafları bir güzel yedi. Biz langırt oynamıştık, şişe çevirmece falan oynamıştık ya. Tabii ki buna anında yetiştirdiler.
O sabah okula gittim. Gezenti şaşırtıcı bir şekilde erken gelmiş, arkadaşlarıyla toplanmış konuşuyordu. Bende bizim kızların yanına gittim, gülüşüyoruz kızlarla. Ben güldükçe hafiften yüzü düşüyor Gezenti'nin. Bende onun o hallerini görüp daha da gülüyorum falan :D Neyse. Biz langırt oynarken gören arkadaşı geldi okula. Çekti bunu kenara. Anlattı bişeyler bir süre. Sonra Gezenti donuk donuk baktı. Yüzü bi düştü. Çok eğlendim o an. :D O akşam bana Facebook'tan yazdı. "Sen langırt oyna" "Şişe çevirmece falan" dedi. Atar yaptı bildiğin. Ama hangi sıfatıyla? onu anlayamadım. Yumuşak cevaplar verdim. Sanki takıyomuşum gibi. O bana "Umarsamak için bi sebebim kalmadı" dedikten sonra 1 saniye bile takmadım onu. O böyle gelip atar yapınca, suyuna gittim. İşte geçen gün niye mallaştı bu bana. Ben her dediğine dalgayla karışık cevaplar veriyodum. İşte "neyse boşver" dedim. İyi bundan sonra boşveririm her şeyi gibi bişey dedi. Bende "Zaten boşvermemiş miydin?" deyince "Pikaçu beni dellendirme bak" dedi. Bende "Çıkmıyoruz. Langırt oynamama şişe çevirmeceye bişey diyosun. Bide gelip dellendirme diyosun. Garipsin" dedim. "Tamam" dedi, "Ne tamam?" dedim engellemiş Face'te. (:

17 Kasım 2011 Perşembe

tanıdık bir yer

Eski dersaneme gittim, tanıdık bir yer. İlk yılında ordaydım ben.. Benim gibi orası, üstüne 2. kez bu yıl dersane değiştirmeme rağmen benim. Ben oraya aitim. Girişteki abladan kantincisine kadar tanır beni. Güzel bir duygu bir yerde özlenmek, ziyarete gittiğinde güler yüzlerle karşılanmak, "Nasılsın canım?" "Haydi gel yukarı," "Gel sana bir şey ısmarlıyım konuşuruz." gibi cümleler duymak.. İnsanların ben orda olduğum için mutluluk duyması ve benim orda olmaktan mutluluk duymam güzel. Gariptir yalnız hissetmiyorum orada. Kapıdan girenler bana selam veriyor (tanıdıklar tabii), tanımayanlar "Bu kim be?" gibisinden bakıyor. Bende Sen-Kimsin-Ben-Buranın-Eskisiyim bakışımı atıyorum "Siz yokken biz vardık" dercesine. Öğretmenlerimi görüyorum, çoğu dağılmış olsada eski Türkçecim hala orda. Adamın dersinde çok yoldan çıkıyorduk ama bize iyi davranırdı. Kıyafetlerine laf yapardık hatta, bazı sulu kızlar gidip sarılıyorlardı. Bense mesafemi korudum ama yinede Facebook'ta abim olarak eklemektende geri kalmadım (: Onlar beni sabah geç kalmalarımla kabul ettiler, ilk baş biraz zorlasalarda sonra uyanamadığımı ve bu işin olmayacağını anlayıp beni halime bıraktılar sabah derslerinde. Dersanenin ilk yılıydı belli bir düzen yoktu, yalpalıyordu dersane. İlk peşinden koştuğum erkeği orda tanıdım ve orda eğlendim delicesine. Bir şey öğrendim mi? Çok. Fenci bana bir şeyler öğretmek için çok çabaladı ve başardı da. Özledim sanırım 2 yıl öncesini. Öyle lay lay lom günlerin geçmesini. En iyi arkadaşımla -adı Yelloz olsun- farklı okullarda olsakta dersanede birlikte olmayı, sabahları onu bekletmeyi falan. Şimdi anca görüşüyoruz, ben etütleri kırıp bazen onun yanına gidiyorum ama genellikle oda dersanede oluyo (o hala eski dersanede) görüşemiyoruz eski okuldakilerle takılıyorum bende. Yapacak bir şey yok :)
Gidiyorum kantinine, bakıyorum ne çok değişmiş. Her gidişimde daha farklı oluyor. Eski, hayatımın bir parçası olup geçmiş, bir yerin değişimini izliyorum. Ama yuvam gibi, eski okulumda öyleydi. Ve ben ikisinide kaybettim.

buruk bir tebessüm

İlk derslerde çok mutluydum son derstede öyle sayılırdım. Güldüm eğlendim, güzel bir okul günüydü. Onunla çıkarken erkeklerle konuşmamı istemiyordu falan; o yüzden sınıf ortamının içinde bulunamıyordum pek. Bugün güzeldi o açıdan. Sınıfta herkesle konuştum, yılın başından beri ilk kez sınıfın içinde hissettim kendimi. Bir parçası gibi. O sınıfa ait gibi.. Ama çoğunun 3-4 yıllık bir arkadaşlığı var. Bense çoğunu tanıyorum ama bölük pörçük. Sayısalcı anasınıfından beri tanıdığım bir insancık mesela, sonra 2 yıl önceki dersaneden tanıdıklarım var 1-2 tane. Gerisinde her şeye sil baştan başladım. Yakın arkadaşım yok. Yanımda tenefüslerde oraya buraya sürükleyebileceğim, "Onu görmek istiyorum dışarı çıkalım" diye açık açık söyleyebileceğim birisi yok. Yalnızım dostlaar. (:
Başlık bile bulamadım şu yazıya. Ne yazsam onuda bilemiyorum. Bugün okulda son dersimiz boştu. Gezenti'yle ilgili soru sorup durdular. Sayısalcı geldi, "Ayrıldınız mı Pikaçu, n'oldu?" dedi. Ayrıldığımızı söyledim, "Hmm" falan dedi bişeyler geveledi gitti. Gezenti'nin bir arkadaşı var, bizim sınıfta -Psycho olsun adı- sarışın mavu gözlü incecik sopa gibi bi çocuk (fena değil orası ayrı.) biz Gezenti'yle buluşurken oda geliyordu genelde. Bir de kilolu, eski okulumdan tanıdığım bir çocuk var -Ayı olsun adı- Sınıfta genelde Ayı'yla Psycho birlikte takılıyorlar. Psycho bana kimin ayrıldığını onu bunu sordu, şişe çevirmece oynuyorduk yapacak başka bişey bulamamıştık :( Neyse, Ayı "Elden gidiyor seninki, koş yakala, tut" dedi. Psycho "Gezenti taşınıyo lan nereye mk" dedi. Ayıya vurdum bir tane. Çıkışta toplandılar bişey konuşuyorlardı. Hızlı hızlı geçtim yanlarından, gördüm onu falan. Cidden elden gidiyor, tamamen hissiz değilim ona karşı yapabileceğim bir şey yok 2 günde unutamam.
Her köşe onunla ilgili anılarla dolu gibi geliyor, ama atlatacağıma inanıyorum. Eve giderken arkama baktım hep, gözlerim doldu. Belki yarın gidecek (gitmez ama olsun); hiçbir şey bilmiyorum. Son bir kez görsem çok mu? Gülerken bir anını göreyim hatta, öyle kalsın aklımda. Aklımda böyle kalsın! O mal, sanki erkeğin tekiyle kavga ediyormuş gibi halleri değil.
Bu arada, Face'e "Bir gün gelicem aklına" gibi bir şey yazmış. Farkında değil, onu hiç sevmemişim gibi düşünüyor. Ama gerçek öyle değil. O hala aklımda. Aslında gitmedi. Şöyle bir şey var, o hala aklımda ama kalbimde olup olmadığı şüpheli (: Arkadaş sordu, aynen böyle dedim. Doğruda zaten. Bu yüzdende yüzümde buruk bir gülümseme, hafiften göz yaşı var. VE birde; SMILE FOR ALL THEM HATERS!